Baksı Müzesi kurucusu sanatçı Hüsamettin Koçan’ın Bayburtlu kadınlarla birlikte gerçekleştirdiği üretimlerden oluşan özel bir seçki 15-26 Ekim tarihleri arasında Artweeks Akaretler’de izlenebilir. Sergi Baksı Kültür Sanat Vakfı bünyesindeki Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi yararına düzenleniyor.

Koçan’ın 2024’teki Gel Zaman Git Zaman sergisiyle başlayan bu yolculuk sanat ve zanaat arasındaki sınırları aşarak kolektif üretimi merkeze alıyor. Bayburtlu kadınların boncuk örgü ve tığ teknikleriyle ürettikleri işler sanatçının çağdaş yorumu ve özgün formlarıyla bir araya geliyor. Malzeme hiçbir müdahaleye uğramadan üretildiği haliyle kullanılıyor; böylece kadınların el emeği doğrudan görünürlük kazanıyor.
Sergi yaratıcı emeğin toplumsal dönüşüm gücüne inanan Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın Kadın Eğitim Merkezi’ne destek amacı taşıyor. Baksı Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi bir gönüllülük projesi olarak Anadolu’da yükseliyor; kadınların eğitim, üretim ve tasarım yoluyla ekonomiye ve sosyal yaşama etkin katılımını sağlamayı hedefliyor. Üreterek öğrenme modelini benimseyen merkez, çevre kentlere de yayılabilecek özgün bir toplumsal dönüşüm örneği oluşturuyor.
Katılımcılar: Gönül Ayengin, Ayşenur Karadeniz, Mintaha Kardeş, Şeyma Özbek, Elif Gül Öztürk, Leyla Yanık, Mine Yanık,
Serpil Yanık
Küratör: Dicle Beştaş
Bilgi için: baksi.org
Adres: Bayraktar Köyü Çayırlar Mevkii Bayburt
e-mail: baksiksv@gmail.com

“İçeriden Dışarıya: Bayburtlu Kadınlardan Hikâyeler” Küratör Metni
Küratör: Dicle Beştaş
Sanatçı Hüsamettin Koçan Bayburtlu kadınlarla birlikte yürüttüğü üretim sürecini bu kez Artweeks Akaretler kapsamında Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın Baksı Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi yararına sunuyor. 2024’teki Gel Zaman Git Zaman sergisinde sanat ve zanaat arasındaki hiyerarşik sınırları tartışmaya açan Koçan Artweeks için belirlenen seçkide de ev içi emeğin görünmez alanlarından kamusal bir estetik dile uzanan üretim biçimlerine odaklanıyor.
Baksı Müzesi kurucusu Koçan, Anadolu’da ekmek pişirmek için kullanılan sac formunu, resim sanatındaki tuval ile eşdeğer bir üretim yüzeyi olarak yeniden düşünür. Tuval nasıl fırçanın hareketini ve düşünsel jestini taşıyorsa, burada tığ da elin ritmini, sabrını ve üretim sürecinin zamansallığını taşır. Sac kadınların hem yemek yaptıkları hem de geçim sağladıkları bir yüzey olarak üretimin bedensel ve maddi yönlerini bir araya getirir.
Tuval ve metal saclardan bir araya gelen yüzeyler üzerinde Bayburtlu kadınların boncuk örgüleri kendi arzularıyla yarattıkları güneş motifleri aracılığıyla ışığı çoğaltır, kırar ve yeniden dağıtır. Boncuklar tıpkı boya gibi ışığı yakalar tığ ise fırçanın yerini alarak hareketin kaydına dönüşür. Malzeme hiçbir biçimde dönüştürülmez; sac, boncuk ve iplik olduğu gibi bırakılır. Böylece elin izi, zamanın çoklu hâlleri ve emeğin bedenselliği korunur.
Bu üretim süreci zanaatin sanattan daha az yaratıcı olmadığını, aksine, duygusal, tarihsel ve toplumsal bir dil taşıdığını hatırlatıyor. Koçan’ın yaklaşımında estetik olan birlikte üretmenin, paylaşmanın ve gündelik emeğin içkin bilgisidir. Bayburtlu kadınların evdeki üretiminden doğan bu işler, görünmeyen emeğin kamusal alanda yankı bulduğu sessiz bir dayanışma diline dönüşür. Her bir parça hem sanatçının hem de kadınların elinden geçen ortak bir zamana, birlikte var edilmiş bir yüzeye tanıklık eder. Koçan’ın sözleriyle, “Buradaki deneyim, geleneksel tığ işçiliğinin fırça ile buluşmasıdır.”



















