Pg Art Gallery, 7 Mart 2026 tarihine kadar Ceren İren’in ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.
Bir Arının Günlüğü (Yazar: Bahar Onan)
Formlar, petek, ekosistem, sporla üreme, nektar, polen, tozlaşma, balmumu, propolis, oğul, kovan, kraliçe, işçi, bal… Kelimelere bakınca ben yoruldum; siz ne düşünüyorsunuz bilmem ama arı olmak faydaların en mükemmel haline mecazen bizi yaklaştırıyor. Bir bütünü inşa edebilmek için çalışan en küçük birimlerden biri arı; kınkanatlı olmasına rağmen sevimli ve iğnesi ile korkutacak kadar savunmaya yatkın, metaforik olarak da insana ilham perisini andıracak kadar çalışkan. Her sanatçının ilham aldığı doğa, bizim onu anlamamız ve anlamlandırabilmemiz için ekosisteme evriliyor. Bir peteğe ya da kovana baktığınızda altın oranı, fraktalları nasıl anlamlandırıyorsanız, “arı” denildiğinde tabiatın çökmemesi için canla başla çalışan ve belki de hayatın kaynağını borçlu olduğumuz vazgeçilmez bir canlıyı takdir etmek adına onlara bir saygı duruşu Ceren İren’in Superposition sergisi.
Bereketin, kolektifliğin simgesi ve mitolojide Tanrı Ra’nın gözyaşlarının toprağa düşmesi ile oluştuğuna inanılan bal arıları; mitolojik kökenler ile arı toplumunun kusursuz örgütlülüğü birleştiğinde, yalnızca doğanın küçük bir unsuru olmaktan çıkar; toplumsal düzen, dönüşüm ve ortak yaşam üzerine düşünmenin sembolü haline gelir. Sanatçı, bal arılarının form ve davranışlarının oluşturduğu bu çok katmanlı anlam alanını kendi üretim pratiği içinde yeniden kurar. Kovan onun için bir gözlem alanı olmanın ötesine geçerek üretim biçimini dönüştüren bir kaynak haline gelir. Bal arıları dünya genelinde mitoloji ve folklorda önemli bir yere sahiptir.

Bal ve balmumu en az Mezolitik Çağ’dan beri insanlar için hayati kaynaklar oluşturmuş; bu nedenle insanların arılar, özellikle bal arıları ile ilişkisi tarih öncesi dönemde yabani arılarla karşılaşmalarından günümüzdeki tarımsal arıcılığa kadar uzanır. Mitolojilerde arılar genellikle büyülü varlıklar olarak tanımlanır ve bal ilahi bir armağan sayılır.
Ceren İren, ilk kişisel sergisi Superposition’da kovan ya da oğul içindeki seçtiği formları kendi oluşturduğu teknikle, tıpkı bal arıları gibi sabır ve zamanla işleyerek mikro mimarların işlerine ışık tutuyor. Her bir eserde form üzerine yaptığı boyama, delme, yeniden birleştirme; repetitif olduğu kadar bal arılarının iğnesine kadar düşünülmüş sanat eserlerine dönüşüyor.
Kolektivitenin, örgütlülüğün, birden çoğula, yekten bütüne ulaşmanın sırrını bizlere anlatıyor.
Superposition, hem fiziksel hem de kavramsal düzlemde çoklu hallerin tek bir form içinde birleşmesini tarif eden bir çakışma ve birliktelik hali. Kendi sınırlarını yitirerek yeni bir bütün oluşturan yoğunlaşmış formlarda, belirsizlik ve eşzamanlılık aynı yüzeyde birlikte var oluyor. Bu süreçte yüzeyde oluşan dokuda arı ile peteğin ayrımı siliniyor; ikisi, tek bir organizma gibi davranan bütüncül bir yapı haline geliyor. Tıpkı bal arılarının kovandaki tüm boşlukları içgüdüsel bir biçimde doldurma eğilimi gibi, bu çalışmalarda da aynı yoğunlaşma, birikme ve boşluğu yok etme itkisi kendini gösteriyor.
Ceren İren Hakkında
Ceren İren, lisans eğitimini 2014’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde tamamladıktan sonra aynı üniversitenin Temel Eğitim Bölümü, Temel Sanat ve Tasarım Yüksek Lisans Programı’na başladı ve “20. Yüzyıldan Günümüze Sanatta Böcek Formu” başlıklı teziyle 2017’de mezun oldu. 2018’de başladığı sanatta yeterlik programını ise “Arı Toplumunun Form ve Davranışlarının Sanatla İlişkisi” başlıklı eser metniyle 2024 yılında tamamladı. Repetitif ve meditatif hareketleri hem düşünceyi besleyen hem de fiziksel bir biriktirme pratiğinin parçası olan süreçleri seven sanatçının nesnelerin ve formların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan işleri, merkezine böceklerin form ve davranışlarını alan ve doğadan beslenen düşünsel bir birikimi yansıtıyor. Biriktirme fikrinin somutlaştığı unsurlardan biri de bal arılarıdır. Nisan 2023’te başladığı arıcılık deneyimleriyle birlikte, tüm böceklere yayılan üretim pratiğinde bal arılarının form ve davranışları belirleyici bir unsura dönüşmüştür. Arıların üretim yöntemleriyle kendi üretim süreci arasında kurduğu biçimsel ve kavramsal bağ, biriktirerek üretme fikrini güçlendirirken; aynı zamanda bal arılarının sosyal davranışlarını ve kolektif çalışmayı ele alan metaforik işlere dönüşmüştür. Bu çalışmalar, özellikle arıların oğul verme ritüelleri üzerinden yer değiştirme ve yeniden doğuş kavramlarını görünür kılmayı amaçlıyor.



















