Beş kıtada çağdaş sanat üretimleri galeriler, müzeler, bienaller ve sosyal medyada yaratıcı insanın belleği açısından, güncel performansı açısından nesnel ve gösterge olarak varlık oluştururken, aynı zamanda Neokapitalist sistem için de başat bir zenginliğin de kaynağı.
Tarihsel ve Modernist sanat yapıtlarının müzayedelerdeki yüksek satış rakamları ana haber olarak dünyaya duyuruluyor. Banksy’nin satıldığı anda kendisini imha eden Kırmızı Balonlu Kız resminin satışa konması, önce 1 milyon Euro’ya, sonra da bunun beş-on katına satılması bu ilişkinin keskin kanıtıdır. Öte yandan demokrasi, insan hakları, adalet vd. gibi 20. yüzyıl kaynaklı demokratik özellikleriyle öne çıkan, ancak günümüzdeki büyük çatışkılara bağlı olarak bu özelliğini yetkeci ideolojilere kaptırmakta olan ülkelerde iktidarların işine gelmeyen gerçekleri yansıtan yapıtların yasaklanması sanat siyaset ilişkisinde çelişkinin doruğundadır.
Geçmişe doğru baktığımda siyaset-sanat ilişkisindeki en ikonik yapıt 1995’de Christo’&Jean-Claude’ın demokrasi imgesi olan Reichstag binasını 100.000 metrekarelik gümüş kumaşla kaplamasıdır. 1991’de duvarın yıkılması ardından Berlin’e gittiğimde özellikle bu binayı görmek istedim; o yıl binanın yeniden restorasyonu kararı alınmıştı ve oldukça harap bir görüntüdeydi. 1960’lı yıllarda Alman Demokratik Cumhuriyeti 1933’de yanmış olan binayı restore edip sanat ve kültür etkinlikleri için kullanması ve bugün de içinde çok önemli sanat yapıtlarının yer alıyor olması sanat ve siyaset arasındaki olumlu ilişkinin bir örneğidir. Christo’ların 1971’de başlayan örtü projesinin hiçbir mali çıkarı yoktu; on beş gün sonra söküldü. Sanatçıların tasarladıkları ve gerçekleşmesi 23 yıl süren bu yerleştirme, binanın güçlü bir siyasal-sanatsaldemokratik simge olarak tescil edilmesini sağladı. Günümüzde binada Almanya, Amerika, Rusya ve Fransa’dan tanınmış sanatçıların yapıtlarından oluşan bir koleksiyon sergileniyor.
Almanya son döneme kadar sanat ve siyaset arasındaki ilişkideki çatışkı ve çelişkilerin en doğru biçimde çözümlendiği bir ülke olarak öndeydi. Ancak son dönemde İsrail Filistin savaşı bağlamında Almanya’nın İsrail’i destekleyen söylemi karşısında gerçekleştirilen protestolar ve sanat etkinlikleri kısıtlanmaya ve yasaklanmaya başladı. Frankfurt’taki Anne Frank Eğitim Merkezi müdürü ve İsrailli-Alman halkla ilişkiler uzmanı Meron Mendel, Almanya’daki sanatsal özgürlüğün tehdit altında olduğunu düşünüyor. Mendel, Berlin’de düzenlenen Avrupa Akademiler Birliği konferansında, “Sanatın kelimenin tam anlamıyla hümanist bir misyonu vardır. Sanatın tehdit altında olmasının nedeni tam da budur.” dedi. (1)
Modernizm, sanatçıyı, ütopyaları yüceltilmiş sanat eserleri aracılığıyla aktarması ve böylece modern toplumların beklentilerini karşılaması beklenen bir aracı konumuna yerleştirdi. 1985 yılında Joseph Beuys, Yannis Kounellis ile yaptığı bir sohbette “Katedraller inşa etmek için buradayız” demişti. (2) Bazılarının Beuys’u modern bir Şaman olarak gördüğünü hemen hatırlatayım. Beuys, sanatçının modern sanatın kutsal olduğu kadar dünyevi aracısı olduğunu da vurguladı. Buna cevaben Kounellis bunu doğruladı ve şöyle dedi: “Katedralin inşası, görünür dilin inşasıdır.” Bu ifadeler, 80’lerde sanatçıların politik görevini tanımlıyor. Hamburger Bahnhof’ta müzenin koleksiyonu bölümünde Joseph Beuys’un 1970-1977 arasında gerçekleştirdiği elli adet kara tahta, üzerine balta yaslanmış bir piyano, sulama kabının yanında çinko bir küvet, bir merdiven, yağ ve film projektörleri içeren yerleştirmesi sergileniyor. Joseph Beuys bu enstalasyonla, 1970’lerde hâlâ oldukça radikal kabul edilen tezini kanıtladı: Sermaye aslında her insanın yaratıcı gücünde yatar. Kapitalizme karşı sanat. Das Kapital yerleştirmesi ile sanırım topluma geçmişteki eleştirel yapıtların varlığı hatırlatılıyor. (3)
Şüphesiz, günümüzde politik eylem küresel bir kültür endüstrisinin ayrılmaz bir parçasıdır ve burada Theodor Adorno tarafından dile getirilen “kültür endüstri” kavramına atıfta bulunuyorum. Kültür endüstrisinin başat üretimi çağdaş sanat sanatçılar, sanat eserleri, izleyicileri ve destekçileri arasında bir ilişki kurulabilmesi için olmazsa olmaz bir araçtır. Sergiler, yayınlar, sempozyumlar, eleştirel incelemeler, rehberli turlar, atölyeler, televizyon yayınları, çoklu gösterimler vb. gibi farklı formatlarda dile getirilir ve topluma sunulur.
Günümüz sanat söyleminde siyasal içerik ve eylem, farklı disiplinlerin görsel düşünceyi zenginleştirmek ve büyülemek, şeylerin küresel düzenini sorgulamak ve meydan okumak ve sıradanlaştırmaya seçenekler yaratmak amacıyla deneyler yapmak için kullanıldığı süreçtir. Çağdaş sanatta siyasal eylemin en etkili yolları, araştırmaya dayalı yarı belgesel temsili anlatılar, örneksemeler veya eğretilemelerdir. Sanatçılar, sosyo-politik ve kültürel malzeme aracılığıyla, toplumların kendileriyle birlikte yorum ve eleştiri kurmalarına, değişim ve gelişim olasılıkları ve sırları üzerine düşünmelerine yardımcı olmayı amaçlayan görsel bir diyalog alanı oluşturmaya çalışırlar. Ancak bu hedefte muğlak etkileşimler de vardır: Bunlardan biri, sanat imgesi ile ticari medya imgesi arasındaki ilişki ve sınırdır.
Birçok yönden, kültür endüstrisi içindeki sanat, bugün olduğu kadar geniş bir kitleye hiçbir zaman bu kadar erişilebilir olmamıştı. Ancak aynı zamanda sanat, küresel kitlelere ulaşma arayışında hiçbir zaman bu kadar savunmasız ve muğlak olmamıştı. Ticari medyanın ve elektronik teknolojinin temaları, yöntemleri ve stratejileriyle donanmış olan kültür endüstrisinin doyumsuz aktörleri, çağdaş sanat alanından sürekli olarak kavram ve imgeler çalarak günümüzdeki Hakikat-sonrası ideolojisini besliyor. Sanatçılar ise, aynı yöntem ve stratejileri olumsuz ideolojileri “yıkıcı” bir şekilde kullandıkları için bu alana adım attıklarında açıkça riskli bir girişime giriyorlar.
Ticari medya imgeleriyle sanat imgeleri arasındaki ilişki veya farklılık, çağdaş sanat eleştirisinin temel konularından biridir. Diğeri ise, resmi hoşgörü veya ifade özgürlüğünün düzeyidir. Dünyanın dört bir yanında çağdaş sanatçılar siyasal eylem ve mekanizmalarıyla son derece iç içeler, ancak siyasal eylem o kadar da sorunsuz değil, çünkü siyasal eylem içeren sanat resmi otorite tarafından yasaklanabiliyor, sansürlenebiliyor veya zulme uğrayabiliyor.
Küresel bağlamda ve siyasal çatışkılı coğrafyada uyuşmazlık çözümü olarak disiplinlerarası bir arabuluculuk olarak sanat bir şekilde daha hayati önem taşıyor. (4) Arabuluculuk tarafsız bir üçüncü tarafın, yani arabulucunun, iki veya daha fazla tarafın ortak çıkarları olan bir konuda anlaşmaya varmalarına yardımcı olduğu bir eylemdir. Tarafsız bir üçüncü tarafın, genellikle bir profesyonelin, ilgili tarafların ortak çıkarları doğrultusunda herhangi bir konuda anlaşmaya varılmasını kolaylaştırdığı herhangi bir faaliyettir. Sanatçının söz konusu coğrafyada bağlamındaki rolü bir şekilde bu tanıma uyuyor. Ancak, çağdaş sanat üretimi içerdiği eleştirel, yorumcu özellikleriyle aslında hiç de tarafsız olmayan, alternatif ve sıra dışı bir üçüncü taraftır. Toplumun geriletilmiş ortak çıkarları için ihlalleri ve müzakereleri kışkırtan bir üçüncü taraftır.
Egemenlik ve baskı ilişkileri (ister ekonomik, kültürel, politik, ister ekolojik olsun) yalnızca demokratik (ister demokratik olmayan veya yarı demokratik) ülkelerin politikalarında değil, aynı zamanda yerel, bölgesel ve ideolojik-kültürel farklılıklar arasında da geçerlidir. Bu egemenlik/tabiiyet ilişkileri, sanatçıları kendi karmaşasına çeken ve arabuluculuğu çözüm ve uzlaşma için ek bir kritik sürece bağlayan muğlak bir kültürlerarası çatışma yaratır ve dayatır. Hepimizin bildiği gibi, bu bölge yalnızca yerel çatışmalara değil, aynı zamanda ciddi küresel hırslara ve karşıtlıklara da sahne olmaktadır. Garip bir şekilde, bu özgünlük ve bölgesel çatışmayı, kitleler ve sistemler arasında arabuluculuk olarak sanat için verimli bir zemin yaratmıştır. Bu bağlamda, Türkiye’nin İlişkisel Estetik üretiminin çevresindeki, komşularındaki demokratikleşme çabaları içindeki olumsuzlukların çözümü için önemli bir arabuluculuk olduğunu düşünüyorum.
1. https://www.zeit.de/news/2024-03/25/mendel-kunstfreiheit-ist-in-deutschland-bedroht
2. (Una Discussione, Parkett Verlag, 1985, s. 167)
3. https://www.dw.com/en/joseph-beuys-das-kapital-1970-1977/video-49140742
















