
Frida Kahlo olarak anılan Meksikalı ünlü ressam Magdalena
Carmen Frida Kahlo Calderon, (6 Temmuz 1907-13 Temmuz 1954)’un çalışmaları 18
Nisan 2010’a kadar Belçika-Brüksel Bozar Güzel Sanatlar Merkezinde yer alıyor.
Frida Kahlo, hassas sağlığı, Meksika Komünist Partisi ile ilişkileri ve Ressam
Diego Rivera ile çalkantılı evliliğinin yanı sıra sembolizm ve hür irade ile
yoğrulmuş iç gözlemsel oto portreleri ile tanınıyor.
Metin: Ümmühan Kazanç

Sergide Kahlo’nun tüm dönemlerine ait eserlerin yanı sıra
yaşamı ve 20. yüzyılın başlarında Meksiko’daki canlı ve güçlü kültürel atmosfere
de bir bakış sunuluyor. Bu sergi ile Meksiko Şehri Dolores Olmeda Müzesi ve
özel koleksiyonlardan bir araya getirilen resimler, suluboyalar, çizimler, fotoğraflar
ve kişisel mektuplar da görülebilir. 2007 yılında Kahlo ve Rivera çiftinin
müze-evi Casa Azul’un yeniden açılmasıyla ortaya çıkan 28 bin yeni belge, 300
kıyafet, 5.800 fotoğraf, çizim ve oyma baskılardan bir kısmı da ilk kez burada
sergileniyor.

Frida Kahlo, 1907’de Meksiko şehrinin güneyindeki Coyoacan’da, Macar Yahudisi fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ve Kızılderili asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya geldi. 6 Temmuz 1907 günü doğmuş olmasına rağmen, kendisi doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 günü olarak ilan eder, yaşamının modern Meksika’nın doğuşuyla başlamış olmasını ister. Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, kendisine “Tahta Bacak Frida”
denmişti.

Frida Kahlo, evde kız kardeşlerinin yanında bir erkek çocuğu gibi büyümüştü. Belki de geçirdiği çocuk felci hastalığının bıraktığı etkiler nedeniyle Frida, tıp eğitimi almaya karar verdi. Meksiko şehrinde Ulusal
Hazırlık Okulunun Tıp Eğitimi bölümüne yazıldı. Daha önce sadece erkek öğrencilerin kabul edildiği Meksika’da prestijli bir adı olan okulun hazırlık sınıfına ilk kabul edilen kız öğrencilerden biri olmuştu. Fakat kaza nedeniyle Frida’yı gelecekte iyi bir doktor yapacak gibi görünen okul eğitimi üçüncü yılında bitecekti. Bu süre içinde Frida Kahlo’nun insan anatomisini öğrenme şansı oldu. Bu yıllarda Frida, sadece tıp eğitimi değil az da olsa resim eğitimi de alır ve bu iki konudaki bilgisi Frida’yı meslek sahibi yapmasa da hayatı boyunca işine yarar. Okulda, sanat, edebiyat, felsefe gibi alanlara da yöneldi. 19 yaşında geçirdiği bir trafik kazası ise bütün hayatını değiştirdi.

17 Eylül 1925’te okuldan eve dönerken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu çok kişinin öldüğü kazada, trenin demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkar. Kazadan sonra tüm hayatını korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçiren sanatçı; omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşadı, 32 kez ameliyat edildi. Frida Kahlo, kaza sonrasında yıllarca süren yatak istirahatı sırasında ailesinin armağan ettiği boya takımıyla resim yapmaya başladı. Yatakta sıkılmasın diye tam üstüne bir ayna yerleştirilmişti. Kendini sürekli bu aynadan görüyordu ve ünlü portrelerini yapmaya bu sıralarda başladı.

1927 yılı sonunda yürümeye başlayan Kahlo, bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakınlaşmaya başladı. Kübalı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti ile tanışıp yakın arkadaş oldu.
Birlikte, dönemin sanatçılarının davetlerine, sosyalistlerin tartışmalarına katılmaya başladılar. Kahlo, 1929’da Meksika Komünist Partisi’ne üye oldu.
Resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde bir gün, Meksikalı Michelangelo olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera’yı görmeye gitti. İki sanatçı, 21 Ağustos 1929’da evlendiler. Kahlo, 1930’da eşiyle beraber Amerika’ya gitti ve 1933’te Rivera aldığı duvar resmi siparişlerini bitirinceye kadar orada yaşadılar.

Frida ile Rivera’nın fırtınalı bir evlilik hayatı oldu. Sağlık sorunları nedeniyle bir çocuğunu aldıran ve artarda iki düşük yapan Frida, eşinin sadakatsizlikleri nedeniyle 1939 yılında ayrıldı ama bir yıl sonra yeniden evlendiler ve Frida’nın çocukluğunu geçirdiği dışı kobalt mavisi ile boyalı olduğu için “Mavi Ev” olarak bilinen eve yerleştiler.
Sık sık sağlığı bozulan Frida, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açtı. 1938’de New York’ta açtığı sergi ona büyük ün getirdi, 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı. 1943’de “La Esmeralda” adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumunun kötüleşmesinerağmen ders vermeyi sürdürdü; 1950’de omurgasındaki sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve dokuz ay hastanede kaldı. 1953 yılı Nisan ayında Meksiko’da bir kişisel sergi açtı; Temmuz ayında sağ bacağı kesildi. Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, akciğer embolisi teşhisiyle son nefesini verdiğinde; arkasında bıraktığı son tablosu; Yaşasın Yaşam isimli bir natürmorttu.

Rivera and Frida Kahlo Müzesi). Frida Kahlo painting the portrait of her father, 1951, Photograph: Gisèle Freund © Banco de México. Fideicomiso Museos Diego Rivera y Frida Kahlo.
Frida Kahlo’nun 143 resim yapmıştır. Resimlerinin 55 tanesioto-portrelerden oluşur. Yaşamının büyük bir bölümünü yatakta başının üstündeduran, “gündüzlerinin ve gecelerinin cellâdı” olarak tanımladığı bir aynayabakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizmiştir. “Oto-portrelerimiçiziyorum çünkü en iyi tanıdığım kişi benim” diyerek bu çalışmaları ile ilgiligörüşlerini dile getirir. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile “Bizonun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmiştir. Frida’nın resimlerisürrealist olarak değerlendirilse de o surrealizmi reddetti. Resimleri aslındaacı ve kesin gerçekliği yansıtıyordu. Frida’nın resimlerinde Meksika kültürü vedevrimci ulusal kimlik tuvale aktarılmıştı. Frida Kahlo yaşarken ünlü olmuş,resimlerinin çoğunu satmış nadir ressamlardan biriydi.
Not: Yazı ilk olarak Artam Global Art & Design Dergisinin 118. sayısında yayınlanmıştır.
Kaynakça:
www.fridakahlo.com
http://www.fridakahlofans.com
www.sagusad.org/sayfa/fridakahlo
(Derleyen Serkan Sarı).
www.fbuch.com/fridaby.htm
Ümmühan Kazanç



















