Galeri 77, Mehmet Resul Kaçar’ın yeni solo sergisine 28 Mart tarihine kadar ev sahipliği yapıyor. Sanatçının İstanbul’da gerçekleşen üçüncü kişisel sergisi “Benim İnandığım Tanrının Öküzleri”nde yer alan on yedi adet tuval üzerine yağlıboya çalışma, sanatçının bireysel belleğiyle kolektif deneyimler arasında kurduğu ilişkiyi bu kez daha açık bir ahlaki sorgulama ekseninde derinleştiriyor.
Mehmet Resul Kaçar’ın sanatsal üretimi, tekil temalar etrafında değil, birbirine eklemlenen deneyimlerin oluşturduğu bütünlüklü bir alan içinde şekillenir. Yetiştiği coğrafyanın doğası, hayvanlar, gündelik yaşamdan süzülen hikâyeler ve çocukluk anıları, resimlerinde tekrar eden imgeler olarak belirir. Kaçar’ın eserleri, sarı rengin her tonunun hâkim olduğu uçsuz bucaksız bozkır manzaraları ve sanatçının kendine özgü bir anlatım dili hâline getirdiği tarama ve noktalama tekniğiyle karakterizedir.
Sanatçı, bu imgelerin kaynağını kökler, onu biçimlendiren değerler ve özlem duygusu üzerinden tanımlar. Resimlerde yer alan manzaralar, çocukluğu renklendiren kalabalık ve karnaval havasındaki yaşamın bugüne kalan izleridir; hayvan figürleri ise bu yaşamın doğal bir parçası olmanın ötesinde, sevgi, emek ve yük kavramlarının taşıyıcısı olarak konumlanır. Son dönem çalışmalarında bu imgeler, yalınlaştırılmış manzaralar, figürlü sahneler ve doğrudan yaşanmış anlatılara dayanan kompozisyonlar hâlinde karşımıza çıkar.
Kaçar’ın resimlerinde belirginleşen köy imgeleri, bütünlüklü bir aidiyet duygusundan çok, büyüdüğü coğrafyayı terk ederek İstanbul’a taşınmasıyla oluşmuş bir yarılmanın izlerini taşır. Bugün resmedilen manzaralar, yaşanmış olanla artık yalnızca hatırlanan arasında bir coğrafyaya işaret eder. Bu nedenle Kaçar’ın resimleri, nostaljik bir geri çağırmadan ziyade, yerinden edilmiş bir deneyimin kendi kökleriyle mesafeli ama ısrarlı bir temas kurma çabasının görsel karşılığı olarak okunur.

Sergi başlığı, aynı adı taşıyan, sanatçının geçmişte ürettiği bir eserden ödünç alınmıştır; ancak bu başlık, yalnızca geçmiş bir yapıtı işaret etmekle kalmaz, aynı zamanda bu serginin kavramsal omurgasını da kurar. Söz konusu eserde Kaçar, geleneksel bir kırsal sahneyi ters yüz ederek öküzler yerine kadınların çift sürdüğü bir düzeni resmeder. Bu tercih, gerçek bir hikâyeden beslenen, resimde sembolik bir yer değiştirmeyle görünür hâle gelerek toplumsal bir adaletsizliğe doğrudan temas eden bir eleştiridir. Kaçar için burada belirleyici olan, inanç kavramının ahlaki ve vicdani bir değerler bütünü olarak düşünülmesidir.
Benim İnandığım Tanrının Öküzleri sergisi, tam da bu bağlamda, sanatçının yetiştiği coğrafya, dinlediği hikâyeler ve taşıdığı etik ilkelerle biçimlenen bir değerler sistemine işaret eder. Sergide yer alan eserler, belirli bir coğrafyaya ait olmanın ne anlama geldiğini değil; o coğrafyanın insanı nasıl şekillendirdiğini düşünmeye açar. Kaçar, özlemi romantize etmeden, kaybı dramatize etmeden ve doğayı idealleştirmeden, belleğin, mekânın ve değerlerin bugünden yeniden kurulduğu bir görme alanı önerir.

Kendine özgü katmanlı boya tekniği, geniş renk alanları, yüzeyi parçalayan düzlem anlayışı ve özellikle yüksek açıdan kurduğu sinemasal kadrajlar aracılığıyla, köyü artık yaşanan bir mekân olmaktan çok, hafızada kalan, mesafeyle kurulan ve dönüşmüş bir alan olarak resmeder. Böylece Kaçar’ın peyzajları, tarihsel bir geleneğin devamı olduğu kadar, bu geleneğin güncel koşullar altında yeniden düşünülmüş bir uzantısı hâline gelir. Bu noktada Mehmet Resul Kaçar’ın resimlerinin saf bir belgeselci tavra yaslanmadığını vurgulamak gerekir. Üretimlerini belgeselci bir realizmden ayıran en temel unsurların başında resimlerinde ön plana çıkan ve minyatür estetiğini çağrıştıran düzlem anlayışı gelmektedir. Sanatçı, renk alanları vasıtasıyla tuval yüzeyini parçalara ayırır. Kaçar’ın renk paleti biçimsel bir tercih olmanın ötesinde coğrafyanın hafızası ve zamanın işleyişine dair bir zemin işlevi görür. Onun külliyatında bir imza niteliği taşıyan sarı rengi, bir sona işaret ederken aynı anda yeni bir başlangıcın da eşiğinde durur. Yaşamın yeşille filizlenen döngüsü, zamanla sarıya doğru evrilir, bu evrilme bir tükenişten çok, dönüşümün kendisidir. Resimlerindeki sarı alanlar bu nedenle durağan değil, zamansal olarak yüklüdür: bitmiş olanla başlayacak olanın aynı yüzeyde yan yana geldiği bir eşik hâlidir. Sarı bozkırın ortasında yükselen yeşil bir ağaç ya da kuru otların arasından sızan canlı renkler ya da mavi gökyüzleri birbirini tamamlayan bu döngüyü düşündürür.
Kaçar’ın resimlerinin alametifarikası olan ve zamana yayılan deneysel bir sürecin sonunda ustalaştığı tarama ve noktalama tekniği, rengin en koyudan en açık tona doğru ortalama beş kat halinde uygulandığı bir süreci içerir. Bu teknik resmin farklı bölgelerinde ritim ve yoğunluk farkları yaratır. Kalın boya tabakalarının katman katman uygulanması, tuvali hem maddi olarak doygunlaştırır hem de rengin parlaklığını artırarak yüzeyde güçlü bir fiziksel varlık hissi oluşturur. Bu teknik yaklaşım, resmin yalnızca görülen değil, hissedilen bir nesne olmasını sağlar.
“Benim İnandığım Tanrının Öküzleri” sergisi, Mehmet Resul Kaçar’ın resimlerini geçmişe dönük bir anlatıdan çok, bugünden yapılan bir hesaplaşma olarak konumlandırır. Sergide karşılaştığımız manzaralar, figürler ve hayvanlar, ne olduğu gibi korunmuş bir köy yaşamına ne de geri dönülebilecek bir bütünlüğe işaret eder. Aksine, geçmişin değerlerini bugünün koşullarıyla sınayan, özlemi olduğu kadar kaybı da görünür kılan bir duruş önerir. Böylece Kaçar’ın resimleri, belirli bir coğrafyaya ait olmanın ne anlama geldiğinden ziyade o coğrafyanın insanı nasıl şekillendirdiğini, özlemi romantize etmeden; kaybı dramatize etmeden, doğayı ise idealleştirmeden ele alır. Sergi, izleyiciyi geçmişle bugün, yerle bellek arasındaki bu gerilimde durmaya davet ederken, sessiz ama ısrarlı bir soruyu da açıkta bırakır: Hangi coğrafyanın tanrısına inanıyoruz?
GALERİ 77
Hacımimi Mah. Necatibey Cad. Sakızcılar Sok. No:1/E Karaköy 34425 Beyoğlu, İstanbul,
T: +90 212 251 27 54 / F: +90 212 251 90 41
www.galeri77.com | info@galeri77.com



















