Bozlu Art Project, Türkiye resim sanatının önemli temsilcilerinden Güven Zeyrek’in sanatçı temsiliyetini üstlenerek 1950’lerin sonundan 2000’lere uzanan üretiminden derlenen yapıtlarını bir araya getiren kapsamlı solo sergisi Tenduvar’ı, Nazlı Pektaş küratörlüğünde 29 Kasım 2025 tarihine kadar Mongeri Binası’nda sergiliyor. Küratör Nazlı Pektaş ile söyleşimizde Güven Zeyrek’in manzara, figür, beden ve mekân temaları arasında kurduğu ilişkileri takip ederek, bu temaların doğa, yüce, varoluş, boşluk ve renkle nasıl kesiştiğini konuştuk.
Röportaj: Ümmühan Kazanç

Fotoğraf: Sibel Ekenoğlu.
Sevgili Nazlı Pektaş, Güven Zeyrek ve eserleriyle tanışmanız sanırım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan Güven Zeyrek – Resminde Yüce Doğa kitabının yazarlığını yaptığınız dönemde oldu. Bu tanışıklık sürecini dinlemek isteriz. Nasıl bir araştırma süreci yürüttünüz? Güven Zeyrek ile ilgili araştırmalar sizi çok heyecanlandırmış olsa gerek? Sanatçının arşivine ve mirasına kızları Azra ve Esra çok iyi sahip çıkmış. Onlarla nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz?
Güven Zeyrek’le yakın temasım, Güven Zeyrek: Resminde Yüce Doğa kitabını hazırlarken yoğunlaştı. Beni Güven Bey’in ailesiyle Merve Akar Akgün tanıştırdı ve süreç boyunca hep birlikteydik.
Çalışmayı arşiv taraması, söyleşiler ve sistemli görsel okumalarla yürüttüm; kronolojiyi çıkarırken odağı resmin nasıl kurulduğuna çevirdim. Ayvalık, Bergama ve özellikle Kozak Yaylası’ndan gelen jeolojik belleğin Zeyrek’in resimsel kararlarında belirleyici olduğunu gördüm ve bu beni müthiş heyecanlandırdı. Öte yandan İzmir’de karşılaştığım arşiv çok iyi korunmuştu. Hem eserler hem de belgeler düzenliydi. Envanteri Tuna Pektaş titizlikle hazırlamış, eser fotoğraflarını Kayhan Kaygusuz büyük bir özenle çekmişti. Bu altyapı hem kitapta hem sergide ilerlemeyi ciddi biçimde kolaylaştırdı. Bu süreçte Sanatçının kızları Azra Zeyrek ve Esra Zeyrek ile hep birlikte çalıştım. Onların yıllardır resimleri özenle koruması sayesinde bu sergi gerçekleşti. Ayrıca eserlerin restorasyon süreçleri, Zeynep Muazzez Gökçaylar’ın titiz çalışmasıyla güvenceye alındı. Tüm bu bağlar hem kitabın hem serginin omurgasını sağlamlaştırdı. Ben de kurguda daha cesur karşılaştırmalar yapabildim. Tüm sergi Bozlu Art Project Direktörü İbrahim Cansızoğlu‘nun davetiyle izleyici ile buluştu. İbrahim Bey’in isteğiyle Güven Bey’in kitapları kütüphanede sergi boyunca okunabiliyor ve resim malzemeleri de Mongeri Binası’nda bir odada görülebilir.

Nazlı Hanım, Güven Zeyrek / Tenduvar başlıklı sergi 29 Kasım 2025 tarihine kadar Bozlu Art Project’in Mongeri binasında devam edecek. Sergiyi küratöryel bağlamda nasıl kurguladınız?
Tenduvar’ı temaları tek tek dizen bir vitrin yerine, resimlerin aldığı kararları birbirine konuşturan bir kurgu olarak tasarladım. Mongeri Binası’nda iki kat boyunca ölçek ve tempo değişimleriyle ilerliyor: küçük tuvallerde leke ve hız, büyük tuvallerde kütle ve ritim komşu duvarlarda karşılaşarak izleyicinin bakış hattını sürekli yeniliyor. Portre, figür, manzara, kapı/duvar ve soyut düzenlemeler, konu başlığı olmaktan çıkıp ortak bir resim dili etrafında bağlanıyor; katmanların kurulumu, renk komşulukları ve kütle–boşluk ilişkisi bu bağın ana eksenleri.
Bu sergi bir arşiv gösterimi değil. Bozlu Art Project’in sanatçı atölyelerine yıllardır verdiği önem doğrultusunda giriş katta sergiye ayrılmış küçük bir atölye odası kurguladık. Resimlerle bu oda arasında sessiz bir çalışma diyaloğu kuruluyor; izleyici yalnızca sonuçla değil, üretimin eliyle de karşılaşıyor. Atölyesinde çalışırken dinlediğim kasette birdenbire duyduğum Güven Bey’in sesi de atölye malzemeleri arasında dolaşıyor.

Nazlı Hanım, serginin ismi de hemen dikkat çekiyor. Tenduvar başlığı nasıl ortaya çıktı? Güven Zeyrek’in sanatı ve sanat tarihindeki yeri konusunda neler söylemek istersiniz?
“Tenduvar” adı, resimlere baktıkça kapıyı bedenden, bedeni kapıdan; göbek deliğini anahtar deliğinden ayıramadığım yerden doğdu. Duvar yahut ağaç dokularıyla ve formlarıyla tenden ayrılmaz olurlar Zeyrek resimlerinde ve tuvaller boyunca birbirinin içinden geçerek bir labirente dönüşürler. Bu anlatı, serginin yerleştirmesinde bana yön verdiği gibi, adını bulurken de kapıyı aralayan anahtar oldu. Zaten kitap çalışması sürerken serginin adını zihnimde kurmuştum.
Zeyrek’in sanat tarihindeki yerini de bu iç içe geçmiş anlatı belirliyor: Bir yanda sürrealiteye yaklaşan görüntülerle imge yer değiştiriyor; öte yanda varoluşçu eksen, gerçekliği yeryüzüne ve köklere bağlıyor. Manzaranın maddi ağırlığı, portrede bedene yaklaşan temas ve kapı/duvar dizilerindeki geçiş hissi aynı anlatının farklı yüzleri gibi çalışıyor. Böylece Zeyrek, figürü ve doğayı betimsel alışkanlıkların dışına taşıyarak anlamı doğrudan resim kurma ediminde üreten tutarlı bir hat ortaya koyuyor.

Nazlı Hanım, sergiyi gezecek sanatseverlere neler söylemek istersiniz? Güven Zeyrek sergisini gezerken izleyiciler hangi sanatsal imgelere, ipuçlarına konsantre olarak sergiyi dolaşsınlar? Güven Zeyrek’i daha iyi anlamak için eserlerini nasıl okusunlar?
Doku, renk, biçim, figür ve manzara arasında gidip gelen yinelemeler, her seferinde karşıma yeni bir resim çıkarıyor. Sergiyi kurarken de kitabı yazarken de aynı duyguyla hareket ettim: sanki o resmi daha önce hiç görmemişim. Bu hazırlık, benim için gerçek bir keşfe dönüştü. Her gün salona girdiğimde tabloları ilk kez görüyormuş gibi heyecanlandım; bu heyecan zamanla bir oyuna dönüştü.
İzleyiciden de kendi oyununu kurmasını isterim. Yakınlaşıp uzaklaşsınlar, renklerin komşuluğunu, dokunun nabzını, kütleyle boş alan arasındaki tansiyonu kendi hızında çözsünler isterim.

Nazlı Hanım, Güven Zeyrek’in sanat yaşamında dahil olduğu AKATÜNVEL sanat topluluğunun önemi büyük. Bu grup içinde düşündüğümüzde Zeyrek’in sanat seyri nasıl gelişmiş?
Zeyrek resminde; zemin, beden, mekân, varlık ve yaratım başlıklarında yoğunlaşan tartışmalarla besleniyor. Portredeki maske ile manzaranın kütlesi, duvardaki iz ile figürün sınırı arasında kurulan akrabalık, konunun ötesinde bir yapım mantığına işaret eder. “Yücelik” de tüm bunlar arasında taşıyıcı bir kavram. Güven Bey AKATÜNVEL grubu içine demin sıraladığım özelliklerle var olur ve en renkçi olan sanatçı olarak yerleşir. Grup, ontoloji eksenli özgün bir ifade arayışını; arkaik soyut biçim, taş dokusu, nötr renk ve dinginlik gibi ortak plastik ölçülerle tanımlar. Güven Zeyrek de 1983’ten itibaren, Kozak’ın kütle-ışık belleği ve ölçülü renk ekonomisiyle bu omurgayı tutarlı bir resim diline dönüştürür.

Güven Zeyrek Hakkında
1935 yılında Ayvalık’ta doğan Güven Zeyrek, 1948’de Dikili Tınaztepe İlkokulu’nda ilköğrenimini tamamladı. 1949-1950 arasında Saint-Joseph Fransız Koleji’nde bir yıl okuyan Zeyrek, ortaöğrenimini 1954’te Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’nda tamamladı. 1957 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Refik Epikman, Hayrullah Örs, Arif Kaptan, Eşref Üren ve Şinasi Barutçu’nun öğrencisi oldu. Aynı yıl İzmir’e yerleşerek 1987’ye kadar İzmir Özel Türk Koleji’nde Resim ve Sanat Tarihi öğretmeni olarak çalıştı. İlk kişisel sergisini 1960’ta İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştiren sanatçı, 1967 yılında ilk DYO Resim Yarışması’nda jüri üyesi olarak yer aldı. 1983’te Prof. Dr. Süleyman Velioğlu ile tanışarak AKATÜNVEL Sanat Topluluğu’na katıldı. 1985-2007 yılları arasında muhtelif sebeplerle yaptığı yurtdışı gezilerinde Floransa, Venedik, Nice, Paris, Madrid, Saraybosna, Budapeşte, Viyana, Prag, Odessa ve Sivastopol müzelerinde incelemeler yaptı. Güven Zeyrek, 2021 yılında 86 yaşında aramızdan ayrıldı.



















