Bu yaz Urla’da, doğa ile sanatın iç içe geçtiği bir sürece ilk adım atıldı. Arazi sanatına belirli zaman dilimlerine yayılmış sade bir yorum sunmayı hedefleyen Nur Petek ve Didem Burak projelerinin çıkış noktasını ve süreci şöyle tanımlıyor: “Bu topraklarda ürünün ötesinde başka hislerin de yetişmesini istiyoruz: anlam, bağlantı ve farkındalık olsun. Ekili tarladaki başakların spiral formda biçilmesiyle hayata geçirilen bu sanat pratiği; doğanın ritmi, zamanın katmanları ve emeğin iziyle kurulan dengeyi temsil ediyor. Doğal döngülerden ilham alan spiral; yalnızca doğanın ve emeğin sesiyle gerçekleşen bir buluşmayla doğrudan toprağın üzerinde şekillendi. Çocukların içinde özgürce koştuğu bu sahne hem sanatsal hem insani bir hafıza yaratırken, projenin ruhunu en yalın haliyle ortaya koydu.
Yıllardır tarımsal üretime alan açan bu aile yadigarı topraklar, böylelikle doğayla uyumlu bir sanatsal dönüşüme de ilk adımı atmış oldu, saygıdeğer Yaşar Burak anısına…”
Sanatın sadece galerilerde değil, doğrudan toprağın içinde de yeşerebileceğini vurgulayan projenin bu ilk adımı; bir süre daha tarlada kalacak ve ardından başladığı yere -toprağa- geri dönecek. Geçici, sessiz ama güçlü bir iz olarak…
Proje bir sonraki adımında; toprağın nabzına ayak uydurarak şekillenecek… Bu noktada çalışmanın çok değerli bir başka kahramanı; tarlanın emekçisi Cemal Anlı’yı da anmak gerekir. Onun yıllardır verdiği emek; hazırlanan spiral formun zeminini oluşturdu. Bu kadar derin hissedilmesini mümkün kılan şey; aynı zamanda bu emeğin iziydi.



















