Hüsamettin Koçan’ın 29 Nisan 2026’ya kadar CerModern’de gerçekleşen “Ben Bu” sergisi, izleyiciyi sanatçının içsel dünyasına doğru katmanlı bir yolculuğa davet ediyor. “Ben Bu”, Koçan’ın kendi varlığıyla kurduğu hesaplaşmanın sergiye dönüşmüş hali olarak okunabilir. Başlık, dışa dönük bir ifade olmaktan çok, sanatçının kendi içinde açtığı bir tartışma alanına işaret eder. Bu yönüyle sergi, yalnızca bir anlatı sunmaz; izleyiciyi de bu içsel diyaloğun parçası olmaya çağırır. Aynı zamanda sanatın mekân, tarih ve üretim biçimleriyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye alan açar.
Koçan’ın sanat pratiğini anlamak için onun en kapsamlı üretimi olarak görülen Baksı Müzesi önemli bir referans noktasıdır. Merkezden uzak bir coğrafyada, yerleşik müzecilik anlayışının dışında konumlanan bu yapı; yalnızca fiziksel bir mekân değil, aynı zamanda bir düşünme biçiminin somutlaşmış halidir.

Baksı’nın kuruluşunda yerelin dönüşen hikâyesi belirleyici olur. Köy yaşamındaki değişimler—televizyonun başköşeye yerleşmesi, sözlü kültürün zayıflaması, gençlerin yön arayışı—bu sürecin sembolleridir. Koçan’ın yaklaşımında insan, çözümün merkezindedir; geçmiş ile gelecek arasında salınan bu “ikiz yapı”, sanatçının üretiminde güçlü bir omurga oluşturur.
Göç, aidiyet ve kültürel yabancılaşma, bu omurganın doğal uzantıları olarak sergide karşılık bulur. Geleneksel hafıza ile çağdaş ifade biçimleri iç içe geçerken; doğa, malzeme ve yerel kültür, yeniden yorumlanan bir sanat diline dönüşür. Bu bağlamda Baksı, Koçan’ın yalnızca bir kurumu değil, adeta başyapıtıdır.
Sanatçı, üretimini mekânla sınırlamaz; doğayı da sürecin parçası haline getirir. “Akarsu Üstünde Konuşmalar”, kırsalda gerçekleşen heykel etkinlikleri ve “Ütopya Etkinlikleri” gibi projeler, sanatın yaşamla kurduğu bağı güçlendirir. Bu yaklaşım, Anadolu’nun farklı coğrafyalarına yayılan sergilerle genişler.
“Ben Bu” sergisi, bu uzun yolculuğun bir durağıdır. Eserlerin bir kısmı Baksı’dan, bir kısmı ise İstanbul’daki atölyeden gelir. Bu yönüyle sergi, farklı zaman ve mekânların bir araya geldiği bir kavuşma alanı oluşturur.
Koçan’ın üretiminde zaman katmanlıdır: Şamanizm’den Selçuklu ve Osmanlı dönemine uzanan kültürel izler, çağdaş sanat diliyle yeniden kurulur. Teknik ise sabit değildir; konuya göre dönüşür. Toprak ve boya, tuvalle buluşur; camaltı resimlerdeki kırılganlık, silikon malzemede farklı bir geçirgenliğe evrilir. Dijital baskılar, kitsch öğeler ve kağıt yüzeyler, Anadolu bozkırının renkleriyle yeniden anlam kazanır.
Heykellerde ise seramik ve metal; demonlar ve Şahmaran figürleriyle birleşerek mitolojik imgeleri güncel bir temsil alanına taşır.
📍 Adres: Altınsoy Cad. No:3, Sıhhiye, Ankara



















