• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Prof. Dr. Halil Akdeniz: “Ben Türk Sanatindan Çiktim”

Prof. Dr. Halil Akdeniz: “Ben Türk Sanatindan Çiktim”
Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş
 

Demokratik ülkelerdekimse kimsenin nasıl bir koleksiyon oluşturacağına karışamaz ve herhangi  bir müdahale ve yaptırımda da bulunamaz. En azından demokratik ve gelişmiş olarak kabul ettiğimiz ülkelerde bu kurumların işleyişi biçimi böyledir. Bir koleksiyonerin koleksiyonunu yabancı sanatçılar üzerine mi yoksa kendi ülkesinin sanatı üzerine yapılacağı konusunda herhangi bir yaptırım olamaz. Buna koleksiyonerler kendi özgür iradeleri ile karar verirler. Bunun dünyada tartışılmayacak örnekleri vardır. Örneğin, yakından bildiğim Köln’de Ludwig müzesinin sahibi Peter Ludwig, koleksiyonunu ağırlıklı olarak döneminin Amerikan Pop Sanatı üzerine yapmıştır. – Peter Ludwig, aynı zamanda koleksiyonerlik ve müzecilik konusunda dünyanın beş büyükleri ile ilgili yapılan bir araştırmada 1980’lerde en büyük beş koleksiyonerleri arasında yer alan dev bir koleksiyonerdir. Ve elindeki zengin koleksiyonu ile de Almanya’da olduğu kadar Almanya’nın dışında da değişik ülkelerde 9 müze açmıştır. Benim de Almanya’da Büyükelçilik Kültür Müşavirliği görevine başlar başlamaz ilk işim ve projem kendisiyle kontakt kurarak, Türkiye’de de bir çağdaş sanat müzesi açtırmaktı. Fakat görüşmelerimiz sırasında vefat etti ve projem yarım kaldı. Daha sonra da varisleri artık yurtdışında müze açma konusuna sıcak bakmadılar ve proje gerçekleşemedi. –  Almanya’nın ikinci büyük koleksiyoneri büyük inşaat sektörü sahibi Hans Grothe’dir. Grothe, Peter Ludwig’in aksine koleksiyonunu 1945 sonrası Alman sanatı ve sanatçıları üzerine oluşturmuştur. Ve Almanya’daki bir çok çağdaş sanat müzesinin sergi salonları, onun müzelere koleksiyonundan ödünç verdiği eserlerle dolup taşmaktadır.  Birbirine zıt yaklaşım içinde olan bu iki dev koleksiyonerin tavırları üzerine, ne Almanya’da bulunduğum öğrencilik yıllarımda, ne de daha sonraki görevli olduğum dönemlerde; onların niye yabancı sanatçılar ya da Alman sanatçıları üzerine koleksiyon yaptıkları konusunda herhangi bir tartışma yaşandığına tanık olmadım. Ülkemizde de DEMSA, Bozlu Art Project ve Koç Holding Sanat Koleksiyonu gibi farklı yaklaşımları ve perspektifleri olan zengin sanat koleksiyonları mevcuttur. Ve bu üç koleksiyonun da İstanbul’da kapsamlı birer müze kurma girişimleri olduğunu biliyoruz. Hatta geçtiğimiz günlerde Bozlu Art Project’in Şişli’deki tarihi Mongery binasında ağırlıklı olarak çağdaş Türk sanatından oluşan bir Sanat Müzesi açıldı. Yakında açılacak diğer iki koleksiyonun müze hazırlık çalışmalarının da devam ettiğini biliyoruz. Bütün bunlar ülkemizin kültür ve sanat ortamının zenginleşmesine, kültürel değerlerimize, sanatımıza ve sanatçılarımıza değerli destek ve saygı değer katkıları olacağı kanaatindeyim.

 

Ancak konu günümüzün polemik konusu olan her şeyin para odaklı kendi ülkesinin sanatını ve sanatçılarını küçümser bir tavırda ortaya çıkınca üzerinde durulması gereken çok nazik bir durum ortaya çıkmaktadır. Ülkelerin bugün uluslararası arenada kendi sanatçıları ve sanatları ile yarıştığı bir dünyada, kendi değerlerine, sanatına ve sanatçılarına sahip çıkma değer bilinci açısından üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.  Kültür ve sanat, bugün ekonomilerin, ticaretin ve politikanın da lokomotifi haline gelmiştir. Ülkeler ekonomilerinin ve ticaretlerinin hatta politikalarının önünü, sahip oldukları kültürel değerleri ve çağdaş sanat eserleri prestiji ile açmaya çalışmaktadırlar. Kültür ve sanatla bütünleşmeyen parasal zenginlikler artık pek bir işe yaramamakta; merhum Sakıp Sabancı’nın deyimiyle “Bugün uluslararası camiada para herkeste var hatta bizden daha fazlasıyla, paranızın yanında eğer kültür sanat zenginliğine sahipseniz o camiada adam hesabına alınıyorsunuz”. Bu da kanımca herhalde söylemeye çalıştığımız şeyleri çok iyi özetliyor. Daha da özele inildiğinde bunun yolunun kendi sanatınızın ve sanatçılarınızın değerini küçümsemekten değil,  onların değerini yükseltmekten ve onlara destek vermekten geçtiğidir.

 

Söylemek istediklerimi dünyanın değişik ülkelerindeki gözlemlerim ve bizzat tanık olduğum bazı örneklerle özetleyip bitirmek istiyorum. Sanırım 1997 ya da 1998 yılı Avrupa’da gene bir ekonomik kriz dönemiydi;  Prof. Konrad Klapheck’i Akademideki atölyesinde ziyaretim sırasında bana:  “Ekonomik kriz Avrupa’nın ve Almanya’nın sanat ortamını çok etkiledi, piyasada yaprak kıpırdamıyor, sen Türkiye’den yeni döndün durum Türkiye’de nasıl diye sormuştu. Ben de Türkiye’nin o zamanlar henüz tam olarak sanat piyasası çarkı içinde olmadığından, alış verişlerin gene eski usul geleneksel ilişkiler bağlamında sürdüğünü,  sanatçının, amatör de olsa –  sosyal çevredeki konumu ve ilişkileri iyi ise açılışlarında sokaklara kadar taşan çiçek buketleriyle dolduğu, eserlerinin nerdeyse tamamına yakınının kırmızıyla etiketlenerek satılabildiği, bunu yanında profesyonel bir sanatçının hatta çok iyi bir sanatçı da olsa, sergisinin satışsız kapanabildiği gibi biraz bizim sanat ortamımızın durumundan söz ederken dedi ki; “geçenlerde Almanya’da yaşayan bir Japon sanatçı Düsseldorf’ta bir sergi açtı ve krize rağmen sergide 19 eseri satıldı” dedi. Ben de kendimi tutamayarak Herr Profesör hani yaprak kıpırdamıyor demiştiniz” dedim. Hemen akasından ama satın alanların hepsi Japon iş adamlarıydı dedi. Bu örnek, sanırım bizdeki bugüne ilişkin kendi kültür ve sanatına sahip çıkma bilinci açısından söylemek istediklerimizi fazlasıyla ifade ediyor. 

 

Ben de Almanya’daki görevim sırasında Almanya’da yaşayan genç Türk sanatçıları ilgili bir dizi sanat etkinlikleri, sergiler düzenledim. Davetliler arasında hep Almanya’da yaşayan Türk İş adamlarımızı da davet ettim. Ama maalesef ellerinize sağlığın ötesinde bir satış desteğinin olduğu görülmedi. Bizden farklı olarak yine Uzak Doğu ülkesi olan Güney Kore’de gözlemlediğim diğer başka örnekler de var. Örneğin Başkent Seul’da kendi ülkelerinin insanlarının görebilmeleri, onların eğitim ve kültürel düzeylerine katkıda bulunmak üzere dünyanın başka ülkelerinden sergiler organize edip getirerek kendi halklarına sunmalarının yanı sıra yabancı ülkelerde yaşayan Koreli sanatçılara da çok geniş çaplı kataloglu sergiler düzenleyerek her türlü maddi ve manevi destek verdiklerini gözlemledim. Örneğin Seul’de çok büyük bir mekanda New York’ta yaşayan Koreli Sanatçılar sergisine rastladım, organizasyonu, tanıtımı ve kataloğu vb. her şeyiyle muhteşem bir sergiydi.  Yine aynı ülkede şahit olduğum bir başka örnek ise yine Seul’da bir Üniversiteyi ziyaretim sırasında Güzel Sanatlar Fakültelerinin mezuniyet sergileri vardı. Sergilerin bir öğrenci sergisi olmanın çok ötesinde profesyonel hazırlanmış bir sergi ve sergileme niteliği vardı. Buraya kadar yine de her şey güzel ve normal de beni şaşırtan şey, her yeni mezun olan sanatçı adayı, mezuniyetinin bitiminde açtığı ilk kişisel sergisinde eserlerinin tamamı ya da tamamına yakını satılıyormuş. Bunlar henüz piyasaya yeni atılan sanatçılar, hiçbir tanınmışlıkları yok, nasıl oluyor da eserleri satın alınıp- satılabiliyor diye sorduğumda aldığım yanıt; onların henüz meslek hayatlarının başlangıcında hem maddi hem de mesleki moral bakımından desteklenmesi gerektiği, Kore sanatının gelişmesi açısından buna ihtiyaç olduğu şeklindeydi. İki defa da Kore’de uluslararası Gwangju Bienali’nin açılışına davet edildim. Başka benzer özelliklerde olaylara orada da şahit oldum. Yine Japonya’da Tokyo’da da benzer olaylara, kendi ülkelerinin sanatına ve sanatçılarına destek bilinciyle yapılan organizasyonları oralarda da gözlemledim. Herhalde Batı’dan ve Uzakdoğu’dan verdiğim bu birkaç örnek bile bize bazı şeyleri yeterince açıklıyor diye düşünüyorum. Son olarak da şunu söyleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum; tüm bu anlattıklarımın hepsi aslında  kendi kültür ve sanat değerlerine sahip çıkma bilinciyle ilgilidir. Her şey paraya ve kazanca odaklı düşünülemez ya da düşünülmemesi gerekir –böyle düşünenler için söylüyorum-  Parasını bu ülkeden kazanan iş adamlarımızın, koleksiyonerlerimizin, bu ülkenin sanatına sanatçısına, insanlarının eğitim, kültür ve sanatsal düzeylerinin gelişimine katkıda bulunma gibi sorumlulukları vardır, diye düşünüyorum.    

Ümmühan Kazanç

Etiketler: ben türk sanatından çıktımhalil akdeniz
Önceki Yazı

Court And Cosmos: The Great Age Of The Seljuqs Exhibition At New York Metropolitan Museum Of Art

Sonraki Yazı

Kilis School Project Support Exhibition

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Ali Ekber Kumtepe, Ben Bir Şey Yapmıyorum, 2026 – 01.
Blog

Ali Ekber Kumtepe: “Ben Bir Şey Yapmıyorum”

26/03/2026
Emine Sevgi Özdamar.
Makaleler

Emine Sevgi Özdamar: “Dilin kemiği yok, nereye çevirirsen oraya dönüyor”

27/02/2026
Haliç Sanat 1-2-3’te Üç Yeni Sergi
Blog

Haliç Sanat 1-2-3’te Üç Yeni Sergi

21/05/2025
Nazım Hikmet Yılı: “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”
Blog

Nazım Hikmet Yılı: “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”

28/05/2025
Edvard Munch, “Köprü Üzerindeki Kızlar”, 1902, tuval üzerine yağlıboya, 100x102 cm., (Özel koleksiyon, © The Munch Museum / The Munch Ellingsen Group / VG Bild-Kunst, Bonn 2011).
Makaleler

Edvard Munch: Modern Göz

20/05/2025
Alberto Giacometti, Grande tête mince (Grande tête de Diego).
Müzayedeler

Alberto Giacometti’nin Kardeşinin El Boyalı Büstü 70 Milyon Dolar ile Satışa Çıkıyor

08/05/2025
Sonraki Yazı
Kilis School Project Support Exhibition

Kilis School Project Support Exhibition

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas.

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

14/04/2026
Mutlu Aksu, Sen Nasıl İstersen, 2025, Tuval üzerine akrilik, 100x190 cm.

Mutlu Aksu: “Reality Show”

14/04/2026
Damla Sari, Hediye paketi olsun mu?, 2026, Fine Art baskı, 55x80 cm.

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

14/04/2026
Betta St. John, June Laverick ve Anne Heywood, 1957.

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

14/04/2026

Sanat Haberleri

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

“Masada III” Galeri Bu’da

Son Eklenenler

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result