
Ryota Matsumoto, “The High Overdrive and Its Undefinable Consequence”, 2014, Mixed Media, 79×119 cm.
Aslında mimar olarak kariyerine başlayan ve devam eden Ryota Matsumoto, son birkaç yıldır üzerinde çalıştığı çizimleriyle sanat ve mimarinin sınırlarını sorguluyor.
RÖPORTAJ: ÜMMÜHAN KAZANÇ

Sevgili Ryota Matsumoto, röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Sanırım önce sanat eğitimi, ardından mimari eğitimi almışsınız. Şu anda sizi sanatçı mı, mimar mı ya da her ikisi olarak mı takdim etmeliyiz?
Sizinle çalışmalarım hakkında konuşmak benim için bir zevk. Hem üniversite hem de master eğitimimi mimari üzerine yaptım. Amerika ve İngiltere’deki çalışmalarım sırasında sanat ve sanat tarihi dersleri de aldım. Bence sanat ve mimarlık; formlar, yapılar ve renkler açısında birçok ortak noktayı paylaşıyor. Aynı zamanda, sanat ve mimari, yaşadığımızın toplumların sürekli değişen yapısını yansıtan katalizörler olarak görev yapıyorlar. Bu yüzden mimarlık alanındaki 20 yıllık deneyimimden sonra, çizimler üzerine yoğunlaşmam doğal bir sürecin sonucu. Kendimi hem tasarımcı hem de mimar olarak düşünüyorum. Bazen, bu iki alan arasındaki sınırları çizmek kolay değildir.

Çizimlerinin; farklı ölçülerin, farklı formların yan yana gelmesi, iç içe geçmiş dokuların/tonların, mimari çizimlerin mekânsal koşullarını sorguladığı ve yeniden keşfettiği hibrid/çok katmanlı süreci gösterdiğini ve bu süreç sonucu geliştiğini söylüyorsun. Tekniğin konusunda biraz daha detaylı bilgi alabilir miyiz? Çizimlerinde, hem geleneksel teknikleri (mürekkep, akrilik, grafit) hem de dijital araçları (algoritmik işlem, komut dizisi ve özel yazılım ile görüntü birleştirme) kullanıyorsun. Bu çalışmalarınızı tuval üzerine mi yoksa özel bir kağıt üzerine mi uyguluyorsunuz?
Ben her zaman, ilgilendiğim konulara ve sahnelere bağlı olarak, değişik teknikleri ve yaklaşımları kullanıyorum. Çoğu zaman, formları ve çizgi serilerini veya eğrileri, üretimsel süreçlerle dijital olarak yaratıyorum, bazılarını da akrilik boya ve mürekkep ile çiziyorum. Daha sonra bu çok katmanlı görseller birleştiriliyor ve yazılım kullanımıyla yeniden düzenleniyor. Bu yüzden, hem kağıt hem de bilgisayar ile çalıştığımı söyleyebilirim.
Çalışmalarınıza ilk baktığımızda mükemmel bir uyum ve denge görülüyor. Rengarenk dijital eserler olarak göze çarpıyor. Aslında kentleşmeyi mi eleştiriyorsun? Şu andaki ilgi alanın nedir? Çalışmalarının temasını nasıl açıklarsın?
Ben, benzer öğelerin, bilinmeyen ya da soyut şeylerle çarpışması ya da yan yana durması fikrine hayranlık duyuyorum. Örneğin, organik ve teknolojinin kaynaşmasını, çalışmalarımın ana teması olarak sık sık kullanıyorum. Bu yaklaşımım eserlerimin isimlerinde de görülebilir.

Mimar olarak çok başarılı bir kariyeriniz var. Neden sanata yönelmeyi tercih ettiniz?
Aslında, aynı kariyer yoluma devam ediyorum. Binalar tasarlamanın tüm süreçlerine konsantre olmak yerine, şu anda mimarinin sadece bir yönüne daha çok ağırlık veriyorum.
Çalışmalarınız havada dans ediyormuş gibi görünüyor. İlham kaynaklarınız nelerdir?
Mimari, geleneksel olarak içerik bağımlıdır. Bunun anlamı, herhangi bir mimari eser, onu çevreleyen ortamlar tarafından kısıtlı demektir. Çalışmalarımın havada yüzer gibi görünmesi, daha önceden mevcut olan koşullardan mimari çalışmaları kurtarmak ya da içine hapsolmuş algısından uzaklaştırmak olarak açıklanabilir.
Kentleşme senin ilham kaynaklarından biri. Eğer seçmek zorunda bırakılsaydın şehirde mi yoksa kırsalda mı yaşamayı tercih ederdin?
Hafta arası şehirde, hafta sonları şehir dışında yaşamak çok keyifli olurdu.

Daha önce İstanbul ya da Türkiye’ye geldiniz mi? İstanbul’da bir sanat etkinliğinde yer almak ister miydiniz? Hiç Türk sanatçı tanıyor musunuz ya da Türk Çağdaş sanatını takip edebiliyor musunuz?
Ne yazık ki hiç Türkiye’ye gelmedim. Bir sanat etkinliğinde ya da Türkiye’de sanat ve mimari ile ilgili bir etkinlikte bulunmayı çok isterim.
Son olarak gelecek ile ilgili planlarınızı öğrenebilir miyiz?
Son birkaç yıldır sanat çalışmalarımı üretmek üzerine yoğunlaştım. Gelecekte, daha fazla seyahat etmeyi, dünya sanatçıları ve tasarımcıları ile ortak çalışmalar gerçekleştirecek daha çok zaman yaratmayı umut ediyorum.

RYOTA MATSUMOTO BIO
Ryota Matsumoto is a principal of Ryota Matsumoto Studio based in Tokyo. He is an artist, designer and urban planner. He received Master of Architecture from University of Pennsylvania in 2007 after studying at Architectural Association in London and Mackintosh School of Architecture, Glasgow School of Art in early 90’s. His art and built work are featured in numerous publications and exhibitions internationally. His current interest gravitates around the embodiment of cultural possibilities in art, architecture, and urban topography.
Description of art works
The artworks of Ryota Matsumoto develop and demonstrate the hybrid/multi-layered process, where varying scale, juxtaposition of different forms, intertwined textures/tones are applied to reflect the spatial conditions of our ever-evolving urban environments. They are created as the catalyst for depicting speculative changes in our notions of cities and infrastructures.
The drawings explore a hybrid drawing technique combining both traditional media (ink, acrylic, and graphite) and digital media (algorithmic processing, scripting and image compositing with custom software).
FOR MORE INFO:
http://ryotamatsumotostudio.blogspot.com.tr/




RYOTA MATSUMOTO: DRAWINGS THAT FLOATING ON THE EDGE OF ARCHITECTURE AND ART
In fact, Ryota Matsumoto started his career as an architect, he has been questioning the boundaries of art and architecture with his art drawings since last few years.
INTERVIEW BY UMMUHAN KAZANC


















