• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Art Column - Youtube - Burçin Erdi İle “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok” Sergisiyle İlgili Röportajımız

Burçin Erdi İle “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok” Sergisiyle İlgili Röportajımız

24/04/2026
in Youtube
A A
Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

BURÇİN ERDİ: “İNSAN RUHU İÇİN BİR GEN YOK”

Labirent Sanat 8 Aralık 2022 – 14 Ocak 2023 tarihleri arasında Burçin Erdi’nin son dönem çalışmalarının yer aldığı “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok” isimli sergisini ağırlıyor.

“(…) doğa tanımlamaları içinde cebelleşirken karşıma çıkan; aslında son gibi gözükenin bir başlangıç olduğunu gördüm. Benim için ölüm bir başlangıç oldu. Doğada ölüm yoktu ve doğa sürekli kendini tekrarlayıp yeniliyordu. Bu dairesel hareketin başlangıcı bedenimizde (hücrede) başlıyordu. İnsan doğumu ölümünün başlangıcı değil miydi? Ve karşıtlıklar birbirine ne kadar benziyordu”.

Burçin Erdi “Doğa Ana” (2018) ismini verdiği sergisinin kataloğunun giriş yazısında, üretimini şekillendiren doğum-ölüm karşıtlığının, resimleri üzerindeki belirleyici etkisinden söz eder.

İnsanı diğer canlı varlıklardan ayıran, tam da bu sonluluğunun bilincinde varlık olması değil midir? Ölümle yüzleşme zorunluluğumuz, yaşamın temel açmazlarından kaygıya sebep olur. Yaşamlarımızın bir noktasında, derin bir varoluşsal anlam krizi olarak ortaya çıkan kaygı, kim olduğumuzu seçme sorumluluğumuzu açığa çıkarır ve bize hayatımızda değişiklik yapma ilhamı verir.

Varoluşçu psikoterapist Rollo May kaygıyı, “sanki dünya kapınızı çalıyordur ve bir şey yaratmak, bir şey yapmak zorundasınızdır” benzetmesiyle tanımlar. Dolayısıyla kendi özünü bulabilmiş insanlar için kaygının; yaratıcılık ve cesareti teşvik eden özelliğini vurgular. Belirsizlik içinde ileri atılan bireyin duyumsadığı, geleceğe yönelik umut, insan ruhunun arkasındaki itici güçlerden biridir. Umut insanın seçtiği kişi olabilmesi, zorluklara katlanması, bu zorlukların üstesinden gelmesi ve ilerlemesi için gerekli motivasyonu sağlar. Bu, türümüzün tanımlayıcı özelliğidir. Bir sebeple umudu ortadan kaldırdığınızda, aslında insanlığının bir parçasını da ortadan kaldırmış olmaz mıyız?

Peki bir kişinin geleceği; kendi seçimleri, kaderi, şansı, hırsı, arzusu, tutkuları veya zekasıyla değil de anne babasının seçimleriyle belirlenseydi, durum nasıl olurdu? Bu türden bir belirlenim, kişinin yaşamında umuda yer bırakır mıydı? Başkası tarafından kurgulanmış bir yaşamın, varoluşun sorumluluğu kimde olurdu? Kendi irademizin dışında şekillenen bir yaşamın otantikliğinden bahsedilebilir mi?

  1. yüzyılda ticarileştirilmiş genetik mühendisliğinin toplum üzerinde yaratabileceği olası sosyal sonuçları konu edinen “Gattaca” (1997) filminde toplumun cinsiyet, etnisite veya ırka göre kutuplaşması yerine, bireyin toplumdaki yerini ve değerini belirlemenin birincil yolu olarak, kişinin genetiğinin kalitesine yöneldiğini görürüz. Bir kişinin geleceği artık hayatında bir şeyler yapma arzusu veya hırsı tarafından belirlenmez, bunun yerine zeka, atletizm veya işyerindeki potansiyel için, genetik yatkınlıklarına göre değerlendirilir. Nihayetinde süper insan nesilleri yaratmak öylesine iyi sonuçlar vererek yaygınlaşmıştır ki, gen düzenlemesi ile tasarlanmayan çocuklar görece azınlıktır. Genetiği düzenlenmiş süper insanlar kadar yetenekli ve güçlü olmadıkları içinde toplumsal yaşamda ayrımcılığa uğrarlar.

Filmde genetiğine müdahale edilmemiş Vincent ve genetiği tasarlanmış kardeşi Anton’un birlikte büyüme sürecine tanık oluruz. Vincent’ın ruhu ve hayallerine ulaşma isteği, toplumu alt etmesini sağlar. Tanrı vergisi genetiğiyle bile istediğini elde eder.

Günümüzde dünyaya hükmetme gücüne sahip insanın (beyaz-batılı-erkek) teknolojinin olanaklarıyla, türünü kusursuzlaştırma mücadelesinde gözden kaçırdığı, karşıtların birbirini var etmesi olabilir mi? İnsanın evreni ve kendi varlığını anlamlandırma sürecinde, belki de üzerinde en az bilgiye ulaştığı kavram zihindir.

İlkçağ Yunan felsefesinde “psykhe”, tüm yaşamın temel ilkesi olarak “ruh”; bilincin merkezi olarak da zihin anlamında kullanılırdı. Bu iki anlamıyla bağlantılı olarak, bedene can veren yaşama gücü, yaşam ya da canlılık ilkesi olarak kullanılmıştır. İlkçağ düşünürleri bedeni, ruh-beden düalizmi içinde yorumlamıştır ve ikincil konumda tutulmuştur. Platon bedeni ruhun mezarı olarak, kökleri artık gökte değil yerde olan bir insanlığın kökten kusuru olarak görmüştür. Dini öğretilerde de beden gelip geçici olan, hazların ve günahların kaynağıdır.

David Le Breton “Bedene Veda”da çağdaş bilimsel söylemde bedenin, kişiyi taşıyan kayıtsız bir madde olarak düşünüldüğünü; artık özneden ontolojik olarak ayırt edilen bedenin, iyileştirmek için üzerinde etkide bulunulan bir kullanım nesnesine dönüştüğünü; insanın kimliğinin kökü değil, kişisel kimliğin içinde eridiği bir hammadde olduğunu ifade eder.

Gattaca için de kusurlu, hastalıklara açık, kırılgan olan, bedeniyle tamamen faydacı amaçlı bir sipariş nesnesine dönüşen çocuğun, kendi kimliğine ne kadar yer kaldığı sorusu, sanki kökeni çevreleyen koşullar önemsizmiş gibi sorulabilir.

Tags: Genetik MühendislikGenetik Yatkınlıkİnsan Ruhuİnsanlığın Gelişimi.Kişisel KimlikRuh-Beden DüalizmiumutVaroluş
Previous Post

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Next Post

Horasan ile röportajımız: “lisede nü resmime pazen don diktim.”

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

7. Mardin Bienali: Mezopotamya Ovası’ndan Göğe Yükselen Bir Sanat Şöleni
Youtube

7. Mardin Bienali: Mezopotamya Ovası’ndan Göğe Yükselen Bir Sanat Şöleni

21/05/2026
Parya Pahlevani
Youtube

AYIN SANATÇISI | Parya Pahlevani: Sanat, Direniş ve Kadın Hakları…

14/05/2026
Nilbar Güreş 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda
Youtube

Nilbar Güreş 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda

08/05/2026
AYIN SANATÇISI | Hidayet Üstün'ün Resimlerinde Gizlenen Hikâyeler
Youtube

AYIN SANATÇISI | Hidayet Üstün’ün Resimlerinde Gizlenen Hikâyeler

12/04/2026
Youtube

Serenay Gülyağcı’nın Cam Atölyesinde: Doğayla Endüstri Arasında Bir Denge Arayışı

08/03/2026
Youtube

Emma Stern’in “Şampanyadan Sebepler” Sergisi Dirimart Dolapdere’de…

22/02/2026
Next Post

Horasan ile röportajımız: “lisede nü resmime pazen don diktim.”

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trending
  • Comments
  • Latest
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

28/04/2026
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Canan Tolon.

Canan Tolon ve Gizli Yaşamın Süreçleri

02/05/2025

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Mustafa Horasan

Horasan’ı Kaybettik (1965 – 2026)

28/05/2026
Özge Kahraman, Dupnisa Mağarası.

Yeraltının Sessiz Hafızası: Özge Kahraman ile “ARKHE: Karanlık”

26/05/2026

11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları Başladı

23/05/2026

Sergen Şehitoğlu “Çatallanan Yollar” SANATORIUM’da

23/05/2026

Sanat Haberleri

Horasan’ı Kaybettik (1965 – 2026)

11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları Başladı

Sergen Şehitoğlu “Çatallanan Yollar” SANATORIUM’da

Hüseyin Arıcı’nın ‘Nihayet’ Sergisi Meshru’da

Son Eklenenler

Horasan’ı Kaybettik (1965 – 2026)

Yeraltının Sessiz Hafızası: Özge Kahraman ile “ARKHE: Karanlık”

11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları Başladı

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

    • Sanat Haberleri
    • Hesabım
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Gizlilik ve Çerez Politikası
    • Sanat Haberleri
    • Hesabım
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Gizlilik ve Çerez Politikası

    © 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

    info@artcolumn.com.tr

    Bültenimize Abone Olun

    Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

      No Result
      View All Result