• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Yücel Dönmez: “Benim En Büyük Amacım Dünya Sanat Tarihinde Kalıcı Olmak”.

Yücel Dönmez: “Benim En Büyük Amacım Dünya Sanat Tarihinde Kalıcı Olmak”.
Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Aşağıdaki içerik düzenlenmiş haliyle:

Doğa yerleştirmeleri, kar resimleri, tuval, heykel, dijital sanat çalışmaları, video sanatı ile yıllardır sanat dünyasının içinde dimdik ayakta duran Yücel Dönmez, hep yeninin peşinde koşmuş bir sanatçı. “Ben kendimi sanata adadım. Sanatımla olmam lazım. Geriye bir şeyler bırakacaksam doğru şeyler bırakmam gerekiyor” diyor.

RÖPORTAJ: ÜMMÜHAN KAZANÇ
Tarih: 1 Kasım 2013

Sayın Yücel Dönmez, ben röportajıma klasik bir soru ile başlamak istiyorum. Sanat ile uğraşmaya nasıl karar verdiniz?

Erzurum’daki komşularımızdan bir ailenin üç çocuğu vardı, iki tanesi müthiş resim yapardı. Çizgi romanlar bile yapıyorlardı, o dönem için çok farklıydı. Oldukça ileri görüşlü bir aileydi, evleri çok genişti, giriş katında spor kulübü yapmışlardı, o tarih için çok gelişmişti. Takımımız, spor kulübümüz, her şey vardı. Ama ben onların resimlerine kafayı taktım, baktım ben de yetenek var, resim çizebiliyorum. Heves oradan başladı. Arkadaşımın adı Yıldırım Derya, sonra Ziraat Mühendisi oldu, kardeşi Yavuz Derya başka işler yapıyor. Ben onların büyük birer ressam olacağını düşünüyordum, çok güzel çizimler yapıyorlardı. 9-10 yaşlarındaydık. Bir de ilkokula başladığımda, alfabedeki at resmini yapmıştım, hiç unutmam, alfabenin başında bir at resmi vardı ve ‘baba bana at al’ yazıyordu. İşte o resmi yapmıştım ve öğretmen de ‘vay be’ falan demişti. Ortaokuldayken Tatbiki Güzel Sanatların varlığını öğrendim ve ‘ben oraya gideceğim’ dedim. O dönemde, bırak Tatbiki Güzel Sanatları, ressam diye bir mesleğin varlığı bile pek bilinmiyordu Erzurum’da. Herkes ne olacaksın diye sorduğunda ‘ben Tatbiki Güzel Sanatlara gideceğim’ diye cevap verirdim. Babam beni kısa zamanda meslek sahibi olmam için teknik okula verdi, o zaman eğitim süresi iki yıldı, ben okula başladığımda süre üç yıla çıktı. Resim dersi yoktu, taşçılık, marangozluk, sıvacılık, duvarcılık gibi atölyeler vardı, bir yıl taşçılık atölyesinde çalıştım, taş yontardık, heykeller yapardık.

Okul bittikten sonra Tatbiki Güzel Sanatların sınavına girdim ve birincilikle kazandım, özel mülakata aldılar, bir sürü soru sordular. ‘Taşradan geliyorsun, resim yok, sanat yok orada, nasıl kendini geliştirdin’ diye. Desenim o zaman müthişti, desen ve suluboya ile barajı geçiyordun. O sınavda -Pazar yeri konusunu vermişlerdi- suluboya çalıştım. Pazar yerini kafamda düşünerek, bir dikdörtgen çerçeve aldım, o çerçeveyi hayalimdeki Pazar yerinde gezdiriyorum, sonra o çerçeve bir yerde durdu. Durdu ama orada şunu gördüm, bayanın biri yürürken, çerçevenin içinde yarısı kalmış, diğerinin ayakları gözüküyor, aynen böyle çizmeye karar verdim. Diğer sınava katılanlar kağıdı ortalamıştı, ben ortalamadım, kompozisyon kağıttan dışarıya taştı. O güne göre çok çağdaş bir yorumdu, desenim ve bu çalışmam birincilik getirdi. Üniversite dönemimde bir de gazetecilik yapıyordum.

Hocalarınız kimdi o dönem?

Tankut Öktem, Haluk Tezonar atölye hocalarımızdı. Benim ana atölyem Hakkı Karayiğitoğlu’nun seramik ve heykel atölyesiydi. Ben seramik bölümünden mezun oldum. Hakkı Karayiğitoğlu bize çok güzel bir heykel eğitimi vermişti. Güngör Güner ben mezun olduğum yıl asistan olarak geldi. Jale Yılmabaşar, benim asistan olmamı destekleyeceğini söylüyordu, maaşlar çok düşük olduğu için kabul etmedim. O dönem kayak hocalığı da yapıyordum ve o işten daha fazla para kazanıyordum.

Okul bittikten sonra ne yaptınız?

Okul bittikten sonra, ‘Dünyada hiç kimsenin yapmadığı gibi sanat yapacağım ya da hiçbir şey yapmayacağım’ dedim. Okulun bittiği yıl 1974 yaz aylarında ‘Land Art’ yapmaya başladım.

İlk olarak 1974 yılında gerçekleştirdiğiniz bu önemli sanat etkinliğini sormak istiyorum. Altıparmak Dağları Guartad Vadisi’nde 11 kaya heykelini bir armoni içerisinde sergileyerek, Düzenleme Sanatı (Enstalasyon) yaptığınızı duyurdunuz. Bu çalışma da Milliyet Sanat dergisinde Sayın Zeynep Oral’ın röportajı ile belgelenmişti ve dünyada ‘Düzenleme Sanatı’nın ilk bahsedildiği etkinliklerden biri olduğunu söylüyorsunuz. Bu konuda şöyle bir açıklamanız da var: ‘Bir anlamda Enstalasyon sanatının Türkiye’den doğduğu ile ilgili bir çalışmaydı fakat ne yazıktır ki Türkiye’deki sanat çevrelerinin ilgisizliği nedeniyle 1990’lı yıllarda doğan enstalasyon sanatı Batılılara mal edilmiş oldu…’ Bu iddianız da haksız da sayılmazsınız, böyle bir çalışma yapmak nereden aklınıza geldi?

Dağcılık yapıyordum, kayakçıydım, dağlarla çok ilgiliydim. Bir gün Ağrı Dağı’ndaki kamptan aşağılara bakarken, vadinin içinde kayalar gördüm. Ya dedim şimdi bu kayaları imkan olsa da çıkarsak, üç beş tanesini sırta dizsek, müthiş bir sanat olayı, müthiş bir armoni olur. ‘Sanatçı doğada düzenlemeler yapabilir’, bu kararı Ağrı Dağı’nda verdim, Kaçkarlarda olanak vardı, inşaat yapılıyordu, 11 tane kaya heykel çalıştım, yontuğum kayaları sudan çıkardık, yüzyıllardır su o kayaları yontmuş, organik bir şekle getirmiş, onun üzerinde çalıştım. Yapı Enstitüsü’nde aldığım taşçılık eğitiminin de desteğiyle bu 11 heykel ile bir düzenleme oluşturdum. Bizim ülkemizde medyanın özgün olduğu dönemlerde bu çalışmamı Zeynep Oral’a anlattım. Bu arada Amerika’ya da gidip gelmiştim. Milliyet sanatın genel yayın müdürü Akal Atilla ‘bu çalışmanı nereye oturtuyorsun’ diye sordu, böyle bir sanat yok sanat dünyasında, Christo o zaman paket sanatı yapıyor, sanırım Büyük Kanyon’a perde germe çalışmasını yapmıştı. Rüzgar yırtmıştı, o parçalar şimdi müzelerde. ‘Ben de sanatçı doğada düzenleme yapar’ dedim. Bunun mantığı ve mesajı nedir dersen, doğanın doğal şekline baktım ve bir de armoni içinde dizince baktım, sanatçının eli değdiği zaman doğa bir başka oldu, farklılık, canlılık geldi oraya.

Amerika’dayken hiç ‘Land Art’ ile ilgili bir şeyler duymuş muydunuz?

Hayır, hiç görmedim, Land Art yapıldığını duymuştum, Alman bir sanatçı helezon şeklinde toprağı eşmişti. Onu bilirim, Christo’yu bilirim. Başka da Land Art yapanı bilmiyordum. Benim yaptığım Land Art’ın da ötesine geçmişti, 11 kaya heykel ile bir düzenleme yapmıştım. Eski tarihte Şili’nin Paskalya Adası’nda bulunan yaklaşık 15 adet insan heykelini biliyordum, belki de onlardan etkilenmişimdir. Ben bu çalışmamın adını ‘Doğa Düzenlemesi’ koydum, benim isimlendirmem böyle olacak dedim. Bazıları bunu Amerika’da gördüğümü ve ondan sonra bu çalışmayı yaptığımı iddia ediyor. Oysa ben Amerika’da hiç böyle bir çalışma görmedim, aynı zamanda o tarihe kadar herhangi bir sanatçı bir sanat yaparak adına düzenleme sanatı dememişti. Benim çalışmamın adı Doğa Düzenlemesiydi. Yani enstelasyon. 1974 yılına kadar dünyada başka biri yaptığı sanatı enstalasyon olarak tanımlamışsa, getirsinler görelim. Örnekleri koysunlar. Benim ülkemin sanat çevresi bu konuda nankör. Sanatçı ne yapıyor ve ne söylüyor, bir ilgi gösterin yanında olun, sahip çıkın. 1974 yılında bana sahip çıkılsaydı belki ülkemizde başka sanatçılar da benzer çalışmalar yapabilirlerdi ve bugün Türkiye, dünya sanatında önemli bir yerde olabilirdi. Fakat bugün yapılan çağdaş sanatı o tarihlerde yaptım diye, beni bir deli ilan etmedikleri kaldı.

Bir diğer önemli etkinliğiniz yine 1975 yılında Uludağ/Bursa’da “Kar Resmi” projesi. Bu çalışmanızı “Düzenleme Sanatı”nın kış versiyonu olarak duyurdunuz ve TRT’de merhum Neslihan Gence’nin Sanat Çevresi programında geniş olarak yer aldı. 1976 yılında da Erzurum-Palandöken Dağları Hınıs Boğazı’nda “Kar Resmi” çalışması yaptınız. Bu etkinlik için de “Land Art” ın ilk örneklerden biri diyebilir miyiz? 1987 yılında Kültür Bakanlığı’nın davetlisi olarak Türkiye’ye geldiniz ve Uludağ’da oldukça ses getiren yeni bir kar resmi projesi gerçekleştirdiniz. 1996 yılında ise Fuji Film-İstanbul tarafından sponsorluğu yapılan 15 bin metrekarelik “Kar Resmi” projesi, Uludağ’da zirveye yakın bir bölgede gerçekleştirildi değil mi?

TRT’den merhum Neslihan Gence, Milliyet Sanat’taki 11 kaya heykeli düzenlemesi haberimi okumuş ve ‘bizim niye haberimiz yoktu’ diye beni aradı. Ben de ‘bundan sonraki çalışmamı size de haber veririm’ dedim. ‘Kar resmi projem var’ dedim, ‘karın üstüne resim mi olurmuş’ dedi. Projenin bazı ön çalışma fotoğraflarını gönderdim. Bunlara bayılmış. Hemen tarihi saptadık, TRT’den birkaç kişilik ekip geldi Uludağ’a ve kar resmi projesini gerçekleştirdik. Büyük Otel’in sahibi Bülent Karan sponsor olmuştu. Uludağ’daki işletmeciler içinde oldukça kültürlü biriydi. Çekim gerçekleşti ve böylece ‘Kar Resmi’ projesi ortaya çıktı. Bu da benim doğada yaptığım Land Art çalışmalarının kış versiyonu. Kar resmi aynı zamanda bir düzenleme ve Land Art çalışmasıydı o dönemde. 1977 yılında Amerika’nın Florida eyaletinde, Miami ve Bocaraton kentlerinde düzenlenen Akdeniz Sanat Festivali’ne, Kültür Bakanlığımız tarafından Türkiye’yi görsel sanatlarda temsil etmek için gönderildim. 1978 yılında ise y

Etiketler: Art ColumnÇağdaş Türk sanatıdünya sanat tarihikalıcı olmaksanatçı röportajısanatsal hedefTürk ressamYücel Dönmez
Önceki Yazı

Deniz Sağdıç: “for Me, The Spirit Is The Exact Representation Of The Process Of Creating My Works”

Sonraki Yazı

Kadir Akyol: “Image As A Phenomenon”

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Emine Sevgi Özdamar.
Makaleler

Emine Sevgi Özdamar: “Dilin kemiği yok, nereye çevirirsen oraya dönüyor”

27/02/2026
Haliç Sanat 1-2-3’te Üç Yeni Sergi
Blog

Haliç Sanat 1-2-3’te Üç Yeni Sergi

21/05/2025
Nazım Hikmet Yılı: “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”
Blog

Nazım Hikmet Yılı: “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”

28/05/2025
Edvard Munch, “Köprü Üzerindeki Kızlar”, 1902, tuval üzerine yağlıboya, 100x102 cm., (Özel koleksiyon, © The Munch Museum / The Munch Ellingsen Group / VG Bild-Kunst, Bonn 2011).
Makaleler

Edvard Munch: Modern Göz

20/05/2025
Alberto Giacometti, Grande tête mince (Grande tête de Diego).
Müzayedeler

Alberto Giacometti’nin Kardeşinin El Boyalı Büstü 70 Milyon Dolar ile Satışa Çıkıyor

08/05/2025
Soldan sağa, Roy Lichtenstein'ın Southampton stüdyosunda, Nisan 2025'te yerinde resmedilmiştir: Entablature, 1975; Woman: Sunlight, Moonlight, 1996; Reflections: Art, 1988; Mirror I, 1976. Sanat © Roy Lichtenstein Mirası.
Blog

Ünlü Pop İkonu Lichtenstein’ın Kişisel Koleksiyonundan 40’tan Fazla Eseri İlk Kez Müzayedede

29/04/2025
Sonraki Yazı
Kadir Akyol: “Image As A Phenomenon”

Kadir Akyol: "Image As A Phenomenon"

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

11/02/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Halil Paşa, Sahilde Gezinti, 1899, Tuval üzerine yağlıboya, 80 x 55 cm, © Bozluolcay Koleksiyonu, Fotoğraf: Hadiye Cangökçe.

“Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”

06/03/2026
1-Mehmet Resul Kaçar, “Ve Sözleriyle Onlarla Dalga Geçti”, 2024, tuval üzerine yağlıboya, 120x150 cm.

Mehmet Resul Kaçar: “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri”

06/03/2026
Artopol Sanat Galerisi Polat Piyalepaşa Çarşı’da

Artopol Sanat Galerisi Polat Piyalepaşa Çarşı’da

06/03/2026
Alea Pınar Du Pre, “Trinity Capture”.

Cozy ve Muse Contemporary’den Kadınlar Günü’ne Özel Sanat Buluşması

06/03/2026

Sanat Haberleri

“Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”

Mehmet Resul Kaçar: “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri”

Artopol Sanat Galerisi Polat Piyalepaşa Çarşı’da

Cozy ve Muse Contemporary’den Kadınlar Günü’ne Özel Sanat Buluşması

Son Eklenenler

“Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”

Mehmet Resul Kaçar: “Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri”

Artopol Sanat Galerisi Polat Piyalepaşa Çarşı’da

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result