“Kabine 05/25: Ekspresyonizm ve Yeni Nesnellik Dün ve Bugün” Sergisi ve Jochen Proehl’un Solo Sergisi “Kazılmış Görüler: Yer ve Bellek Katmanları”, Marcus Graf küratörlüğünde 11 Ocak 2026’ya kadar devam ediyor. Bu sergiler, geçmiş ile bugün, kolektif tarih ile bireysel bellek arasında bir diyalog açıyor. Her iki sergi de renkli ve eleştirel sanat perspektiflerini keşfetmeye davet eden küratör Marcus Graf tarafından tasarlandı.

“Kabine 05/25: Ekspresyonizm ve Yeni Nesnellik Dün ve Bugün”
“Kabine 05/25”, 20. yüzyılın başlarında Almanya’da çalışan Konrad Felixmüller, Max Beckmann, Otto Dix ve George Grosz gibi sanatçıların çizim, baskı ve kağıt çalışmaları ile Türkiye’den çağdaş sanatçıların güncel eserlerini bir araya getiriyor. Sergi, Ekspresyonizm’in yoğun duygusal tavrını ve Yeni Nesnellik’in keskin toplumsal eleştirisini ortak bir bağlamda buluşturuyor. Bu iki akım, dönemlerinin krizlerine verdikleri tepkiler nedeniyle tarihsel etkisini günümüze kadar sürdürmüş güçlü hareketler olarak öne çıkıyor.
Sergi tasarımı, 1920 tarihli sessiz film klasiği “Dr. Caligari’nin Muayenehanesi”nden esinlenerek, boyalı duvar yapıları ve çarpıtılmış formlarla sürükleyici bir atmosfer yaratıyor. Tarihsel ve güncel eserlerin yan yana getirilmesi, sanatın ifade ve eleştiri stratejilerinin hâlen toplumsal, siyasi ve kültürel gerçeklikleri yansıttığını gösteriyor. “Kabine 05/25”, ziyaretçileri Ekspresyonizm ve Yeni Nesnellik’in süregelen önemini deneyimlemeye ve kimlik, politika ve temsille ilgili sanatsal tartışmaların yankılarını hissetmeye davet ediyor.

Jochen Proehl – “Kazılmış Görüler: Yer ve Bellek Katmanları”
Aynı tarihlerde Anna Laudel İstanbul’da, Jochen Proehl’ün soyut ile figüratif arasındaki sınırda gezinen yeni büyük format resimleri yer alıyor. Proehl’ün çalışmaları, izleyiciyi yüzeyin altındaki derinliğe, toprağın ve belleğin katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Sanatçı, arkeolojik keşiflerin yapısal yoğunluğunu topraksı tonlar ve mimari izlerle bir araya getirerek tuvali adeta bir bellek kazı alanına dönüştürüyor.
Proehl’ün ilham kaynakları arasında İstanbul’daki inşaat sahaları ve arkeolojik alanlar öne çıkıyor. İnsan müdahalesinin toprakta bıraktığı izleri temel alan sanatçı, izleyicinin kendi imgeleriyle ilişki kurabileceği, gerçekliğin sınırından uzaklaşan mekânlar yaratıyor. Hem sakin hem hareketli geniş fırça darbeleriyle oluşan kompozisyonlar, içsel bir ritme sahip kendiliğinden bir oluş süreci sunuyor. Proehl’ün resimleri, mekân ve tarih algımızı şekillendiren görünmez katmanları görünür kılan güçlü bir görsel dile sahip olması ile akılda kalıyor.



















