• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Gündelik Olanın İçindeki Tuhaflık: Bawer Doğanay’ın Büyülü Gerçekçi Evreni

Bawer Doğanay
Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Mardin’in ışığı, taşın hafızası ve Mezopotamya’nın kadim imgeleri Bawer Doğanay’ın resminde bir mekândan çok bir bellek alanına dönüşüyor. Sanatçıyla renk, sezgi, büyülü gerçekçilik ve bugünün ruh hâli üzerine konuştuk.

Röportaj: Ümmühan Kazanç

Sevgili Bawer Doğanay, her sanatçının bir sanatla tanışma hikayesi vardır? Resim senin hayatında ne zaman önemli bir yer işgal etmeye başladı?

Resim benim içimde tam olarak nasıl belirdi bilmiyorum ama küçük yaşlarda çokça ilgilendiğimi hatırlıyorum. Çocuklukta farkına varmadan içine girilen bir alan gibiydi. Çevreyi izlemek, detaylara takılmak, gündelik olanın içindeki tuhaflığı fark etmekle beraber bunları resimle ifade edebilecek bir düşünce biçimi olabileceğini anladığım noktada önemli bir yer işgal etmeye başladı.

Mardinli olmak nasıl bir duygu senin için?

Mardinli olmak benim için coğrafyanın ağırlığıyla göğün açıklığı arasında yaşamak gibi. Bir yandan tarihsel bir yoğunluk, bir yandan süregelen toplumsal meselelerin politik boyutu. Bu ikisi akraba… Sanırım bende ikisi de var ve Nasra teyzeyle manevi olarak akraba gibi hissediyorum. (Nasra Şimmeshindi (1924, Mardin – 27 Nisan 2016), geleneksel basma işlemeciliği sanatının son ustalarından Süryani asıllı motif sanatçısıdır).

Mardin’de doğup hâlâ burada üretmeye devam ediyorsun. Bu coğrafyanın gündelik yaşamı, ışığı ve tarihi belleği resimlerinizin dilini nasıl şekillendiriyor?

Mardin’in ışığı, keskin ton geçişleri, büyüdüğüm evin kumaşları, yorganları, desenleri, taşın rengi ve motifi resimlerimin tonunu doğrudan etkiliyor.

Burada tarih hâlâ nefes alan bir şey. Coğrafya kadim olduğu kadar acının savaşın kaosun da derin olduğu bir yer. Geçmişle sürekli temas hâlinde. Bu temas resimlerimde hem bilinçli hem de sezgisel olarak yer buluyor.

İsimsiz, 2026, tuval üzerine yağlıboya, 52x52 cm, Bawer Doğanay
İsimsiz, 2026, tuval üzerine yağlıboya, 52×52 cm.

Mardin ve Mezopotamya’yı resimlerinizde bir “mekân”dan çok bir “hafıza alanı” olarak mı ele alıyorsunuz?

Sanırım benim için Mardin ve Mezopotamya bir hafıza katmanı diyebilirim. Orada yaşananlar, anlatılanlar, görülüp unutulanlar resimlere bir zemin oluşturuyor. Bu yüzden işlerimde mekân hep sabit ama daha çok ilgilendiklerim o mekânın gelmiş, geçmiş ve şimdiki sakinleri oluyor.

Çocukluğunuzdan bugüne belleğinizde yer eden imgeler hangileri ve bunlar resimlerinize nasıl sızıyor?

Çocukluktan bugüne maruz kaldığım, içimde biriken görüntüler… Resim yaparken bir noktada kendiliğinden yüzeye çıkıyorlar. Kumaş süsleri, renkleri, taş motifleri, gölgeler, kuşlar, bitkiler, ev içleri, mavi tonlar, sıcak ve soğuk renklerin bir arada olan etkisi…

Resimlerinizde gündelik sahneler, mitolojik öğeler ve kişisel hafıza iç içe geçiyor. Bu katmanları oluştururken bilinçli bir kurgu mu izliyorsunuz, yoksa süreç daha sezgisel mi ilerliyor?

Sanırım başlangıçta sezgi daha baskın. Resim ilerledikçe bilinç devreye giriyor. Gerçekle kurgu arasındaki o alanı seviyorum.

Zengin boya yüzeylerini “bir veri toplama sürecinin ardından ortaya çıkan ürünler” olarak tanımlıyorsunuz. Bu veri toplama sürecini biraz açar mısınız?

Günlük yürüyüşler, karşılaşmalar, mekânlar, renkler, duygu hâlleri, karakterler… İşte bunlara resim yapmadan önceki veri toplama süreci diyorum.

Motifli Gece, 2025, tuval üzerine yağlıboya, 124x146 cm, Bawer Doğanay
Motifli Gece, 2025, tuval üzerine yağlıboya, 124×146 cm.

Figürleriniz çoğu zaman izleyen, düşünen, kendi iç sesiyle temas hâlinde. Bu figürleri birer “flâneur” olarak mı kurguluyorsunuz?

Evet, bugünün olanaklarında yaşayan bir flâneur. Daha çok durarak gözlemleyen, iç sesiyle temas hâlinde olan figürler.

“Flâneur’ün Manifestosu” sizin için bir şiir mi, bir yaşam biçimi mi, yoksa bir sanat programı mı?

Sanırım bir iç konuşma gibi. Böyle yüksek sesle yazılan bir manifesto değil de gün içinde yapılan planlar, kararlar ve uygulamalar gibi rutin ve rutin dışına müsaade eden geniş fikirlilik… Nasıl yaşamak ve nasıl bakmak istediğime dair bir hatırlatma.

Manifestoda yer alan “Işıkta ve renkteyim” ifadesi, günümüzün gri politik ve toplumsal atmosferine bir karşı duruş değil mi?

Evet. Geçmiş ve günümüz coğrafyasında gri, sert ve baskılayıcı atmosferine karşı bilinçli bir duruş. Renk, burada var olma biçimlerinden sadece biri.

Renk kullanımınızı açıkça politik bir tavır olarak tanımlıyorsunuz. Renk sizin için bir estetik araçtan öte ne ifade ediyor?

Renk benim için sanırım bir dile dönüştü. Duyguyu, politik tavrı ve hafızayı aynı anda taşıyabiliyor veya daha fazla şeyi… Bir resim yaparken ‘o da var, şu da var, bu da var, bu duyguyu da vermeliyim derken ki durum zenginliğini renklerle verdiğimi düşünüyorum. Bu his rahatlamamı sağlıyor.

Resimlerinizdeki yoğun renk kullanımı sıklıkla Matisse ve Fovizmle ilişkilendiriliyor. Siz bu sanat tarihi referanslarını nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bir temas noktası gibi görüyorum ben de. Rengin özgürleşmesi, biçimin hafiflemesi benim için önemli. Bir akrabalık hissi gibi geliyor bana.

İsimsiz II, 2026, tuval üzerine yağlıboya, Bawer Doğanay
İsimsiz II, 2026, tuval üzerine yağlıboya, 52×52 cm.

Primitif estetik ile güncel sanat dili arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Primitif derken benim için ilkel ve geçmişe ait bir estetik anlamına geliyor. Amorf tavırdaki rahatlık ve estetiğin buluşması beni etkiledi her zaman. Biçimin çok kesinleşmediği, resmin nefes alabildiği, kuralların biraz gevşediği bir alan. Bu rahatlık, resim yaparken bana özgürlük tanıyor; sezgiyle ilerleyebilmemi sağlıyor.

Bu estetiği ise, güncel dille temas ettirmekten bahsediyorum. Bazen kullandığım malzemeyle, bazen boya yüzeyini ele alış biçimimle, bazen de rengi kullanarak bugünün sanatıyla bir denge kurduğumu düşünüyorum.

Mavi vazgeçilmez renginiz. Rengin figürlerin tenine kadar sızması sizce izleyicide nasıl bir psikolojik alan yaratıyor?

Mavi rengiyle sanırım zamana yayılan bir bağım oldu. Bir gün sergi gezerken, izlenimcilerin -özellikle Cézanne’ın- gölgeleri sıcak siyahlarla değil, soğuk tonlarla verdiğini fark etmiştim. Uzaklığı, mesafeyi ve derinliği mavi tonlarıyla kurmaları beni çok etkilemişti. O an, gölgenin karanlık değil; serin, bir alan olabileceğini düşündüm.

Bu düşünce, Mardin’le kurduğum ilişkiyle birleşti. Mardin’de akşamüstleri, taşın rengi değişir; sıcaklık çekilir ve her şey maviye doğru soğur. O an, mavi bana gökyüzünden gelip tene değen bir renk gibi gelmişti. Tenin üzerinde aynı rengi hayal ettim. İşte orada başladı sıcak soğuk dengeleri figür üzerinde.

Figürlerin tenine sızan mavi, izleyici için özel bir psikolojik alan açıyor diye düşünüyorum. Figür ilk bakışta çok tanıdık; gündelik bir bedene, bilinen bir duruşa sahip. Ama mavi, onu gerçekliğin içinden hafifçe çekip büyülü gerçekliğe yakın bir eşikte tutuyor. Böylece izleyici figürü tanıyor ve onunla beraber resmin içinde gezinip zaman geçiriyor.

Renkli Ay Şehri, 2023, tuval üzerine akrilik boya, 69x81 cm, Bawer Doğanay
Renkli Ay Şehri, 2023, tuval üzerine akrilik boya, 69×81 cm.

Gökçen Bilge Kırman sizin resimlerinizdeki sembolleri çok detaylı incelemiş ve harika bir makale kaleme almış. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Altı köşeli yıldız, tavus kuşu, Şahmeran, kırlangıç gibi semboller çalışmalarınızda sıkça karşımıza çıkıyor. Bu imgeler sizin için bilinçli semboller mi, yoksa hafızanın doğal yansımaları mı?

Bu noktada ilk olarak Gökçen Bilge Kırman’a teşekkür etmek isterim. Bilge, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Resim Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmalarını yürütüyor ve kendi disiplin pratiği içinde bu sembolik ağları benim işlerimde çok titiz bir biçimde okuyup bir makalede topladı (Sanat ve Tasarım Dergisi, 2024).

Açıkçası, Bilge bu sembolleri bir araya getirip makalede yazana kadar, resimlerimde bu kadar yoğun ve tutarlı bir sembolik ağ kurduğumun farkında değildim. Çalışırken bu imgeleri bilinçli bir programın parçası olarak seçmedim. Onlar daha çok yaşadığım coğrafyadan, evlerden, mimariden, hikâyelerden, çocukluk hafızasından süzülerek işin içine girdi.

Büyülü gerçekçilik kavramı işleriniz için sıklıkla kullanılıyor. Siz kendi üretiminizi bu kavramla tanımlar mısınız?

Evet, büyülü gerçekçiliği kullanabiliriz. İzleyici bu sahnelere tamamen yabancı değiller.

İzleyicide şu duygunun oluşmasını seviyorum: “Bu sahne gerçek değil belki ama tanıdık. Buraya daha önce bakmış veya bulunmuş olabilirim.” Dünyanın içinden sızan başka bir ihtimal gibi…

Mitolojik semboller, günümüz insanının ruh hâlini anlatmak için hâlâ geçerli araçlar mı sizce?

Bence evet. Çünkü insanın temel korkuları, arzuları ve yalnızlığı çok değişmedi. Mitoloji bunları anlatmanın hâlâ güçlü bir yolu olduğunu düşünüyorum.

Doğa işlerinizde bazen fantastik bir öğe, bazen tarihsel dokunun sessiz tanığı olarak yer alıyor. Doğayla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?

Doğa benim işlerimde bazen tek başına bir tema olduğu gibi bazen de kurduğum kompozisyonun tamamlayıcı bir unsuru oluyor. Figürler, mekân, renk ve semboller nasıl birbirini taşıyorsa, doğa da bu bütünün içinde belirleyici bir parça.

Yaşadığım coğrafyanın doğası -taş, ova, gökyüzü, ışık- başlı başına büyülü gerçekçiliğin etkisini güçlendiren bir hâle sahip. Burada doğa, gündelik olanla olağanüstü olan arasında kendiliğinden bir geçiş alanı kuruyor. Ben de resimlerimde bu geçişi zorlamadan, doğanın kendi ritmini kompozisyonun içine dahil ediyorum.

Kuşlar, bitkiler ve taşlar sizin için birer metafor mu, yoksa doğrudan karşılaşmaların sonucu mu?

Tamamen karşılaşmaların bir sonucu diyebilirim.

Akdeniz II, 2024, tuval üzerine akrilik boya, 80x90 cm, Bawer Doğanay
Akdeniz II, 2024, tuval üzerine akrilik boya, 80×90 cm.

Resimlerinizdeki figürleri “Nihilist ve Romantik davranışların temsilcileri” olarak tanımlıyorsunuz. Bu iki zıt duygu bugün nasıl bir arada var oluyor?

Bu zıt duyguların bir aradalığını sanırım şöyle ifade edebilirim; bir yandan dünyanın ağırlığını, belirsizliğini ve kırılganlığını çok net hissediyoruz -bu tarafı nihilist. Diğer yandan hâlâ bakmaya, sevmeye, bir şeye tutunmaya devam ediyoruz -bu da romantik taraf.

Bu iki hâlin bir arada olması, bana bugünün insanını daha dürüst bir yerden anlatma imkânı veriyor.

Sanırım 7. Mardin Bieanli’nde Kızıltepe Ateş Beyler Hamamı’nda mekana özel bir çalışman olacak. 7. Mardin Bienali’nde yer alıyor olmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor?

Mayıs ayında gerçekleşecek 7. Mardin Bienali’ne, küratör Çelenk Bafra tarafından davet edilmek benim için inanılmaz heyecan verici bir süreç. Yaşadığım ve ürettiğim coğrafyada, bu ölçekte ve bu düşünsel derinlikte bir bienalin parçası olmak, kişisel olarak da çok güçlü bir karşılaşma hissi yaratıyor.

Daha önceki sergilerimde de bunu denedim, mekâna doğrudan müdahale etmeyi, onunla fiziksel ve duygusal bir ilişki kurmayı önemsedim. Bu bienalde de benzer bir yaklaşımım olacak. Yapacağım iş, mekânın belleğini, dokusunu ve geçmişini dikkate alan, mekâna özgü bir üretim olacak.

Bienaldeki işinizde önceki üretimlerinizle bir süreklilik mi göreceğiz?

Evet, önceki üretimlerimle ilişkili bir süreklilik olacak.

Bienalin kente ve sanatçıya etkisi konusunda neler söylemek istersiniz?

Mardin Bienali, kentin gündelik akışına farklı bir düşünme ve bakma biçimi ekliyor. Sanatçı açısından ise bienal, yaşadığı yerle yeniden temas etme fırsatı yaratıyor. Alışılmış mekânlara başka gözlerle bakmak, kentin belleğiyle güncel meseleleri yan yana getirmek mümkün oluyor. Bu karşılaşma hâli hem üretimi besliyor hem de sanatçının bulunduğu coğrafyayla kurduğu ilişkiyi derinleştiriyor.

Etiketler: 7. Mardin BienaliBawer DoğanayBüyülü GerçekçilikÇağdaş ResimFlâneur FigürleriMardin SanatıMezopotamya SanatıMitolojik SembollerSanat ve Hafıza
Önceki Yazı

Bawer Doğanay

Sonraki Yazı

“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İstanbul’da Osmanlı Anıtları” Kitabı

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”
Röportajlar

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

16/04/2026
İnci-Ali Gökmen ve Onur Gökmen.
Röportajlar

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

16/04/2026
Eda Soylu.
Röportajlar

Spiral Bir Oto Portre: Eda Soylu’nun “Alt/Üst” Okuması

11/04/2026
Elif Su Yıldız, Onlar, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 90x135 cm.
Röportajlar

Elif Su Yıldız: Tekrar, Hafıza ve Benliğin İnşası

10/04/2026
Turan Aksoy.
Röportajlar

İçeriye Doğru Bir Yolculuk: Turan Aksoy’un Çok Katmanlı Sanat Pratiği

30/03/2026
Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie.
Röportajlar

Formdan Sapmak, Birlikte Düşünmek: “Form Dışı Sapmalar”

10/04/2026
Sonraki Yazı
“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İstanbul’da Osmanlı Anıtları” Kitabı

“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İstanbul’da Osmanlı Anıtları” Kitabı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

16/04/2026
İnci-Ali Gökmen ve Onur Gökmen.

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

16/04/2026
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas.

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

14/04/2026
Mutlu Aksu, Sen Nasıl İstersen, 2025, Tuval üzerine akrilik, 100x190 cm.

Mutlu Aksu: “Reality Show”

14/04/2026

Sanat Haberleri

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

“Masada III” Galeri Bu’da

Son Eklenenler

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result