
Gülten İmamoğlu: “Hafıza – Dokunun Belleği” isimli sergisi, 15 Ocak 20025’te HB Gallery’de açılıyor. Zaman, varlığın dokusunu oluşturan sonsuz bir ilmek örgüsü gibidir. Her bir ilmek, yalnızca bir anı değil, aynı zamanda bir kavrayışı, bir anlamı ve bir unutuşu taşır. Halılar, geçmişin izlerini, halkların kimliklerini, kolektif hafızalarını ve bir o kadar da suskun hikâyelerini belleğinde toplayan birer arketipdir. Her ilmek, her motif, bir bağlamın içinde, zamanın katmanları rasında asılı kalmış bir yankıdır.
Deleuze’ün, “Yaşam, bir araya gelmiş arayışların ve katmanların birleşimidir” ifadesindeki katmanlı varoluş anlayışı, halının derin anlatısında izdüşüm bulur. Halı, bir yüzey değil, derinliği olan bir metindir; her bir desen, her bir renk bir imgedir ve bu imgeler, Derrida’nın işaret ettiği gibi birbiriyle sürekli bir ilişki hâlinde, bir metnin diğerine açılan sonsuz bir bağlamı gibi işler. Her motif, bir diğerine gizil bir kapı açar; her katman, zamanın doğrusal düzenini aşarak bir devinim alanı yaratır. Gülten İmamoğlu; geleneksel bir zanaat olan halıyı kendi özgün üslubunda yorumlayıp yepyeni bir düşünce pratiği içinde felsefi bir mekâna dönüştürmüştür. Hafıza, insanlığın yalnızca geçmişi hatırlama yetisi değil, aynı zamanda kültürlerin bir araya gelişini ve varoluşun ortak bir diyalogda buluşmasını mümkün kılan zihinsel bir kodlamadır.

Bu serginin ismi, tam da bu çok katmanlı yapıyı ifade eder: geçmişin izleri, kültürlerin ötesine geçen bir bağ kurarak, insanlık hafızasında evrensel bir anlatı oluşturur. Her ilmek, bu diyalogun bir parçası, her motif bir dil, her renk bir sestir. İmamoğlu’nun eserlerinde zaman ve mekân, birbirine dokunarak, Derrida’nın dekonstrüksiyon fikrini sanatın diline çevirir. Her motif, geçmişten bir hatırlama, geleceğe dair bir çağrı ve şimdide yankılanan bir sorudur. Halı, bu bağlamda, yalnızca dokunmuş bir yüzey değil; insanın kolektif bilinçaltını taşıyan, kültürler arası bir metin, bir palimpsesttir. Sergideki her eser, yaşamın ve varoluşun katmanlarını adeta bir keşif haritası gibi önümüze serer. Halının motifsel katmanlarının üzerine binen sanatçının dokunuşları, varlığın anlamını yeniden düşünmeye çağıran bir soru, bir buluşma, bir dönüşüm alanıdır. Bu sergi, yalnızca geçmişin izlerini değil, geleceğin işaretlerini de sunar; çünkü halının üzerine binen her bir katman insanlığın ortak hafızasını temsil etmektedir.


















