“Sınır Hafızası: Van’da Ölümle Yaşam Arasında Kimsesizliğin İzlerini Sürmek” başlıklı sergi, 9–24 Mayıs 2026 tarihleri arasında Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezi’nde izleyiciyle buluşuyor. Açılış günü saat 12.30’da Selda Tuncer ve Emre Zeki Karagöl’ün katılımıyla bir söyleşi düzenlenecek; serginin resmi açılışı ise saat 14.00’te gerçekleşecek.
Türkiye–İran sınırında yer alan Van’da yürütülen saha araştırmasına dayanan proje, göç yollarını, mezarlıkları ve sınırın sessiz tanıkları olan mekânları odağına alıyor. 2024 yılında gerçekleştirilen bu çalışma, çoğu zaman görünmez kalan hikâyeleri ve kimsesizliğin izlerini fotoğraf aracılığıyla görünür kılıyor.
Fotoğrafları Doğukan Tatar tarafından çekilen, küratörlüğü ise Berfin Hanalp tarafından üstlenilen sergi; mezarlıklarda silinen izlere ve sınırın belirsizliğinde kaybolan yaşam öykülerine odaklanan güçlü bir görsel anlatı sunuyor. Bu anlatı, izleyiciyi ölüm ile yaşam arasında sıkışan hayatlar üzerine düşünmeye davet ediyor.

Göçün Cinsiyeti: Sitayeş’in Hikâyesi
Serginin dikkat çeken çalışmalarından biri olan “Göçün Cinsiyeti: Sitayeş’in Hikâyesi”, Afganistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan bir kadının aylar süren yolculuğunu merkezine alıyor. Berfin Hanalp tarafından geliştirilen bu anlatı, Nazlı Cem’in çizimleriyle görselleştirilerek göç deneyimini kadın perspektifinden görünür kılıyor.
Hafıza, Tanıklık ve Temsil
“Sınır Hafızası”, izleyiciyi yalnızca bir sergi deneyimine değil; aynı zamanda tanıklık, hatırlama ve temsil arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor. Fotoğraf, illüstrasyon ve araştırma temelli üretimleri bir araya getiren proje, sınır coğrafyasını yalnızca bir geçiş alanı olarak değil, hafızanın şekillendiği bir mekân olarak ele alıyor.
CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen sergi, farklı ifade biçimlerini bir araya getirerek sınır deneyimini çok katmanlı bir anlatı üzerinden ele alıyor.



















