
Ağa Han Müzesi Giriş, (© Gary Otte).
Yıllardır üzerinde titizlikle çalışılan çok özel bir projenin vücut bulmasını Toronto’da keyifle izledim. Büyük bir merak ve hevesle alt yapısının hazırlanmasını yakından takip ettiğim Ağa Han Müzesi-İsmaili Merkezi ve Bahçe’den oluşan kültür, sanat ve eğitim kompleksi, 12 Eylül’de sade fakat bir o kadar da etkileyici bir törenle açıldı. Prens Ağa Han ve kardeşi Prens Amyn Ağa Han, Kanada Başbakanı Stephen Harper ve Kanada Kültür ve Resmi Diller Bakanı Shelly Glover’ın yanı sıra sanat ve kültür dünyasının önemli isimlerinin açılışında hazır bulunduğu müzenin faaliyete geçmesi, dünya sanat camiası açısından büyük önem taşıyor. Müzede, 2015 yılında İstanbul ile ilgili açılacak serginin konusu ise şimdilik açıklanmıyor ama çok özel bir etkinliğin yolda olduğunun haberini verebiliriz.

Ağa Han Müzesi, (© Tom Alban 2013).
![]() |
| Ağa Han Müzesi, (© Gary Otte). |
![]() |
| Ağa Han Müzesi, (© Gary Otte). |
17 dönüm arazi üzerinde yer alan, ünlü Japon mimar Fumihiko Maki’nin tasarladığı ve şimdiden Kanada’nın en önemli yapıları arasında yer alan modern ve sade tasarımı ile Ağa Han Müzesi, Charles Correa’nın tasarladığı İsmaili Merkezi, Vladimir Djurovic’in peyzaj mimarlığını gerçekleştirdiği bahçelerin birlikteliğinden oluşan kültür sanat merkezinin planlanmasına 14 yıl önce başlanmış. 300 milyon Amerikan Dolarına mal olan kompleks, Toronto’nun 30-40 katlı yapılarına inat, yatay yayılımı, çevreyle olan muhteşem uyumu ve sade tasarımıyla dünyanın en çok konuşulacak kültür merkezlerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. “Böyle bir kompleks için niçin Toronto seçildi?” sorusunun cevabı ise çok açık. Kanada’da Doğu Afrika, Tacikistan, Afganistan, Suriye ve daha dünyanın birçok yerinden göç etmiş ve Kanada bayrağı altında yaşayan yaklaşık 100.000 İsmaili Müslüman bulunuyor. Dünyada ise toplam 15 milyon İsmaili Müslüman yaşıyor. İsmaili Müslümanlarının yanı sıra Müslümanlığın diğer mezheplerine mensup birçok Müslüman burada yaşıyor. Kanada ayrıca farklı birçok din ve kültürden insanların barış içinde yaşadığı ülkelerden biri. Amerika’ya yakınlığı da göz önüne alındığında, Toronto İslam Eserleri Müzesi için mükemmel bir sahne oluşturuyor.
Müze ve İsmaili Merkezi ile ilgili önemli bir nokta dikkat çekiyor. Kültür kompleksi inşa edilirken, farklı milletlerden mimar, peyzaj mimarı ve danışmanlarla çalışılmaya özen gösterilerek İsmaili Müslümanlarının, Müslüman olsun ya da olmasın diğer dinlere ve kültürlere ne kadar yakın olduğu özellikle vurgulanmaya çalışılmış. Prens Ağa Han 12 Eylül’de yaptığı açılış konuşmasında bu yaklaşımlarını şöyle anlatıyor: “Hepsi uluslararası çevrelerde büyük üne sahip mimarlar tarafından tasarlandı ve ben bu büyük çok kültürlü duyarlılığı vurgulamak istiyorum. Charles Correa, örneğin, Hint kökenli ve de Hindu ve Hıristiyanlar için binalar tasarladı. 30 yıl önce bizim Vancouver’daki merkezimizi ailesi İtalyan kökenli olan mimar Bruno Freschi tasarladı ve erken dönem çalışmaları arasında bir Şıh ibadethanesi bulunuyor. Yeni Ağa Han Parkı, Lübnan asıllı mimar olan Vladimir Djurovic tarafından tasarlandı. Ve Ağa Han Müzesi, mükemmel bir Japon profesyonel olan Fumihiko Maki’nin eseridir. Bugün, bu sanatçıların bizimle birlikte olmasından dolayı çok memnunuz.”
Müslüman medeniyetlerin dünya mirasına sanatsal, entelektüel ve bilimsel katkılarına genel bir bakış sunmayı amaçlayan Toronto Ağa Han Müzesi’nin Daimi Koleksiyonunda, sanatsal stilleri ve malzemelerinin çeşitliliği ile geniş bir yelpazeyi yansıtan 1.000’den fazla eser bulunuyor. Portreler, tekstil, minyatürler, el yazmaları, seramik, çini, tıbbi metinler, kitaplar ve müzik aletleri, insanlık tarihinin 10 yüzyılını ve Çin’den İber Yarımadası’na kadar uzanan geniş bir coğrafyayı temsil ediyor. Müzede sergilenen eserleri ilk kez gördüğümde, tabii ki aklıma hemen Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Türk ve İslam Eserleri Müzelerimizde sergilenen eserler geldi. Sonra da asla karşılaştırma yapmamam gerektiğini düşündüm. Çünkü Ağa Han Müzesi, Kuzey Amerika ve Kanada’da açılan ilk İslam Eserleri Müzesi olma özelliğini taşıyor. Ve yıllardır tutkuyla biriktirilen İslam Eserlerinin bir müzede sergilenme hayalinin gerçekleşmesini gözler önüne seriyor.
Ağa Han Ailesi’nin bireylerinin birçoğunun eser bağışlayarak katkı verdiği koleksiyonun tarihi nesiller öncesine dayanıyor. Ağa Han’ın amcası Prens Sadruddin Ağa Han, vefat ettikten sonra eşi Prenses Catherine, Ağa Han’ı davet ederek muhteşem minyatürler, heykeller ve seramiklerden oluşan İslam Sanatı koleksiyonlarını ona emanet eder. Örneğin, şu anda müzedeki Bellerive Odası’nda sergilenen Prens Sadruddin Ağa Han’ın seramik koleksiyonu -İznik seramikler önemli bir yere sahip- paha biçilmez eserlerden oluşuyor. Daha sonra Prens Ağa Han’ın satın alma yoluyla geliştirdiği aile koleksiyonunu, bir müzede sergileme çabaları başlıyor. Koleksiyonda kağıt üzerine eserler, yaldızlı el yazmaları, Kuran yaprakları çok önemli bir yer teşkil ediyor. Diğer hazineler arasında ise şu eserler bulunuyor: En erken döneme tarihlenen, günümüze ulaşmış, İbn-i Sina’nın el yazması “El-Kanun fi’t-Tıb (Tıbbın Kanunu)” eseri; I. Şah Tahmasb için hazırlanmış Şehname (Kralların Kitabı)’den 10 yaprak resim; 19. yüzyıla ait, Türkiye’de yapılmış, kestane ağacı yaprağı üzerine altın ile kaligrafik kompozisyon; dönemine göre oldukça gelişmiş metal eserler, cam ve kaya kristali objeler, bilimsel aletler, çarpıcı taş ve ahşap mimari elemanlar…
![]() |
Prens Ağa Han ve Kanada Başbakanı Stephen Harper, (© Moez Visram). |
![]() |
| Kanada Başbakanı Stephen Harper ve Ağa Han Müzesi Müdürü Henry Kim, (© Gary Otte). |
Prens Ağa Han İslam Eserleri Müzesi’nin gerekliliği konusunda ise şu açıklamayı yapıyor: “Son yıllarda öğrendiğim derslerden biri İslam ve Batı dünyasının, karşılıklı anlayış oluşturmak adına çok daha etkin bir biçimde birlikte çalışmaya ihtiyaç vardır, özellikle bu kültürler daha aktif bir etkileşim içinde ve iç içe geçmiş durumda. Biz, bu müze ile tüm İslam halklarının dini, etnik, dilsel ve toplumsal çeşitliliğinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.”
Erken dönemlerden itibaren, Müslüman medeniyetler; coğrafyaların, dillerin ve kültürlerin olağanüstü çeşitliliğini yansıtmaktadır. Toronto -daha genel anlamda Kanada- bu çeşitliliği kucaklaması açısından uluslararası bir üne sahip. Toronto şehri, bu nedenle dünya kültürleri arasındaki karşılıklı anlayış, saygı ve hoşgörüyü teşvik eden bir kurum için ideal bir ortam sağlıyor.






















