Ruzy Gallery’nin kurucusu Esra Çevik ile yeni sergileri “Formative” kapsamında gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide Ruzy Gallery’nin hedeflerini, sanata ve sanatçıya yaklaşımını ve gelecek planlarını konuştuk.
Röportaj: Ümmühan Kazanç
Sayın Esra Çevik, Ruzy Gallery, yeni sanat sezonunu küratörlüğünü Thom Oosterhof’un üstlendiği “Formative” başlıklı sergiyle açtı. Uluslararası sanatçılardan oluşan güçlü bir seçkiyle izleyici karşısına çıktınız. Bu serginin oluşum sürecini sizden dinlemek isteriz. Formative sergisi neler anlatıyor, küratöryel yaklaşımı konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Yeni sezona olabilecek en güçlü başlangıcı yapmayı hedefledik. Bu süreçte Hollandalı küratör Thom Oosterhof’u davet ettik; onun kavramsal yaklaşımı ve sezgisel çalışma biçimi, Ruzy Gallery’nin vizyonuyla doğal bir uyum yakaladı.
Formative, Ruzy Gallery’nin ilk uluslararası grup sergisi olma özelliğini taşıyor. Serginin çıkış noktası, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “İnsanlar bazen tanımadıkları şeylerin yansıması olabilirler.” sözü oldu. Bu sakin ama derin ifade, Formative’in temel düşüncesini oluşturuyor: Eserler yalnızca sanatçının kim olduğunu yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda onu dönüştürüyor ve yeniden biçimlendiriyor. Thom Oosterhof, bu yapının sergiyle kurduğu ilişki üzerine çalıştı; mekânsal düzenin izleyicide nasıl bir merak duygusu uyandırabileceğini ve sergi anlatısını nasıl tamamlayabileceğini araştırdı. Sergiyi daha geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturmak amacıyla, projeyi CI standımızla kısmen bütünleştirme kararı aldık.
Bizim için bu işbirliği, yalnızca yeni bir sezonun başlangıcı değil; aynı zamanda Ruzy Gallery’nin üretim biçimini yeniden tanımlayan, ilham verici bir deneyim oldu.

Ruzy Gallery oldukça yeni bir galeri. Sizin de sanata, antikalara, koleksiyon oluşturmaya, tasarıma çok erken yaşlardan itibaren tutkun olduğunuzu biliyoruz. Ayrıca çok başarılı bir iş kadınısınız. Sanırım bu özellikleriniz sizi bir galeri kurmaya itmiş. Ruzy Gallery’nin kuruluş hikayesini sizden dinlemek isteriz.
Ruzy Gallery’nin kuruluş hikayesi, kişisel bir yolculuğun doğal bir devamı aslında. Galeriyi kurma fikri yaklaşık üç yıl önce ortaya çıktı -bu süreç, sanata olan kişisel tutkumun olgunlaştığı bir döneme denk geliyor. Uzun süredir sanat, tasarım ve koleksiyonculukla iç içeydim; ancak bir noktada bu ilgiyi daha somut bir alana, kendi sesimi bulabileceğim bir platforma dönüştürme isteği duydum.
Son birkaç yıldır hayatımın en önemli işini yapıyordum: iki çocuğumu büyütmek. Onlar okul çağına geldiklerinde, enerjimi artık hayatımın işi olmasını istediğim şeye yönlendirmeye karar verdim. Beni en çok motive eden şey, yaşadığımız dünyayı şekillendirme sürecinin bir parçası olmak ve bugünün yaratımına kendi katkımı sunmaktı.
Sanat ve kültürün günümüzde çoğu zaman hak ettiği değeri görmediğini, oysa geleceğin en kıymetli mirasının bu alanlarda şekilleneceğini fark ettim. Çünkü sanat, kim olduğumuzu en doğru şekilde yansıtan bir aynadır. Benim için galeriler, yalnızca sanat eserlerinin sergilendiği alanlar değil; aynı zamanda düşüncelerin, hikâyelerin ve duyguların izleyiciyle buluştuğu canlı mekânlardır. Bu fikirle yola çıkarak Ruzy Gallery’i kurdum.

Ruzy Gallery’nin sanata ve sanatçıya yaklaşımını nasıl tanımlarsınız? Ruzy Gallery’nin kuruluş amaçları ve hedefleri arasında neler var?
Ruzy Gallery’nin temelinde, sanatı yalnızca izlenen bir nesne olmaktan çıkarıp, üzerine düşünülen, paylaşılan ve deneyimlenen bir alan haline getirme isteği yatıyor. Görsel sanatların, yaşadığımız zamanı hem tarihe hem de geleceğe aktarma gücüne inanıyoruz. Çünkü sanat; toplumu eğiten, düşündüren ve dönüştüren bir alan. Güncel olaylar, ekonomik ya da politik koşullar ne olursa olsun, sanat hep var ve hep konuşuyor. Biz de bu diyaloğun bir parçası olma arzusuyla yola çıktık.
Ruzy Gallery olarak bizim için en önemli unsurlardan biri, sanatçıyla doğrudan ve samimi bir iletişim kurmak. Onun bakış açısını anlamak, sanatsal yaklaşımımızın örtüşüp örtüşmediğini görmek ve birlikte üretken bir enerji yaratmak, her projemizin merkezinde yer alıyor. Böylece sergilerimiz yalnızca estetik olarak değil, aynı zamanda sanatçı ve galeri arasındaki ortak vizyonu da yansıtan bir bütünlük taşıyor.
Vizyonumuz ise, İstanbul’un yüzyıllardır temsil ettiği bir kavramı yaşatmak: Doğu ile Batı’yı buluşturmak. Ruzy Gallery, kültürlerin, fikirlerin ve estetik anlayışların kesiştiği; uluslararası çağdaş sanat için üretim, paylaşım ve diyaloğun merkezi olmayı hedefliyor.

Galerinizin konumu ve mimarisi birçok özel sanat etkinliği gerçekleştirmeye müsait. Daha önceki sergilerinizde de mekân ve sergi kurgulama arasındaki ilişki konusunda başarılı örnekleriniz oldu. Galeri mekânı ve sergi kurgulama arasındaki ilişkiyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugünün dünyasında yaşam yalnızca izlemekle değil, aynı zamanda etkileşimde bulunmakla anlam kazanıyor. Bu nedenle Ruzy Gallery’yi yalnızca bir sergi mekânı olarak değil, fikirlerin paylaşıldığı, benzer tutkuların buluştuğu ilham verici bir alan olarak kurguladık. Sanat aracılığıyla hem yeni şeyler keşfetmenin hem de kendini yeniden keşfetmenin mümkün olduğuna inanıyoruz.
Ruzy Gallery’nin sergi alanı, üç kata yayılan yaklaşık 600 metrekarelik bir alana sahip olup, aynı anda birden fazla sergi ve etkinliğe ev sahipliği yapabiliyor. Mekân, bizim için yalnızca sanatın sergilendiği bir yapı değil; sanatla izleyici arasında kurulan duygusal bağın şekillendiği bir yer.
Galerinin giriş katı, beyaz küp mantığında tasarlandı; çağdaş sanat eserlerinin en nötr ve sade ortamda izleyiciyle buluşmasını sağlıyor. Bu kat, sanatın kendi dilini öne çıkaran bir alan olarak düşünüldü. İkinci kat ise, mimari detayları ve dekoratif unsurlarıyla klasik dönemleri anımsatan bir atmosfere sahip. Bu kat, sergilenecek eserlere göre biçim değiştirebilen, yani her kürasyonda yeniden yorumlanabilen dönüştürülebilir bir alan niteliğinde. Böylece galeri hem modern hem de tarihsel estetik anlayışların kesiştiği bir deneyim sunuyor.
Sergi kurgulama sürecinde mekânın mimarisi, ışığı, hatta sesin duvarlarda nasıl yankılandığı bile bizim için anlatının bir parçası. Her sergide bu unsurları yeniden yorumlayarak, eserin izleyiciyle kurduğu etkileşimi güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Ruzy Gallery genç bir galeri olmasına rağmen Artweeks, Contemporary Istanbul gibi fuarlarda da yer aldı. Bu fuarlarda yaşadığınız deneyimleri nasıl tanımlarsınız? Türk sanat izleyicisiyle ilgili neler gözlemlediniz?
Artweeks ve Contemporary Istanbul gibi fuarlar, Ruzy Gallery için büyük önem taşıyor. Bu platformlar, hem galerinin sanata bakışını ifade edebilmek hem de sanat izleyicisiyle birebir etkileşim kurmak açısından bizim için çok değerli.
Özellikle benim için Contemporary Istanbul’a katılımın ayrı bir anlamı var. Bu, bir yandan Ruzy Gallery’nin çalışmalarının yerel sanat çevreleri tarafından bir tür takdir edilmesi, diğer yandan da uluslararası sahnede görünür olma yolunda attığımız güçlü bir adım.
Türk sanat izleyicisinin yeniliklere oldukça açık olduğunu düşünüyorum. İzleyiciler, sergi ve fuarlarda yeni isimleri, farklı anlatımları ve çağdaş sanatın güncel yaklaşımlarını keşfetmek istiyorlar. Biz de bu ilgiyi fark ederek, Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşan uluslararası sanatçıları “Formative” sergimizle sanatseverlerle bir araya getirdik. Bu tür karşılaşmaların hem sanat izleyicisini beslediğine hem de Ruzy Gallery’nin vizyonunu daha geniş kitlelere ulaştırdığına inanıyoruz.
Ahmet Güneştekin, Çağatay Odabaş gibi önemli sanatçılara sergiler açtınız. Galerinizin temsiliyetinde kaç sanatçı bulunuyor? Temsil edeceğiniz sanatçı sayısı ileride daha da yükselecektir. Çalışacağınız sanatçılar konusunda belirlediğiniz kriterler var mı?
Şu anda temsiliyetini üstlendiğimiz tek sanatçımız Çağatay Odabaş. Bu durum, sanatçı temsiliyeti konusunda ne kadar seçici davrandığımızın da bir göstergesi. Ruzy Gallery ekibi olarak her adımda titizlikle ve özenle çalışıyoruz; detaylar bizim için son derece önemli.
Sanatçılarla işbirliği yaparken yalnızca eserlerine değil, aynı zamanda onların üretim süreçlerine, çalışma disiplinlerine ve sanatsal vizyonlarına da dikkat ediyoruz. Kendine ait bir dili olan, üretiminde özgünlüğünü koruyan ve sürekli gelişim gösteren sanatçılarla birlikte çalışmak bizim için öncelikli.
Ruzy Gallery’nin hedeflerinden biri, Türk sanatçılarını uluslararası platformlarda temsil etmek ve aynı zamanda yurtdışındaki sanatçıları Türk izleyicisiyle buluşturmak. Bu hedef doğrultusunda, temsiliyeti olan sanatçılarımızın sayısını zaman içinde özenle artırmayı planlıyoruz -ancak bunu her zaman nitelik, uyum ve ortak vizyon temelinde yapacağız.

Galerinizin bir de Ruzy People topluluğu isimli bir çalışması var. Bu topluluğun amaçları nelerdir?
Ruzy People, sanat ve kültürü takdir eden kişiler için bir buluşma noktası olarak tasarlandı. Bu topluluk, koleksiyonerlerin yalnızca sanatla daha yakından ilişki kurmalarını değil, aynı zamanda benzer tutkuları paylaşan insanlarla etkileşimde bulunmalarını, fikir alışverişi yapmalarını ve güçlü bir ağ kurmalarını amaçlıyor.
Ruzy People’ın misyonu, sanat koleksiyonerlerini bir araya getirerek kaliteli koleksiyonculuğu teşvik etmek, çağdaş sanat alanında yeni isimlere ve gelişen trendlere dikkat çekmek. Bu yapıyla birlikte, sanatın yalnızca bir yatırım değil; bir anlayış, bir paylaşım biçimi olduğunun altını çiziyoruz.
Ayrıca Ruzy People, koleksiyonerlik alanında yeni olan kişiler için bir öğrenme ve keşif alanı oluşturuyor. Sanat piyasasına dair farkındalık yaratmak, rehberlik sağlamak ve koleksiyon oluşturma sürecinde doğru adımlar atılmasına katkıda bulunmak da bu topluluğun önemli hedefleri arasında.
Türk sanatçıların yurt dışında temsil edilmesi Türk sanatının en önemli ihtiyaçlarından biri. Bu konuda bir çalışma yürütmeyi düşünür müsünüz?
Türkiye’deki fuarlara katılımımız, bu yoldaki ilk adımımız oldu. Amacımız, Türk sanatçılarının üretimlerini uluslararası platformlarda görünür kılmak ve onların sesini daha geniş bir coğrafyaya taşımak. Yurt dışındaki fuarlara katılarak yalnızca Türk sanatını değil, aynı zamanda Türkiye’nin kültürel birikimini de yabancı izleyiciler ve koleksiyonerlerle buluşturmak istiyoruz.
Ruzy Gallery olarak, yerel ile evrensel arasında bir köprü kurmayı önemsiyoruz. Türk sanatçılarının küresel çağdaş sanat sahnesinde hak ettikleri yeri alabilmeleri için uluslararası işbirlikleri, sergiler ve ortak projeler üzerinde çalışmayı hedefliyoruz. Bu süreci hem sanatçılarımız hem de ülkemizin kültürel temsiliyeti açısından çok kıymetli buluyoruz.
Ruzy Gallery’nin sanatseverler için hazırladığı sürprizler var mı önümüzdeki günlerde?
Bu sergi sezonunda, uluslararası ölçekte tanınan sanatçıların da yer alacağı solo ve grup sergileriyle dolu bir program hazırlıyoruz. Sergi takvimimizin yanı sıra koleksiyonerlerimize yönelik hem networking hem de eğitim programlarını kapsayan çeşitli etkinlikler düzenlemeyi planlıyoruz.
Ayrıca genç sanatçılara destek vermek amacıyla özel bir proje geliştiriyoruz. Bu projenin önemli bir parçasını, özellikle yaz döneminde gerçekleşecek sanatçı rezidansı programı oluşturuyor. Geçtiğimiz yıl bu programın ilkini başarıyla hayata geçirdik ve bu deneyim, uluslararası iş birliklerimizin başlangıcı açısından bizim için değerli bir adım oldu.
Ruzy Gallery olarak, sanata değer veren ve onu dönüştürücü bir güç olarak gören kişilerle aynı yolda yürümeyi önemsiyoruz. Çünkü biz, sanatın insanları bir araya getirdiğine ve dünyayı daha iyiye dönüştürebileceğine yürekten inanıyoruz. Bu sürecin aktif bir parçası olmayı ise kararlılıkla hedefliyoruz. Bizim için bu sezon sadece bir sergi takviminin başlangıcı değil; Ruzy Gallery’nin vizyonunu daha geniş bir dünyaya taşıyacağımız yeni bir dönemin habercisi.



















