“Yalım’ın anti-metinleri biçimsel olarak tıpkı bir heykeli anımsatır. Heykelin okunabilir halidir.” – Başak Hürer
2025 yılında Tekhne Yayınevi etiketiyle yayımlanan YazmakŞiirFalan, Umut Yalım’ın dil ve biçim üzerine düşünme biçimini kökten dönüştüren bir deney alanı olarak okurun karşısına çıkıyor. Bu kitap, metinden çok Metin’in kendini yazdığı bir anti-alan halinde var oluyor. Varoluş ile varölüş arasındaki o dar eşiği aralayan Yalım, şiirin değil, şiir olma hâlinin peşine düşüyor. Yalım, dili bir anti-metinsel laboratuvar olarak kullanarak yazının sınırlarını biçimsel ve kavramsal anlamda zorluyor. Bu yönüyle YazmakŞiirFalan, klasik anlamda bir kitap olmaktan çıkıyor; biçim değiştiren bir “heykel”e dönüşüyor. Her bir satır, okunabilir bir heykel gibi yer değiştiriyor, yeniden biçimleniyor.

Lucienne Smer: Metnin Aynasındaki Persona
Bu anti-metinler evreninde okur, yalnızca bir anlatıcıyla değil, Lucienne Smer adlı bir “anti-özne”yle karşılaşır. Lucienne, metnin içinde doğan ve onu yeniden yazan bir bilinçtir — öznenin artık özne olmadığı, metnin kendi simülakrına dönüştüğü bir aynada yaşar.
Yalım’ın dünyasında Lucienne’nin bir amacı vardır; Umut Yalım’ın anti-metinler’ine sızıp, birçok olasılık içinde doğru geçitlenmeyi bulmak ve Ahit Sandığı’na ulaşmak. Ulaştıktan sonra da son amaç; Sandık’ı etkinleştirip, Yada Taşı’na erişerek evren egemenliğine giden yolu açmak. Bu figür, metne felsefi bir yankı kazandırırken, aynı zamanda YazmakŞiirFalan’ı salt bir kitap olmaktan çıkarıp metin-sonrası bir deneyime dönüştürür.
Kitabın önsözünü kaleme alan Özkan Eroğlu, Yalım’ın poetikasını şöyle tanımlar: Şiirle Hesaplaşan, Şiirden Doğan Bir Şiir Tavrı: “Yazmakşiirfalan, şiiri yazmaz, şiirin yazılamazlığını yazar. Bu poetik tercih, şiirin dışına geçmeye çalışırken şiir iç uzamını yeniden kurar. Ortaya çıkan şey ne salt şiirdir ne düz yazı ne deneysel metin ne de retorik bir anlatı. Bu şiir: Şiire direnir, şiirle çarpışır, şiir gibi görünmeden şiiri yaşar. Plastik Filozofi açısından bu, sanatçı-şairin dış ekspresyonunu poetik olarak tutan, fakat o sınırda estetik bir devinim alanı kuran bilinçli bir eylemdir. Umut’un şiiri anti-şiirdir, evet; ancak anti-şiir kılığına girmiş bir varoluş şiiridir.”
Kitaptan Bir Anti-Metin
“merhaba ve günaydın; umarım, sağlık sıhhatin yerindedir. Bu “insan sonrası” bütün metinler için, özünde, “beşer’le insanın’ın fârkı”ndan başlamak gerek çünkü kâdim metinler insan ile beşer’in savaşımıyla başlar ve yol alır. o yüzden de, beşer’in sonuna geliyoruz ve geldik bir bakıma çünkü herkes insan olamaz özünde.
son cümlem durumu özetliyor özünde. “var olmakla var olamamak” en ağır ve sarmal sorunumuz çünkü var olmak için değil, var oldurmak için “icât edildik”; uzayın hem tensel hem de tinsel (ışımsal olarak/eterik) besin kaynağıyız. ve her besin kaynağı gibi de sürdürülebilir değiliz.”
YazmakŞiirFalan, şiirin sınırlarını bir biçim meselesi olmaktan çıkarıp ontolojik bir sorgulamaya dönüştürüyor. Tekhne Yayınevi’nin çağdaş şiir ve düşünceye dair yenilikçi çizgisiyle buluşan bu eser, okurunu yalnızca okumaya değil, metnin bilincinde yaşamaya davet ediyor.



















