• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Formdan Sapmak, Birlikte Düşünmek: “Form Dışı Sapmalar”

Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie.

Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie.

Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie, küratörsüz bir birliktelikle şekillenen “Form Dışı Sapmalar” sergisinde mekân, hafıza ve eşik kavramları etrafında kesişen üretimlerini anlatıyor; sergi, bireysel pratiklerin ötesine geçen kolektif bir düşünme ve üretme deneyimi sunuyor. Sergi, 5 Nisan’a kadar Rast Galeri’de izlenebilir.

Röportaj: Ümmühan Kazanç

Sevgili Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie, farklı üretim pratiklerinizi ortak bir düşünsel zeminde bir araya getiren serginiz “Form Dışı Sapmalar” başlığı ilk bakışta biçimsel bir kırılmaya işaret ediyor. Sizin için bu başlık neyi ifade ediyor?

Sinan Logie: Sergi metnini Ebru Nalan Sülün hocamız ele almış olsa da serginin kurgusunu ve yerleşimini sanatçılar küratörsüz uyguladı. Bu yeni zemin bizim için konfor alanımızın dışında yeni bir ‘gerçeklik’ yarattı. Normların ve ‘ahlakın’ gittikçe baskın olduğu bu dönemde, formdan çıkmak, sapmak, bir özgürlük talebi olarak okunabilir. Ama bu bir etiğin olmadığını ifade etmez. Beraber olmak, omuz omuza bir proje geliştirmek çok besleyici bir süreçti.

Berka Beste Kopuz.
Berka Beste Kopuz.

Sergide üç farklı üretim pratiği yan yana geliyor. Bu karşılaşmanın sizin pratiğinize nasıl bir etkisi oldu?

Sinan Logie: Sergide hem kişisel hem ortak üretimlerimiz yer alıyor. Her birimiz öbürlerine bir ayna etkisi yaratmış olabilir. Yeni malzemeler ve mecralara dokunmamıza vesile oldu bu çarpışma.

Beste Kopuz: Her birimiz kendi üretim pratiğinin ışığında ilerlese de düşünsel ve kurulum sürecinde beraber olmak oldukça besleyiciydi diye düşünüyorum. Damla ve Sinan normalde de sıklıkla dirsek temasında olduğum kişiler olduğu için bu sefer beraber ortak bir çalışma üretmek ilham vericiydi.

Damla Yalçın: Birlikte üretmeyi ve düşünmeyi tekrar hatırlatan bir sergi oldu.

Sergi metninde mekânın edilgen bir sergileme alanı olmaktan çıkarıldığı vurgulanıyor. Siz mekânla nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Sinan Logie: Mimarlık okuduğum için, mekân otuz yıldır başıma dert olan bir konu. Damla ile Beste de bu olguya farklı biçimlerde bakıyor, hafızaya yoğunlaşarak. Benim ilişkim daha performatif diyebilirim.

Beste Kopuz: Mekân benim için mimari ve katı bir formdan ziyade onunla kurduğumuz ilişkiyi düşünerek ele aldığım bir form. Bu sayede daha akışkan, değişken ve canlı. Üretim pratiğimde de bu sebeple her mekânın bir hafızası olduğunu düşünerek hareket ediyorum ve bir yandan mekanların üzerimizde yarattığı ihtimalleri, hisleri dikkate almaya önem gösteriyorum.

Damla Yalçın: İnsanların mekânla kurdukları ilişki üzerine çalışıyorum ve bu ilişkinin doğduğumuz anda, içinde büyüdüğümüz ilk evde başladığını düşünüyorum. Mekân benim için edilgen bir sergileme alanı değil, hafızayı taşıyan ve yeniden üreten aktif bir yapı. Üretimlerimde mekânla kurduğum ilişki, onu yeniden hatırlamak, dönüştürmek ve içinde yeniden konumlanmak üzerinden şekilleniyor. Bu yüzden her iş, benim için mekânla kurulan kişisel ve zamansal bir diyaloğun parçası oluyor.

Sinan Logie.
Sinan Logie.

Martin Heidegger’in “Building, Dwelling, Thinking” metninde bahsettiği “dwelling” kavramı insanın mekânla kurduğu yaşamsal bağı vurgular. Siz üretimlerinizde mekânla nasıl bir “yerleşme” veya “mesken tutma” ilişkisi kuruyorsunuz?

Damla Yalçın: Martin Heidegger’in “dwelling” kavramını, fiziksel bir mekânda bulunmaktan çok, bellekte kurulan bir yerleşme hâli olarak düşünüyorum. Üretimlerimde mekâna yerleşmek, geçmişte deneyimlediğim alanların izlerini tekrar ederek yüzey üzerinde geçici bir mesken kurmak gibi geliyor.

Sergide gölge, boşluk ve eşik gibi mimari unsurların anlatısal bir rol üstlendiği görülüyor. Bu kavramlarla ilişkiniz nasıl gelişti?

Sinan Logie: Sergiyi küçük bir şehir gibi okuyabiliriz. Şehri anıtlar, tapınaklar kurar ama yanlarında ara mekanlar, gündelik hayat ve insanlar asıl mümkünleri örgütler. Naif bir biçimde olsa da bunu oluşturabildik galiba.

Beste Kopuz: Sergideki çalışmalarımda yer alan kapı ve pencere figürleri benim için yalnızca mimari öğeler değil, iç ve dış mekân, geçmiş ve şimdi, bireysel ile kolektif hatırlama arasındaki bir geçişi temsil ediyor. Gölge ve boşluk ise mekânın görünmeyen katmanları, kırılganlığı ve hatırlama-unutma geriliminin bir temsili benim için.

Damla Yalçın: Gölge, boşluk ve eşik gibi kavramlarla ilişkim, mekânı yalnızca fiziksel bir yapı olarak değil, hafıza ve deneyim taşıyan bir alan olarak düşünmemle gelişti. Özellikle eşikler, iç ve dış arasındaki geçiş hâlini ve bu geçişte biriken anıları temsil ettiği için üretimlerimde önemli bir yer tutuyor. Gölgeler ise, benim için mekâna ait hatırlama alanlarını temsil ediyor.

Damla Yalçın.
Damla Yalçın.

Üç sanatçının üretimleri arasında küratöryel bir kurgu yerine doğal bir düşünsel kesişimden söz ediliyor. Siz bu kesişimi nasıl tanımlarsınız?

Sinan Logie: Son yıllarda kalabalık ekiplerle doğaçlama müzik hayatımın önemli bir parçası oldu. Öbürlerini dinlemek, onlara alan açmak, gerekince bir solo yapmak. Bu öğretiler ile paralel olarak, son yıllarda Güçlü Öztekin’le (Barın Han, 2021), Hayri Şengün’le (Siyah Beyaz Galeri, 2023) çok sesli sergiler yapmıştım. Bu sefer, bu deneyimi Beste ve Damla ile paylaşmak çok besleyici oldu.

Beste Kopuz: Üç sanatçı olarak farklı disiplinlerde üretim yapıyor olsak da üretimlerimizi besleyen merak alanlarımız ve disiplinlerarası düşünmeye olan ilgimiz bizi doğal bir ortak zeminde buluşturuyor. Bu nedenle aramızdaki kesişimi planlanmış bir küratöryel kurgudan çok, zaman içinde gelişen diyalog, karşılıklı ilham ve düşünsel yakınlık üzerinden oluşan doğal bir temas olarak tanımlayabilirim.

Üç sanatçının işleri yan yana geldiğinde sizin için beklenmedik yeni okumalar ortaya çıktı mı?

Sinan Logie: Yakın olduğumuzu biliyordum ama bu kadar da iyi olacağını beklemiyordum.

Damla Yalçın: Farklı disiplinlerde üretim yapıyor olmamıza rağmen ortak düşünme alanlarına sahip olmak, işler arasında beklenmedik bağlar kurulmasına ve deneysel bir üretim sürecine zemin hazırladı.

İzleyicinin sergide fark etmesini özellikle istediğiniz küçük ama önemli bir detay var mı?

Sinan Logie: Onlara küçük sürprizler sakladık, özellikle RAST galerinin alt katında!

Hafıza kavramı sizin işlerinize nasıl sızıyor? Daha çok kişisel bir hafızadan mı, kolektif olandan mı besleniyorsunuz?

Sinan Logie: İkisini farklı düşünmek bana imkânsız geliyor. Ama ben şahsen işlerimde şimdi ve burada olmaya çalışıyorum.

Beste Kopuz: Her mekânın bir hafıza olduğuna inanıyorum. Ancak hafıza benim işlerimde çoğu zaman tek bir kaynaktan beslenen bir şey olarak ortaya çıkmıyor. Daha çok kişisel olan ile kolektif olanın birbirine karıştığı bir alan gibi düşünüyorum. Çalışmalarım kimi zaman belirli bir mekândan, o mekâna dair yaptığım araştırmalardan ve karşılaştığım izlerden yola çıkıyor. Bu süreçte kişisel deneyimim ve o yerle kurduğum ilişki başlangıç noktası olsa da zamanla mekanın taşıdığı daha geniş bir toplumsal hafıza katmanıyla karşılaşıyorum ve bu kişisel belleğimin de ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Kentin dokusu, arşiv belgeleri, eski yapılar ya da gündelik hayatta fark edilmeden varlığını sürdüren izler bu kolektif hafızanın parçaları haline geliyor.

Damla Yalçın: Hafıza benim işlerime daha çok kişisel deneyimler ve çocukluk anıları üzerinden sızıyor; ancak bu anıların taşıdığı duyguların izleyicide de karşılık bulduğunu düşünüyorum. Bu yüzden başlangıç noktası kişisel olsa da zamanla daha kolektif bir okuma alanı açılıyor. Bellekle kurduğum ilişki, hatırlamak kadar yeniden kurmak ve dönüştürmek üzerine de şekilleniyor.

Birbirinizin işlerini uzun süredir takip ettiğinizi biliyoruz. Bu karşılaşma sizin için neyi görünür kıldı?

Beste Kopuz: Herkesin giderek bireyselleştiği böylesi bir dönemde, birlikte düşünmenin ve üretmenin ne kadar besleyici olduğunu, aynı zamanda yan yana olmanın ne kadar iyi hissettirdiğini ve ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlattı.

Damla Yalçın: Kolektif düşünmenin ve birlikte üretmenin imkânlarını yeniden hatırlatan bir karşılaşma oldu. Aynı zamanda serginin kürasyonunu ve işlerin seçkisini biz kendimiz belirledik; bu süreç, karar alma ve birlikte düşünme biçimlerimizi de görünür kıldı. Bu anlamda küratörsüz küratöryel bir yaklaşım taşıyan bir seçki oldu.

Bu sergi, birbirinizin pratiğine bakışınızı değiştirdi mi?

Beste Kopuz: Benim için bakışımı değiştirmek yerine, düşünsel ve üretim sürecinin bir parçası olarak buna eşlik etmek besleyici ve ilham vericiydi.

“Form Dışı Sapmalar” sizin için bir sonuç mu, yoksa yeni soruların başlangıcı mı?

Sinan Logie: Kesinlikle bir başlangıç!

Beste Kopuz: Form dışı sapmalar benim için ne bir sonuç ne de bir başlangıç. Daha ziyade başlangıcını bildiğiniz ancak nerede ve ne zaman (belki de hiçbir zaman) sonlanacağını bilmediğiniz bir yolda devam ederken hatırlamak isteyeceğiniz bir nokta.

Damla Yalçın: Benim için de bir sonuçtan çok yeni soruların başlangıcını oldu. Sergi arayışı görünür kılan bir eşik gibi; yeni düşünme ve üretme biçimlerine kapı aralayan süreci ifade ediyor.

Etiketler: Berka Beste KopuzDamla Yalçındisiplinlerarası sanatForm Dışı SapmalarGalerigüncel sanatGüncel sergilerkolektif üretimküratörsüz sergimekân pratiğiMekân ve hafızaRastRöportaj Ümmühan Kazanç çağdaş sanatSanat Eleştirisisanat röportajıSergiSinan Logie
Önceki Yazı

Hafızanın Peyzajında Kaybolmak: Filiz Piyale Onat ve “Omorika”

Sonraki Yazı

Yüzeyin Ötesine Geçmek: Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar EXIT’te

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Eda Soylu.
Röportajlar

Spiral Bir Oto Portre: Eda Soylu’nun “Alt/Üst” Okuması

11/04/2026
Elif Su Yıldız, Onlar, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 90x135 cm.
Röportajlar

Elif Su Yıldız: Tekrar, Hafıza ve Benliğin İnşası

10/04/2026
Turan Aksoy.
Röportajlar

İçeriye Doğru Bir Yolculuk: Turan Aksoy’un Çok Katmanlı Sanat Pratiği

30/03/2026
Filiz Piyale Onat.
Röportajlar

Hafızanın Peyzajında Kaybolmak: Filiz Piyale Onat ve “Omorika”

10/04/2026
Ayşegül Dalokay.
Röportajlar

Zihnin Dalgalarında Yavaşlamak: Ayşegül Dalokay

10/04/2026
Esra Çevik, Ruzy Gallery.
Röportajlar

Yüzeyden Derinliğe: Surface Sergisi

10/04/2026
Sonraki Yazı
Yüzeyin Ötesine Geçmek: Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar EXIT’te

Yüzeyin Ötesine Geçmek: Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar EXIT’te

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas.

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

14/04/2026
Mutlu Aksu, Sen Nasıl İstersen, 2025, Tuval üzerine akrilik, 100x190 cm.

Mutlu Aksu: “Reality Show”

14/04/2026
Damla Sari, Hediye paketi olsun mu?, 2026, Fine Art baskı, 55x80 cm.

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

14/04/2026
Betta St. John, June Laverick ve Anne Heywood, 1957.

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

14/04/2026

Sanat Haberleri

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

“Masada III” Galeri Bu’da

Son Eklenenler

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result