• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Elif Su Yıldız: Tekrar, Hafıza ve Benliğin İnşası

Elif Su Yıldız, Onlar, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 90x135 cm.

Elif Su Yıldız, Onlar, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 90x135 cm.

Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Genç sanatçı Elif Su Yıldız, üretim pratiğinde tekrar eden jestler ve silikleşen figürler aracılığıyla hafızanın kırılgan yapısını ve benliğin süreksizliğini görünür kılıyor. Elif Su Yıldız’ın online kişisel sergisi Art Column’un Ayın Solo Sergisi bölümünde izleyebilirsiniz.

Röportaj: Ümmühan Kazanç

Sevgili Elif Su Yıldız, sanatla kurduğun ilişki nasıl başladı? Resim bölümünü seçmene ne yön verdi?

Sanatla kurduğum ilişki, çok erken yaşlarda sezgisel bir yerden başladı. Başlangıçta çizmek benim için zihinsel bir kaçış alanı iken, zamanla kendimi çözümlediğim ve tanıdığım bir üretim süreci haline geldi. Üretim süreci, kendimle kurduğum bir diyalog alanı oldu. Resim bölümünü seçmem de bu sürecin devamı olarak, benim yön verdiğim bir karardı. Üreterek kendimi ifade etmek benim için en doğal yol haline geldi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümündeki eğitimin üretim pratiğini nasıl şekillendirdi?
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümündeki eğitimim, üretim pratiğimi teknik ve düşünsel olarak yeniden kurduğum bir zemin oluşturdu. Resim yapmak, yalnızca bir üretim biçimi olmaktan çıkıp düşünceyle iç içe geçen bir alana dönüştü. Ürettiğim şeyi sorgulamak, tekrar etmek ve kavramsal bir çerçeve içinde yeniden ele almak pratiğimi oluşturdu. Atölye ortamı ve hocalarımla kurduğum diyalog bu süreçte belirleyici bir rol oynadı. Üretim daha sorgulayıcı, kavramsal bir yapı kazandı.

Elif Su Yıldız, Oradalık, 2024, tuval üzerine karışık teknik, 120x130 cm.
Elif Su Yıldız, Oradalık, 2024, tuval üzerine karışık teknik, 120×130 cm.

Mezuniyet sonrası üretim sürecinde nelerin değiştiğini hissediyorsun?

Mezuniyet sonrası üretim sürecimde, pratiğim daha bağımsız ve deneysel bir hal aldı. Üniversite sürecinde kazandığım teknik bilgi ve kavramsal yaklaşımım artık kendi yönlendirmemle şekilleniyor. Neyi, nasıl ve neden yaptığımı sorgulayarak hareket ediyorum.  Üniversiteyi bir referans noktası olarak alırken; üretimim deneyimlerim, gözlemlerim doğrultusunda şekilleniyor ve kendi kendini sorgulayan ve düşündüren bir süreç haline geliyor.

İşlerinde tekrar eden jestler önemli bir yer tutuyor. Tekrar senin için neden bir “düşünme yöntemi”?

İşlerimde tekrar eden jestler, günlük hayatta sıkça yaşadığımız şeylerin bir biçimi aslında. Tekrar, bazen herhangi bir hareketin anlamını yoğunlaştırır, bazense yok edebilir. Tekrarda ifade sabit kalmaz ve yeniden oluşur. İzleyiciye kesin bir anlatı vermek yerine belirsizlikle bırakır. Bu tekrar süreci benliğin yeniden yapılanma, dönüşüm içerisinde olduğunu ortaya çıkarır. Tekrar eden her hareket, benliğe bir çıkış verir ve düşünceyi ortaya çıkaran bir yöntem olur.

Elif Su Yıldız, Manipülasyon I, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 100x140 cm.
Elif Su Yıldız, Manipülasyon I, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 100×140 cm.

Elin bir araç olmaktan çıkıp özneye dönüşmesi senin pratiğinde nasıl gerçekleşiyor?

İnsan dünyayı eliyle tanır, kavrar, biçim verir. El ile insan maddeye ruhunu işler. İlk temas noktasıdır. El, artık bir şeyi temsil etmek ya da iletmek için kullanılan bir araç olmaktan çıkar ve kendi başına var olan bir şeye dönüşür. Bir bütünden ziyade, parça parça ve süreksiz bir varlıktır. Anlam sabitlenmediği için el, yol göstermekten ziyade belirsizlikle karşılaştırır.

Metinlerinde benliği “sabit olmayan bir oluş hâli” olarak tanımlıyorsun. Bu fikir üretimlerine nasıl yansıyor?

Benlik, henüz tamamlanmamış bir oluş olarak sabitlenmek yerine; çoğalan, parçalanan ve her tekrar içinde farklılaşan bir yapı olarak açığa çıkıyor. Her yineleme, önceki hâli pekiştirmekten çok onu dönüştüren bir kırılma anı üretiyor. Bu süreçte benlik, durağan bir öz olmaktan uzaklaşarak; sürekli yer değiştiren, çözülen ve yeniden kurulan bir oluş alanına dönüşüyor.

Figüratif çalışmalarında beden neyi temsil eder: bir taşıyıcı mı, bir iz mi, yoksa bir kırılma alanı mı?

Figüratif üretimlerimde beden, benliğin taşıyıcısı olarak ortaya çıkar. Figürler çoğunlukla içe çekilmiş bir halde belirir. Bu hatırlamanın kesintili doğasını ve benliğin bu kesintiler arasındaki kırılgan sürekliliğini görünür kılar. Figür burada geçmişin net bir temsili değil; yarım kalmış izlerin taşıyıcısıdır.

Elif Su Yıldız, Düşüncesizce, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 100x130 cm.
Elif Su Yıldız, Düşüncesizce, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 100×130 cm.

Hafızanın parçalı yapısı, resimlerinde nasıl bir görsel dile dönüşüyor?

Hafızanın parçalı yapısı benim için hatırlamaktan çok hatırlayamamak ile ilgili. İçimizde bastırdığımız, rahatsız edici anlar hiçbir zaman bütünüyle ortaya çıkmaz. Bütünlüğü simgeleyen benlik ise hafızanın eksik ve parçalı hali üzerinden, kusurlu bir biçimde inşa edilir. Parçalı yapıyı, silikleşen, bulanıklaşan, eksilen, parçalanan formlar aracılığıyla görsel bir dile dönüştürüyorum. Figür netleşmez; aksine kayar ve eksilir.

“Suret” eserinde figürlerin çoğu içe çekilmiş ya da uykuda gibi görünüyor. Bu durum bilinç ve hatırlama ile nasıl ilişkileniyor?

Uykuda ya da içine çekilmiş figürler, hatırlamanın kesintili doğasını ve benliğin bu kesintiler arasındaki kırılganlığını sürekli görünür kılıyor. Bu figürler hatırlamaktan çok hatırlayamama, içimize bastırdığımız duygular ile ilgili. Bütünlüğü simgeleyen benlik ise bilinç ile eksik bir biçimde inşa edilir.

Elif Su Yıldız, O, 2025, tuval üzerine yağlıboya, 70x70 cm.
Elif Su Yıldız, O, 2025, tuval üzerine yağlıboya, 70×70 cm.

Figürü net bir temsilden uzaklaştırmak senin için neyi mümkün kılıyor?

Figürü net bir temsilden uzaklaştırmak onu sabit bir anlam taşıyıcısı olmaktan çıkarıp daha değişken bir çoğul alana taşımamı sağlıyor. Figür, net bir temsili değil; yarım kalmış izlerin bedendeki yansımasıdır. Bundan dolayı eksik, kesintili ve belirsiz olanı bulanık bir bilinçte görünür kılıyor.

Yüz ve eli “bedenin iki sessiz filozofu” olarak tanımlıyorsun. Bu ikili arasındaki gerilim seni neden çekiyor?

Bu ikili arasındaki gerilim beni çekiyor çünkü ikisi de birbirini tamamlayan ifadeler. Yüz kim olduğumuzu, nasıl olduğumuzu sorar ve sorgularken; el “ne yapıyoruz” sorusunu yöneltir. Eylemlerimizi ve müdahalelerimizi ortaya koyuyor. Bu gerilim hareket ve anlamın sürekli yeniden oluşmasını sağlıyor; izleyiciye bir etkileşim alanı sunuyor ve soruyor.

Yüzün de bir eylem, elin de bir ifade olduğunu söylüyorsun, bu sınırların bulanıklaşması üretiminde nasıl bir alan açıyor?

Yüzün de bir eylem, elin de bir ifade olması, hareket ve anlam arasındaki kesin sınırları belirsizleştiriyor. Bu belirsizlik, üretimimde bir etkileşim alanı yaratıyor. Çalışmalarımda izleyici, neyi gözlemlediğini yeniden sorgulayabilir. Böylece işlerim tek bir anlatıya sıkışmak yerine, sürekli oluşan, çözülüp yeniden biçimlenen bir dil sunuyor.

Elif Su Yıldız, Yüz, 2024, tuval üzerine yağlıboya, 120x140 cm.
Elif Su Yıldız, Yüz, 2024, tuval üzerine yağlıboya, 120×140 cm.

“Orada olmak” senin için fiziksel bir durum mu yoksa zihinsel bir konumlanma mı?

Benim için “orada olmak” hem zihinsel hem de fiziksel bir konumlama. “Orada olmak”, henüz içinde bulunmadığım bir zamanı ya da mekânı deneyimlemek ve kendimi oraya yerleştirebilmek anlamına geliyor. Bu durum gelecekte karşılaşacağım olasılıklara hazırlanma ve henüz yaşanmamış olanla ilişki kurmamı sağlıyor. Bu yüzden “orada olmak” yalnızca yer ya da an değil, henüz gerçekleşmemiş olana doğru kendimizle karşı karşıya olduğumuz bir eşiktir.

Zamanla kurduğun ilişki -geçmiş, şimdi ve gelecek- resimlerinde nasıl katmanlaşıyor?

Zamanı doğrusal olarak değil, iç içe geçen katmanlar olarak düşünüyorum. Geleceğe yönelimli bir şekilde ilerlerken, yaşanmış olanlar bastırılmış, parçalı ve eksik hafızanın üzerine inşa edilir. Sürekli oluş halinde kalan ve zamansal olarak çözülen, dönüşen bir yapı halinde birleşir.

İşlerinde anlamın izleyiciyle tamamlandığını söylüyorsun. İzleyicinin rolünü nasıl tanımlarsın?

İşlerimde anlam sabit değil, parçalanan ve sürekli yeniden kurulan bir yapı. Bu yüzden izleyiciyle karşılaşma, işin tamamlandığı değil; yeniden üretildiği bir an. Tekrar eden jestler ve çözülen formlar, kesin bir anlatı sunmak yerine bir belirsizlik alanı açıyor. İzleyici bu alana kendi deneyimi, hafızası ve bakışıyla dahil oluyor. İzleyici, işi “anlayan” değil; onunla birlikte düşünen, anlamı dönüştüren ve yeniden kuran bir parça.

Şu anda seni en çok meşgul eden soru ya da imge nedir?

Şu anda beni en çok meşgul eden şey, benliğin kendi içindeki ve dış dünyaya karşı olan zıtlıkları. Benliğe aynı anda hem uyan hem de zıt olan bu durum ve benliğin bu hâli, bir soru olarak önümde duruyor.

Etiketler: beden temsilibelirsizlik estetiğibenlik ve sanatçağdaş sanat TürkiyeElif Su YıldızElif Su Yıldız eserleriElif Su Yıldız kimdirElif Su Yıldız röportajfigüratif sanatgenç sanatçılar Türkiyehafıza temasısanat ve kimliktekrar kavramı sanatÜmmühan Kazanç
Önceki Yazı

Moda ve Resmin Büyülü Diyaloğu Arkas Sanat Alsancak’ta

Sonraki Yazı

Borusan Contemporary’den Gözlemi ve Dijital Müzik Atölyesi

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Eda Soylu.
Röportajlar

Spiral Bir Oto Portre: Eda Soylu’nun “Alt/Üst” Okuması

11/04/2026
Turan Aksoy.
Röportajlar

İçeriye Doğru Bir Yolculuk: Turan Aksoy’un Çok Katmanlı Sanat Pratiği

30/03/2026
Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie.
Röportajlar

Formdan Sapmak, Birlikte Düşünmek: “Form Dışı Sapmalar”

10/04/2026
Filiz Piyale Onat.
Röportajlar

Hafızanın Peyzajında Kaybolmak: Filiz Piyale Onat ve “Omorika”

10/04/2026
Ayşegül Dalokay.
Röportajlar

Zihnin Dalgalarında Yavaşlamak: Ayşegül Dalokay

10/04/2026
Esra Çevik, Ruzy Gallery.
Röportajlar

Yüzeyden Derinliğe: Surface Sergisi

10/04/2026
Sonraki Yazı
Yelkovan, Cenk Polat.

Borusan Contemporary’den Gözlemi ve Dijital Müzik Atölyesi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas.

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

14/04/2026
Mutlu Aksu, Sen Nasıl İstersen, 2025, Tuval üzerine akrilik, 100x190 cm.

Mutlu Aksu: “Reality Show”

14/04/2026
Damla Sari, Hediye paketi olsun mu?, 2026, Fine Art baskı, 55x80 cm.

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

14/04/2026
Betta St. John, June Laverick ve Anne Heywood, 1957.

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

14/04/2026

Sanat Haberleri

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

“Masada III” Galeri Bu’da

Son Eklenenler

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result