Pg Art Gallery, 20 Haziran’a kadar Aysun Bozuklu’nun “Akışkan Gelecek” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının resim ve heykelleri, zamanın doğrusal akışını yitirdiği, mekânın ise katmanlaşarak dönüştüğü alternatif bir evren tasavvuru sunuyor.
Pg Art Gallery, Aysun Bozuklu’nun “Akışkan Gelecek” başlıklı kişisel sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. 20 Haziran tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergi, zaman ve mekân kavramlarını alışılmış algıların dışına taşıyan bir dünya kurgusu etrafında şekilleniyor.
Aysun Bozuklu’nun resimleri, ölçülebilir ve doğrusal zaman anlayışından uzaklaşarak alternatif bir zamansallık fikrini ele alıyor. Bu evrende zaman, ileriye doğru ilerleyen bir çizgi olmaktan çıkarak biriken, yoğunlaşan ve mekânın içinde katmanlaşan bir yapıya dönüşüyor. Mekân ise bu zamansal yoğunluğun taşıyıcısı haline geliyor.

Sanatçının tuvallerinde yer alan şehirler geleceğe ait görünse de aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyor. Çünkü bu dünyada zaman, geçmiş üretmek yerine yüzeylerde biriken bir yoğunluk olarak varlık gösteriyor. Yapılar; aşınma, oluşum ve çözülme gibi farklı durumları aynı anda bünyesinde barındırırken, endüstriyel unsurlar da alışılmış işlevlerinden uzaklaşarak başka bir varoluş biçimine evriliyor.
Boru sistemleri, taşıyıcı yüzeyler ve yapısal elemanlar fiziksel dolaşımı sağlayan araçlar olmaktan çıkarak zamanın kendisini taşıyan yapılara dönüşüyor. Böylece mekân, sabitliğini kaybedip çözülerek geçirgen ve değişken bir organizma niteliği kazanıyor. Doğa ise büyüyen değil, hatırlayan bir yapı olarak ele alınıyor; bitkiler toprağa bağlı bir gelişim göstermek yerine zamanın katmanlarını yararak yüzeye çıkıyor.
“Akışkan Gelecek”te figür de fiziksel bir beden olarak değil, zamansal bir iz olarak beliriyor. Sanatçının heykel pratiğinde karşılık bulan bu figürler, sessiz şehirlerin zamansız sakinleri gibi kurgulanıyor. Fiziksel varlıktan çok, mekânın farklı zaman katmanlarında bıraktığı ruhani izleri temsil eden figürler; pas, ışık ve endüstriyel kalıntılarla çevrili bu dünyanın hayaletleri olarak ortaya çıkıyor.
Sergi, tamamen farklı bir evren tasarlamak yerine mevcut gerçekliğin başka bir zaman katmanını görünür kılmayı amaçlıyor. İnsan doğrudan görünmese de geride bıraktığı yapılar ve dönüşmüş izler aracılığıyla varlığını hissettirmeyi sürdürüyor. Böylece “Akışkan Gelecek”, terk edilmiş ya da yok olmuş değil; yalnızca başka bir zamansal düzleme taşınmış şehirlerin hikâyesini anlatıyor.



















