Instagram Facebook-f Youtube
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza
Ara
Ara
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza

Ressam Raşit Altun: “Katı Olan Her Şey Akıyor” Sergisi

Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 200×300 cm.

Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 200×300 cm.

Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş
Raşit
Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 200×300 cm.
Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 200×300 cm.

Ressam Raşit Altun’un “Katı Olan Her Şey Akıyor” isimli sergisi 6 Ocak – 4 Şubat 2024 tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yer alıyor. Yazar ve yönetmen Durmuş Akbulut, sergi kataloğu için kaleme aldığı “Raşit Altun Resmine Bakmak” isimli yazısında sanatçının resimlerini şu sözlerle anlatıyor: “Her şeye gebe, ama az çok tanıdığımız bir gökyüzü… Genelde bulutların arkasına gizlenmiş, varlığını keskin ışık huzmeleriyle gösteren bir Güneş… Havada uçuşan küçük, akışkan kütleler… Yeryüzüne çökmeye hazırlanır gibi duran, nimbus bulutları ya da henüz adı konmamış bulutumsu biçimler… Dev ve yekpare biçimde hareket eden hamurumsu yeryüzü… Birbiri üzerine binerek akan, sünen, farklı renklerdeki homojen lav görünümleri… Yeryüzünün tam böğründen püskürmeyle yükselen yoğun bir renk ve doku yığını… Yumuşak zemin üzerinde toplu halde hareket eden insan kümeleri ve her bir insana ait uzun gölgeler… Bazen, tepeden, bir meteor hızıyla inen, düz, geometrik, uzun formlar… Ve tüm bu manzaraya hakim, üstten bakan, gözleyen, belki de tehdit eden, çerçevenin dışında gizli, yukarılarda bir göz. Peki ama tüm bunlar neyin karşılığı? Burası neresi? Tam olarak neredeyiz? Hangi zamandayız? Burada ne yaşanmış? Her şeyden öte, biz neye bakıyoruz? Bir şeyi açıkça ve peşinen vurgulamak hatta uyarı olarak dikkate almak önemli: Resimlerin okuma yönü. Batı toplumları, biz de dahil, soldan sağa okuduğumuz için, gözün ilk baktığı nokta her zaman soldur. Bir resmin önce soluna baktığımızı fark edemeyebiliriz ama bu durum reklamcıların gözünden asla kaçmaz. Oysa, Hokusai’nin resimlerinin akış yönü, dolayısıyla okuma yönü, çoğu kez sağdan soladır. Kanagawa Açıklarındaki Büyük Dalga, bunun en iyi kanıtıdır. Ama ressamların, en azından resim sanatı icra eden ressamların, okuma yönünü düşünerek, bir reklamcı titizliğiyle tuval başına oturduklarını sanmıyorum. En azından, bilinçaltı okumaya benzer bir okumayı hak eden Raşit Altun’un, birçok şeyin yanında yön tabelalarıyla da haşır neşir olduğunu düşünmüyorum.

Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik.
Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik.

Araf Serisi Raşit Altun’un tuval içindeki verili dünyasında, aktif halde bulunan insanların vita activa’yı temsil eder gibi görünmelerine karşın; bastıkları zeminin bile kaymakta olduğu düşünülürse, bir tür tefekküre dayalı yaşama doğru yürüdükleri, istemeseler de yeryüzünün tanık olmadığı bu görünümler karşısında çaresiz, bazılarının kavgaya tutuştuğu görülse de, büyük çoğunluğunun tefekküre sığındığı anlaşılır. Tıpkı, büyük depremlerde ortaya çıkan ışık patlamalarının kaynağına akıl erdiremeyip, ona kaynağı belirsiz kutsal anlamlar yükleyen çaresiz insanın durumu gibi. Sanatçının Araf serisi adını verdiği resimlerde bizi, akıl ve mantık ölçütleriyle açıklanması mümkün olmayan mistik bir resim evrenine de taşıdığı açıktır. Altun’un, Araf serisine ait resimlerinde, yeryüzü diyebileceğimiz atmosfer-altı mekânın bir şeye dönüşmekte olduğu; sanatçının, tam da bu dönüşüm anını dondurarak tuvale aktardığı gözlemlenir. Bu dönüşümün, yeryüzünün eski şeklinden vazgeçerek yeni bir surete mi evrildiğini, yoksa ham bir varoluştan çıkıp, nihai görünümünü kazanmaya mı başladığını kestirmek zor. Her şey, var olmakla olmamak, zamanla zamansızlık arasında dondurulmuş durumda. Yeryüzü, muhtemelen, insanlarla birlikte bir ara-zamanı yaşıyor. Bu da, esasen, “araf” sözcüğünü birebir karşılamakta. İnsan figürleri bile, doğanın oluşum biçimine ayak durmuşçasına, amorf bir kütleden yavaş yavaş sıyrılıp, izlenimcilerin anlık figür-öncesi görünümüne benzer biçimde resmedilmiş. Burada küçük bir eleştiri yapmak gerekirse, bazı çalışmalarda, insan topluluklarının kompozisyon içindeki dağılımı ya da yerleşimi, “konuya bağlı ama metinden kopuk” bir izlenim vermektedir. Ama bu durum, izleyici için bakışı engelleyen ya da dikkati dağıtan bir durum olarak çıkmıyor karşımıza; bunun da nedeni, büyük oranda, Raşit Altun’un resimlerinin kahramanı olmayan resimler olmasıdır. Altun, sözcüğün ilk anlamıyla atmosferin resmini yaparken, atmosferin yukarıdan sardığı/örttüğü mekânı da atmosferik olaylara gebe bırakır. Adeta her şeyin gökten geldiği duygusunu gizliden veren tuval yüzeyi; ritmi, sesi, ışığı ve yoğun renk paletiyle, görülmeyen ancak varlığını her an hissettiren güçlü bir atmosfere de ev sahipliği yapar. Ne olduğunu bilmediğimiz, yaşam boyu bir kez bile görmediğimiz, varlığını hayal dahi etmediğimiz dahası belki de hiçbir şeye benzetemediğimiz biçimlerin, şeylerin ve görünümlerin bizi bir şekilde etkiliyor olması bununla açıklanabilir: Atmosfer durumu. Kırmızının en parlak hali, yeşilin sarıyla kan bağı kuran tonu ve mavinin üstünlüğü her yerde açık ara fark edilir. Altun, başka tuvallerde kitsch durabilecek ana renk tonlarını kullanmaktan kaçınmaz. Sanatçı, bunu diğer renkler için de aynı şekilde uygular. Üstelik bu eylem, tehlikeli bir girişim olduğu halde; Altun, bunu resmin içine yedirmesini bildiğini kesinlikle göstermektedir. Altun’un tüm resimleri kaotiktir. Renkler ve formlar yazılı hiçbir kurala, yasaya boyun eğmeden, çomak sokulmuş arı kovanı gibi, her yöne hareket eder. Ama tüm bunlara rağmen izleyici, resmi takip etmekte zorlanmaz; matematiksel bir çözümün peşine takılmaz; ya da hemen yandaki resme geçmeyi aklından geçirmez. Bunun, başka şeylerin yanında, olası tek bir nedeni olabilir: Yavaşlık. Sünmedeki, akmadaki, yer çekimsiz uçmadaki, salınmadaki eylemin ortak paydası yavaşlıktır. Tüm bunlar, bilmediğimiz bir yerde ve zamanda, aynı anda gerçekleştiğindeyse, izleyiciyi de bu resimlerin karşısında “yavaş olmaya”; eskilerin deyimiyle, “şöyle bir durup düşünmeye” davet eder.

Raşit
Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 200×300 cm.
Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 200×300 cm.

İnsanlık Durumu Altun’un resimlerinde, neredeyse tamamında, baskın olarak hissedilen bir yön duygusu, bakışı bilinçli olarak yönlendiren bir müdahaleden söz etmemek olmaz. Üst açıdan, bulutların da üzerinden bir bakışla resmedilmiş izlenimi veren çalışmalar, ressamın eylem anında durduğu yer konusunda izleyiciyi ikileme düşürür. Öyle ki, üstten, bir Tanrı edasıyla bakan göz, muhtemelen sanatçıyı da kapsayacak bir bakış açısıyla tüm manzara üzerinde derin bir tahakküm kurar; ama bunu zorba bir biçimde gerçekleştirmez; zira Altun’un resim evrenindeki hegemonya, güçlü olanın tahakküm gücünden çok, Gramsci’yi hatırlatır biçimde, güce maruz kalanların gönüllü hegemonyasına işaret eder. Bu da, tuval içinde, yumuşak bir boyun eğişle; toplu halde hareket edildiği halde, topluluğun kazanma ihtimalini neredeyse sıfıra indiren, toplu halde bulunuşu kolay hedef haline getiren pasif bir durumla sonuçlanır. Sanatçının birçok resminin vazgeçilmez aktörleri olan insansı lekeler, kitlesel boyutta hareket etse de, onları çevreleyen yeryüzü oluşumlarının ve şeylerin yumuşak devinimine ayak uydurmuş gibidirler. Raşit Altun aynı zamanda bir heykeltıraş. Tuvallerde uçuşan, salınan, akan ya da sünen formların ve kütlelerin soyut heykellere dönüşme olasılıkları sanatçının cebinde her zaman hazır bulundurduğu ikinci bir karttır. Araf serisine ait bazı çalışmalarda, resmin üstünden, yeryüzüne saplanır gibi inen uzun, düz, keskin geometrik formlar, tuvalin yumuşak, akışkan yapısını bir anda allak bullak eder. Bu formlar, tüm resme zorla dalma, rızası olmadan sahiplenme zorbalığını gösterircesine diğer formlardan tamamen farklıdır; hamura aniden saplanmış çelik bir çubuk gibi, eril bir tahakkümün aktörleri olarak resme yeni bir boyut katarlar. Altun, resminde her ne kadar bu tür yaklaşımlara beyaz sayfa sunmasa da; bazı çalışmalarının, bilinçaltının estetik dışavurumunu yansıtan tuvallerle sonuçlandığı pekâlâ söylenebilir. Toplumsallık Raşit Altun, çağının tanığı bir ressam olarak; insanlıkla birlikte olmayı, yalnız kalmaya tercih eden “toplumsallık sözleşmesine” kendince imza atmış gibi duruyor. Üstelik Altun bunu, kendine bir tür flaneur’lük payesi vererek, toplumsalın içinde yalıtılmış birey kimliğiyle değil; bizzat onların tam göbeğinde, soylulaşmadan ve soylulaşmanın doğal sonucu olan yabancılaşmaya kapı dahi aralamadan yapıyor. Altun resminin renk paletine dahi baksak bunu hemen görebiliriz: Asil renkler yerine, sıradan bir matbaacının kullandığı ana renklerle ve onların minik tonlarıyla yaratılan resimler, bu renklere rağmen hatta bu renklerle etkisini gösteriyor. Bu açıdan, toplumda, resmin en ihtimal dışı alıcısının da bu resimlere ilgi duyacağını şimdiden varsayabiliriz. Altun, toplumun hemen yakınında hissetmediği, tenine dokunmadığı sürece büyük olasılıkla görmezden geldiği bir durumun da uyaranı olarak çıkıyor karşımıza. Distopya Distopik görünümleri önce romanlarda, ardından sinemada, son olarak resim sanatında gördük. Romantik dönemin harabe-estetiğiyle kol kola yürüyen imge dağarcığına tam olarak distopik denemese de, resmin bu durumu epeydir öncelediğini söylemek yerinde bir tespit olacaktır. Ama romantiklerin bir ikilemi vardı: geçmişe özlem duyarken, geleceğe de göz kırpmadan varlık gösteremiyorlardı. Oysa şimdi, resim sanatı, ya da distopik resimler, doğrudan geleceğin harabesine ayna tutuyor. Raşit Altun, bunu, yeryüzüne uygulanmış bir tür kolonoskopik görüntüleme tekniğiyle yapmayı yeğliyor ki, resimleri karşısında yaşadığımız tedirginlik ve şaşırmanın temel nedeni de bu. İnsan kümelerinin kılavuzunu kaybetmiş sürü halinde hareket eden eylemi, tam da, yüzeye çıkmış magmanın üzerinde gerçekleşiyor. Altun’un tuval yüzeyindeki “akıldışı” görünümleri, yakın bir gelecekte, aklı dışlamanın sonuçları olarak karşımıza çıkabilir; bunun da, nihayetinde, distopyanın kendini imha etmesi, gerçeğin karabasanına dönüşerek, hakikati kendi eliyle bir kez daha kutsaması anlamına geleceği açıktır. Altun’un kendine özgü biçimde yarattığı distopik evren, birden çok tuvalde gezinen ortak aktörlere de yer verir. Virüsü, şekilsiz bir mantarı ya da radyasyon bulutunu andıran kütleler; homurdanarak, büyük bir sabırla dallara ayrılarak, koparak, hava boşluğunda ve renk katmanlarıyla bezeli yeryüzünde durmadan dolaşırlar. Altun bazen, aynı aktörün tanınabilen varyasyonlarını, düz ve monokrom bir zemine yerleştirerek bir tür portreye de imza atar. Ama her iki durumda, tuvalin zeminine geniş bir pürüzsüzlük hakim olsa da, altta, insan gruplarına yer vermeyi ihmal etmez. Bu durum, resim sayısı çoğaldıkça, sanatçının bir imzasına dönüşecekmiş gibi algılanabilir; zira Altun, en başından beri, tüm çalışmaları arasında organik bir bağı bilinçli olarak hissettirmektedir. Raşit Altun’un resimleri, bir şeyin uzak ya da yakın temsilinden çok, temsilin bizzat kendisi olarak durur karşımızda. Virüsvari kütlelerin, su zerrelerinin, tuhaf yeryüzü şekillerinin resimdeki temsili; gerçeğin simülasyonu olarak değil, tam tersi, simülasyonun gerçeği olarak belirir tuvalde. Bu da, içten dışa bir bakışın karşılığıdır son hamlede. Ama tüm bunların farklı malzemeyle tuvaldeki yansıması, o resmi güzel sanatlara ait bir resim yapmayacağı gibi, bilime hizmet eden birer kolaylaştırıcıya da dönüştürebilir. İşte tam bu noktada Altun, amorf formların çevresine insan figürlerini, güneşi, bulutları ve gökyüzünü yerleştirir. Bu haliyle, resim, projektörle yansıtılmış mikro cerrahi bir çalışmanın ürünü olmaktan çıkıp, dramatik ve dengesi iyi ayarlanmış bir sahneye dönüşür. Peki ama haz vermesi, güzel duygular yaşatması hatta rahatlatması beklenen bu resimlerin, bize, güzel sanatların kökeninde olan klasik bazı duyguları vermiyor olmasından tedirginlik duymalı mıyız? Kıtalararası göçlerle gelen trajik ölümler kadar değil… İklimlerin dünya tarihinde hiç olmadığı kadar değiştiği, atmosferin insan için zaman zaman açık bir tehdide dönüştüğü gerçeği kadar değil… Buz kütlelerinin ülke boyutlarındaki kopuşu kadar değil… Devasa toprak kaymalarında yok olan yaşamların dramı kadar değil… Virüs salgınlarının gündelik yaşamı kökten değiştirmesi kadar değil… Çoğu kez uydurma bir nedenle patlak veren savaşlar kadar değil… Eşitsizliğin, kıtlığın ve yoksulluğun çocuk bedenlerini cılızlaştırdığı kadar değil… Hepsinden öte, tüm bunları, hayatın olağan akışı gören akıldışı insanın yıkıcılığı kadar değil.

Raşit
Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 80×100 cm.
Raşit Altun, “Araf Serisi”, 2023, tuval üzerine akrilik, 80×100 cm.

Raşit Altun Kimdir?

1980 yılında İzmir’de doğdu. 2001 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Görsel Sanatlar Eğitimi Bölümünden mezun oldu. Dört kişisel sergisinin yanı sıra 2015, 2016 yılında Fransa Paris Louvre SNBA Carousel Salonu Türk Delegasyonu Salon Sergisi, 2015 Polonya’da Torun Müzesi Okregowe Ala Turque Sergisi ve 2012 ABD Miami Art Expo gibi çok sayıda sergide yer almış, ulusal ve uluslararası sempozyumlara katılmıştır. Yunus Emre Resim Yarışması, TJK Anıt Heykel Yarışması, Turgut Pura Vakfı Heykel Yarışması, 2012 yılında Eskişehir Sanat Derneği Resim ödülünün de olduğu toplam on ödülü olan sanatçının eserleri resmi ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Eskişehir’de kişisel atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Ümmühan Kazanç

Etiketler: raşit altun
Önceki Yazı

Ömer Koç Koleksiyonundan Eserler “Farz Et Ki Sen Yoksun” Sergisiyle Arter’de

Sonraki Yazı

Figurative Art Exhibition Curated by Emre Karaoglu

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Fran Aniorte: “Celestial”
Sanat Haberleri

Fran Aniorte: “Celestial”

15/12/2025
“Eli Bensusan – Bir Damlanın Notaları”
Sanat Haberleri

“Eli Bensusan – Bir Damlanın Notaları”

15/12/2025
Meltem Sarıkaya, İsimsiz, tuval üzerine yağlıboya, 40x40 cm.
Sanat Haberleri

Chi Art Gallery: Cracks of Innocence

15/12/2025
Tansu Kırcı: Taşın Belleği
Sanat Haberleri

Tansu Kırcı: Taşın Belleği

15/12/2025
İBB’nin Sanat Koleksiyonları İlk Kez Artistanbul Feshane’de
Sanat Haberleri

İBB’nin Sanat Koleksiyonları İlk Kez Artistanbul Feshane’de

13/12/2025
Aynı Gökyüzünün Altında, 2025, Fineart baskı, 6 foto muhabiri tarafından çekilmiş 45 fotoğraf: Ismail Abu Hatab, Yahia Barzaq, Mahmoud Muhammad Jahjouj, Mariam, Abu Daqqa, Hussam al-Masri, Fatima Hassouna, Her biri çerçeveli: 15.2 x 22.2 cm, Unique.
Sanat Haberleri

Serra Tansel: “Gökyüzleri”

13/12/2025
Sonraki Yazı
Figurative Art Exhibition Curated by Emre Karaoglu

Figurative Art Exhibition Curated by Emre Karaoglu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Meltem Sırtıkara.

Sanatçının Varoluş Süreci: Meltem Sırtıkara ile ‘Merdiven Bir Dairedir’ Üzerine

03/12/2025
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Fran Aniorte: “Celestial”

Fran Aniorte: “Celestial”

15/12/2025
“Eli Bensusan – Bir Damlanın Notaları”

“Eli Bensusan – Bir Damlanın Notaları”

15/12/2025
Meltem Sarıkaya, İsimsiz, tuval üzerine yağlıboya, 40x40 cm.

Chi Art Gallery: Cracks of Innocence

15/12/2025
Tansu Kırcı: Taşın Belleği

Tansu Kırcı: Taşın Belleği

15/12/2025

Sanat Haberleri

Fran Aniorte: “Celestial”

“Eli Bensusan – Bir Damlanın Notaları”

Chi Art Gallery: Cracks of Innocence

Tansu Kırcı: Taşın Belleği

Son Eklenenler

Fran Aniorte: “Celestial”

“Eli Bensusan – Bir Damlanın Notaları”

Chi Art Gallery: Cracks of Innocence

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

No Result
View All Result