Galeri 77, Evgenia Saré’nin galeride gerçekleştireceği “Zyuziki” isimli ikinci solo sergisine 23 Ekim-7 Aralık tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sergi başlığı “Zyuziki”, etimolojik açıdan bir karşılığı olmasa da sırf sesi kulağa tatlı, nazik ve biraz tuhaf bir şeyler çağrıştırdığından insan benzeri grotesk canlılarını tariflemek için sanatçı tarafından uydurulmuş bir isim. Her anın bir kutlama havasında geçtiği, kötücül hiçbir düşüncenin içinde barınamadığı ütopik bir evrende yaşayan bu muzip ve nazik karakterler; sanki rönesans tablolarından fırlamış gibi görünen süslü kıyafetleriyle, sanatçının eski ustalardan devam ettirdiği “glazing” tekniğiyle resmettiği eğlenceli kompozisyonları aracılığıyla başka bir dünyanın güzellikleri içinden bizlere mütemadiyen gülümserler. İçimizi ısıtan bu sıcacık atmosferiyle, bizlere bir yandan unuttuğumuz insanî değerleri hatırlatırken diğer yandan huzurlu bir toplumda nezaketin önemine dikkat çeken ve bunun üzerine düşünmeye davet eden sergi, 7 Aralık’a kadar Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında tüm sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.

Saré’nin Tekrar Eden Oyuncu Kadrosu
Evgenia Saré, Ermenistan doğumlu, Paris merkezli bir ressamdır; 1991’den beri Paris’te yaşamakta ve eserlerini üretmektedir. Resimlerinde yarattığı atmosfer, karakterler, kostümler ve renkler çoğu zaman sahne gibi hazırlanmış hissi verir. Tuvaldeki yerleşimlerin geometrisi, boş alanların kullanımı ve kostümler figürlerin sahneye girip duruşlarını koruyabildiği ve okunabildiği bir düzlem kurar. İzleyiciye bu mekânların boşaltılmış, teatral ve hafif tekinsiz bir sahne dekoru gibi işlediğini; böylece yüzlerin ve bedenlerin merkeze taşındığını vurgular.
Bu kurgulanmış sahnelerde Zyuziki belirir: Saré’nin tekrar eden oyuncu kadrosu, yani resimlerinin öznesi olan figürleri. Yuvarlak, yer yer aksayan fizyonomilere sahip, tuhaf ama şefkatli varlıklar; farklı sahnelerde karşılaşılan kalabalık bir aile gibi tuvallere geri dönerler. Sanatçı onları, bizden farklı ama tanınabilir derecede insanî değerlere ve ölçülere sahip “muazzam bir aile” olarak tanımlar; bu yüzden izleyici, paralel bir topluluk oluşurken bile çoğu kez kendinden bir şeyler görme şansı yakalar. Zyuziki ikililer ve küçük gruplar oluşturur, beklenmedik şapkalar, aksesuarlar, hayvanlar ya da kostümü andıran unsurlar taşır ve kendi âdetlerine göre davranırlar; ton acımasız değil, grotesk-neşelidir ve hiciv aniden şefkate karışır.
Uyguladığı teknik dolayısıyla Saré yavaş ve klasik bir çalışma prensibine sahiptir. Pleksiglas üzerine gravür/oyma, monotype ve yağlıboya arasında dolaşmış; çoğu zaman hassas bir çizimin üzerine katmanlar ve şeffaf vernikler (glaze) ekleyerek, kuruma süresi isteyen bir yüzey inşa etmiştir. Kâğıt işlerinde rafine pastel tonlar ve transparan yıkamalar groteski “insanîleştirir”; yağlıboyada ise binlerce küçük fırça darbesi ışığı tutan cilalı bir deri etkisi yaratabilir. Saré’nin özellikle “düşünmeye zaman tanıyan ve aceleyi kabul etmeyen” 15.–16. yüzyıl tekniğini bilinçli olarak seçtiğini söylemesi, bugünün tepkisel görüntü kültürüne karşı bir duruşu da işaret eder.

Hem Oyunbaz Hem Ciddiler
Zyuziki’lerin yaptıkları hem mütevazı hem de anlamlıdır. Bir oyun hâlinde asılı pozlanmış halde, yeniden keşif yoluyla bir kültür inşa ederler: jestleri, kodları ve küçük ritüelleri (nasıl giyinileceği, nasıl selamlaşılacağı, nasıl yan yana durulacağı) geri çağırır ve yerine oturtana dek denerler. Özünde saf eylemleri zorlamasız ve dayatmasızdır. Aynı anda hem oyunbaz hem ciddidirler; “erkek/dişi”, “yetişkin/çocuk” diye adlandırdığımız nitelikleri taşırlar ama hiçbirine bütünüyle ait değildirler. Bu sahnelerde kostümler geçici göreneklere, kümelenmeler mikro-topluluklara, dikkat ise bir özen pratiğine dönüşür. İşte bu küçük geri kazanımlardan bir kültürün yeniden kuruluşuna şahitlik edilir.
Sanat tarihinin merceğinden bakıldığında Saré’nin eserleri, grotesk ve karnavalesk Avrupa geleneğiyle Bosch ve Bruegel’den Callot, Daumier ve hatta Goya’ya uzanan geleneklerden esinlenir; fakat bu mirası yermek için değil, insanîleştirmek için kullanır. Onun “grotesk gerçekçiliği”, boş güzellik ideallerini delip geçer; formların şişkin, yamuk ve düğümlü hâlleriyle gelmesine izin verir ve sonra bu varoluşun kendi mantığı içinde güzellik ortaya çıkar.
Sonuçta Saré’nin önerisi “hafif” bir fantezi değil, ciddi bir oyun terbiyesidir. Sahneyi kurar; kural, kostüm ve aralıklarla izleyiciyi içeri alır; figürler ise alay nesnesi değil, insanî bir onurla taşınan tanıdıklar gibi karşımıza çıkar. Bu oyunun inandırıcılığı, sanatçının klasik, çok katmanlı yağlıboya tekniği ve sabrı sayesinde yüzeye yerleşir; binlerce küçük fırça darbesiyle “cilalanmış” bir ten duygusu, yavaşlığın bizzat içeriğe dönüşmesidir. İzlediğimiz dünya zaman-dışı ve teatral sahnede yer önemsiz, kurgu her yerde ve her an kurulabilir şekildedir. Nihayetinde ise karar izleyicinindir: Saré “oyunun kurallarını” koyar, ama sahnedeki sessiz, ciddi-mizahi yüzler gülümsemeyi de hükmü de bize bırakır. Bu yüzden Zyuziki’lerin küçük jestleri, giyimleri ve duruşları yeni bir birlikte-olma diline evrilir; grotesk olan incelir, şefkatle insanîleştirilir; sahnenin içindeki dikkat, güncel hayatın dışına sızabilecek bir pratik hâline gelir.
GALERİ 77
Hacımimi Mah. Necatibey Cad. Sakızcılar Sok. No:1/E
Karaköy 34425 Beyoğlu, İstanbul
T: +90 212 251 27 54
www.galeri77.com | info@galeri77.com



















