• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”
Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Marcus Graf ile Ali Ekber Kumtepe’nin söyleşisinde, sanatçı, peyzajı insanın izleri üzerinden yeniden kurduğu “zihin manzaralarını”, malzemeyle kurduğu hassas ilişkiyi ve çağdaş sanat içindeki kavramsal yaklaşımını anlatıyor. Ali Ekber Kumtepe’nin “Ben bir şey yapmıyorum” adlı sergisi, Bursa’da yer alan Konum Balat’ta sanatseverlerle buluştu. Marcus Graf küratörlüğünde gerçekleşen sergi, Ali Ekber Kumtepe’nin malzemenin fiziksel yapısını ve kültürün yankılarını kendine özgü bir görsel dile dönüştürdüğü çalışmalarını bir araya getiriyor.

Röportaj: Marcus Graf

Sayın Ali Ekber, şu anda ağırlıklı olarak grafik tasarım ve reklamcılık alanındaki çalışmalarınızla tanınıyorsunuz. Ancak ben sizi yaklaşık 20 yıldır bir sanatçı olarak tanıyorum ve daha önce 2007 yılında Siemens Sanat’ta düzenlenen “Art and Money” sergisinde birlikte çalışmıştık. Şimdi ise Bursa’da yeni bir resim ve heykel serisi sunuyorsunuz. Son dönem çalışmalarınız üzerine konuşmaya geçmeden önce, sanat anlayışınız, sanata yaklaşımınız ve sizi ilgilendiren temel estetik ve kavramsal meseleler hakkında konuşmak isterim. Bir sanatçı olarak genel biçimsel ve kavramsal ilgi alanlarınız nelerdir? Hangi medyaları kullanmayı tercih ediyorsunuz? Nasıl bir estetik yaklaşım benimsiyorsunuz ve bir sanatçı olarak hangi konular üzerine yoğunlaşıyorsunuz?

Marcus, 20 yıl sonra tekrar bir araya gelmek benim için çok kıymetli. Tasarım ve reklam dünyasındaki profesyonel disiplinim, sanatıma her zaman yapısal bir zemin hazırladı; ancak sanat pratiğim her zaman daha özgür ve deneysel bir alan olarak kaldı.

Yeni işlerimdeki sanat anlayışım, manzara türünü çağdaş bir bağlamda yeniden yorumlamak. Romantik-şiirsel imgeler yerine, insanları sahneden çıkararak geriye yollar, çitler, dağlar, geçitler ve harabelerin yani kültürel kalıntıların üzerine odaklanıyorum.

Bu sahneleri, izleyicinin kendi psikolojik arazisinde dolaştığı birer “zihin manzarası” olarak kurguluyorum. Malzemelerle, form ile soyutlama arasında gidip gelen, dokunulabilir bir gerçeklik oluşturuyorum.

Resimlerinizde doğa kavramı ve doğanın temsili üzerine konuşalım. Sizi doğaya ve peyzaj resmine yönelten şey nedir?

Beni doğaya çeken unsurlar aslında gündelik hayatımın ve görsel hafızamın birer parçası. Vaktimin önemli bir kısmını yollarda geçiriyorum; bu yolculuklar sırasında karşılaştığım ıssızlık ve mesafe duygusu zihnime kazınıyor. Aynı zamanda izlediğim filmlerdeki sahneler, hafızamda beni sürekli meşgul eden karelere dönüşüyor. Bu birikmiş imgeleri ve yol hikayelerini, kendi sanatsal anlayışım çerçevesinde malzeme ile yeniden yorumluyorum.

Gerçekten de resimleriniz bir yol filminden sahneleri andırıyor. Ayrıca çalışmalarınızda belirgin bir boşluk duygusu da hissediliyor.

Evet, filmlerde yol sahnelerini merkeze alan sinema anlayışını çok önemsiyorum. Yaptığım son seride özellikle Abbas Kiarostami’nin kareleri var; bu kareleri kendi sanatsal bağlamıma yakın malzemelerimle yeniden yorumluyorum. Boşluk duygusunu sağlamak için sahnelerin içinden insan figürlerini tamamen çıkarıyorum ve mekânı o çıplak haliyle izleyiciyle karşı karşıya bırakıyorum. Boşluk, resimlerimde kavramsal olarak mutlak bir sessizliği temsil ediyor. Böylelikle izleyiciyi sadece görsel bir tanıklığa değil, malzemenin gerçekliğiyle kurulan yüzeylere temas etme arzusunu da tetikliyorum.

Resimlerinizde insan figürleri yer almamasına rağmen, çitler, yollar ya da diğer izler aracılığıyla insan uygarlığının varlığı her zaman hissediliyor. Kompozisyonlarınıza eklediğiniz bu kültürel unsurları nasıl seçiyorsunuz?

İnsanın kültürel mirası ve medeniyete dair bıraktığı kalıntılar; aslında bizzat deneyimlediğim coğrafyalardan, izlediğim filmlerden ve yaptığım araştırmalardan hafızamda yer edinen görsellerin birer yansımasıdır. Bu imgelerin birer yapıta dönüşmesi için onları farklı malzemelerle medyumlara aktarıyorum. Sonuç olarak işlerimde boşluk kavramı, bir ‘hiçlik’ metaforu üzerinden, var olanın yok oluşuyla simgelenmektedir.

Eseri resmetmeden önce eskizler yapıyor musunuz?

Taslaklar zihnimde sürekli gelişmeye ve evrilmeye devam ediyor. Süreç içinde küçük çizimlerden yola çıkarak dijital eskizler oluşturuyorum; ancak tuvalin başına geçtiğimde, malzemenin katmanlı yapısına ve kendi doğasına alan açıyorum. Sonuç olarak, başlangıçta hazırladığım eskizlerle tuvalin bitmiş hali arasında görsel çıktı açısından birebir bir aynılık olmuyor; malzeme süreci kendi yönüne çekiyor.

Tuval üzerinde kullandığınız malzemelerden bahsedelim. Geleneksel malzemelerin yanı sıra doğal malzemelerle de çalışıyorsunuz. Bunu neden tercih ediyorsunuz, nasıl uyguluyorsunuz ve bu malzemelerle tam olarak neler yapıyorsunuz?

Tuval üzerinde dokuyu hissetmek beni doğrudan gerçeklikle buluşturuyor. Bu malzemelerin doğasına alan açarak sürekli yeni arayışları sorguluyorum. Aslında bir şeyleri aktarmak için sadece boyayla sınırlı kalmayıp; tuval, farklı malzemeler, video veya enstalasyon gibi çeşitli medyumları kullanmak beni daha özgür hissettiriyor. Malzeme, çalışmalarımın üzerinde aslında yeterince ‘kendinden bahsediyor’; ancak onları henüz bulduğum veya gördüğüm anlarda bile içimde uyanan heyecan, zihnimde yepyeni ilişkiler ve kurgular oluşturuyor.

Malzeme kullanımı benim için çok hassas bir konu. Malzemeyi kullanarak görüntüyü gerçekliğin dışına çıkarırken, bu yaklaşımın ‘kitsch’ bir noktaya evrilmemesini çok önemsiyorum. Bu yüzden malzemelerin tuvale uyarlanma sürecini büyük bir titizlikle planlıyor ve bu dengeyi korumaya gayret ediyorum.

Mevcut serinizde rengin rolünü nasıl tanımlarsınız?

Bu yeni seride renkler, aslında hafızamda yer etmiş olan medeniyet kalıntılarının gerçek renklerini temsil ediyor. Görsel belleğimde iz bırakan o paslı demirlerin, yıpranmış duvarların ve doğadaki yapıların asıl tonları arasında gidip geliyorum. Seride fazlasıyla kullandığım renklerin dışına çıkan kırmızı ağırlıklı bir çalışma da yer alıyor; bu çalışmayla, sergideki topraksı tonların dışına çıkarak bilinçli bir yabancılaşma sağlamayı hedefledim.

Bu seri için büyük boyutlu çalışmalar yapmayı tercih etmişsiniz. Format ve ölçü, çalışmalarınız açısından ne kadar önemli ve üretim sürecinizi nasıl etkiliyor?

İşlerimi büyük ebatlarda oluşturma sebebim; izleyicinin boşluğun içine çekilmesini sağlamak, resme karşıdan bakmak yerine onun içine girmesine olanak tanımaktır. Aynı zamanda büyük ebatlar, malzeme kullanımı ve malzemenin kendi doğasıyla kurduğum ilişki için bana oldukça rahat bir alan açıyor.

Her sanat serisi insana yeni bir şey anlatır ve öğretir. Bu resimlerden siz neler öğrendiniz?

Bu seriyle birlikte aslında sıfırdan bir mekân oluşturmayı ve bir sanatçının bağımsız olarak neler yapabileceğini deneyimledim. Geleneksel sanat merkezlerinden veya alışılagelmiş galerilerden uzaklaşarak, kendi çekim alanımızı nasıl kurgulayabileceğimizi planlamayı öğrendim. Bu süreç bana sadece resim yapmayı değil; bir düşünceyi, bir atmosferi fiziksel bir mekâna dönüştürme sorumluluğunu öğretti.

Etiketler: Ali Ekber KumtepeAli Ekber Kumtepe röportajBursa Sergiçağdaş Türk sanatçımanzara resmi sanatmarcus grafpeyzaj resmi çağdaş yorumTürkiye çağdaş sanatzihin manzarası sanat
Önceki Yazı

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

İnci-Ali Gökmen ve Onur Gökmen.
Röportajlar

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

16/04/2026
Eda Soylu.
Röportajlar

Spiral Bir Oto Portre: Eda Soylu’nun “Alt/Üst” Okuması

11/04/2026
Elif Su Yıldız, Onlar, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 90x135 cm.
Röportajlar

Elif Su Yıldız: Tekrar, Hafıza ve Benliğin İnşası

10/04/2026
Turan Aksoy.
Röportajlar

İçeriye Doğru Bir Yolculuk: Turan Aksoy’un Çok Katmanlı Sanat Pratiği

30/03/2026
Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie.
Röportajlar

Formdan Sapmak, Birlikte Düşünmek: “Form Dışı Sapmalar”

10/04/2026
Filiz Piyale Onat.
Röportajlar

Hafızanın Peyzajında Kaybolmak: Filiz Piyale Onat ve “Omorika”

10/04/2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

16/04/2026
İnci-Ali Gökmen ve Onur Gökmen.

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

16/04/2026
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas.

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

14/04/2026
Mutlu Aksu, Sen Nasıl İstersen, 2025, Tuval üzerine akrilik, 100x190 cm.

Mutlu Aksu: “Reality Show”

14/04/2026

Sanat Haberleri

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

“Masada III” Galeri Bu’da

Son Eklenenler

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result