![]() |
| Nesrin Esirtgen. |
Çoğu kişinin bazı sanat eserlerini koleksiyonuna almaya
cesaret edemediği bir dönemde, İnci Eviner, Canan Tolon gibi oldukça radikal
sanatçıların çalışmalarını koleksiyonuna alan Nesrin Esirtgen, şimdi de bu sıra
dışı eserleri sanatseverlere sunuyor. “Nesrin Esirtgen Koleksiyonu” olarak
açılan yeni mekanda düzenlenen “İnci Eviner-Kırık Manifestolar” sergisi Mısır
Apartmanı’nın 5. katında yer aldı. İnci Eviner, 2011 başında Paris Modern
Sanatlar Müzesi’nde düzenlenen kişisel sergisinde gösterdiği Kırık Manifestolar’ı
İstanbul’da Galeri Nev-Haldun Dostoğlu organizatörlüğünde, Nazlı Gürlek
küratörlüğünde sergiledi.
RÖPORTAJ: ÜMMÜHAN KAZANÇ
Sn. Esirtgen öncelikle sanat eseri almaya karar verdiğiniz ilk günden koleksiyonerliğe uzanan süreci
dinleyebilir miyiz? İlk satın aldığınız sanat eserini hatırlıyor musunuz?
Sanat eseri satın almaya başladığım yıllarda bu serüvenin
beni koleksiyonerliğe götüreceğini kestirememiştim. Şu anda bile kendimi tam
anlamıyla koleksiyoner olarak nitelendirmek istemiyorum ama emin olduğum bir
şey var; ne toplarsam toplayayım nitelikli olanı, kaliteli olanı seçmeye özen
gösteriyorum. İlk satın aldığım eserin hangi sanatçıya ait olduğunu çok iyi
hatırlamıyorum ancak yanılmıyorsam Ali Çelebi’ye aitti.
![]() |
| Nesrin Esirtgen. |
Sizin sanat koleksiyonunuzun şöyle bir özelliği olduğunu biliyoruz: Çoğu kişinin bazı sanat
eserlerini koleksiyonuna almaya cesaret edemediği dönemde, oldukça radikal
çalışmaları almışsınız. Bu vizyonunuz nasıl oluştu?
Çok yanılmıyorsunuz. Dönüp hangi eserleri ne zaman aldığıma
bakınca bende aynı şeyi düşünüyorum. Yaklaşık 20 yıl önce İnci Eviner’in, Canan
Tolon’un eserlerini aldığımda birçok koleksiyonerin ilgisi başka isimlerdeydi.
Ben gözüme ve hislerime güveniyorum, bu sorunuzu ancak böyle cevaplayabilirim.
Sanat eseri biriktirmek ve gerçek anlamda bilinçli bir koleksiyon oluşturmak arasında
önemli bir fark olduğunu biliyoruz. Bu konuda yeni koleksiyon yapmaya
başlayacak kişilere tavsiyeleriniz nelerdir?
Tavsiyede bulunmak iddialı olabilir ama şunu rahatlıkla
söyleyebilirim ki bütün büyük koleksiyonlar büyük sevgi ve özveri ile
oluşmuştur. Çok bakmak, çok gezmek, çok görmek gerek diye düşünüyorum.
Koleksiyonerlik sanata tutkuyla bağlılık gerektiriyor. Müze, sergi, müzayede ve fuar gibi
etkinliklere ne kadar sıklıkla katılıyorsunuz? Dünyada ve Türkiye’de en çok
sevdiğiniz ya da ziyaret ettiğiniz müze ve sanat kurumları hangileridir?
İtiraf edeyim ki vaktimin büyük çoğunluğu söz ettiğiniz
kurumlarda geçmiyor ama diğer yandan gittiğim her yerde galerileri, müzeleri
ziyaret etmekten, buralarda vakit geçirmekten hoşlanıyorum. Son yıllarda
uluslararası fuarları ve sanat kurumlarını seyahat planlarımın içine almaya
başladım.
![]() |
İnci Eviner, “Broken
Manifestos (Kırık Manifestolar)”, 2010, 3 video ve 6 kanallı ses enstalasyonu,
3’loop.
Aslında Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiniz. Bireysel bir koleksiyoner olarak Mısır
Apartmanı’nın 5. katında İnci Eviner’in “Kırık Manifestolar” isimli video
enstalasyonunu sergiliyorsunuz. Bu fikir nasıl oluştu?
İlki gerçekleştirdiğimi sanmıyorum. Biliyorum ki başka
koleksiyonerler sahip oldukları eserleri çeşitli vesilelerle benden önce
sergilediler. Ben aslında İnci Eviner’in çıkacak olan kitabının sponsorluğunu
yapıyorum. Bu kitabın tanıtımına İnci Hanım’ın “Kırık Manifestolar” adlı eseri
eşlik etsin istedik, ayrıca İstanbul Bienali nedeniyle şehrimizi ziyaret
edenlerin de bu eseri görmesine fırsat tanımış olduk.
Sanırım daha sonraki dönemlerde koleksiyonunuzdan bazı eserleri Mısır Apartmanı’nda sergilemeye devam
edeceksiniz. Koleksiyonunuzda hangi sanatçılara ait eserler bulunuyor? Ya da
koleksiyonunuzun temaları nelerdir?
Koleksiyonuma yeni bir yön veriyorum. Şimdilik çok tematik
olduğu söylenemez. Koleksiyonumu sergilemeye başladığımda birlikte izler bakarız.
![]() |
İnci Eviner, “Broken
Manifestos (Kırık Manifestolar)”, 2010, 3 video ve 6 kanallı ses enstalasyonu,
3’loop.
Koleksiyonunuzu oluştururken danışmanlık aldığınız oldu mu ya da seçimlerinizi kişisel olarak
mı yapmayı tercih ediyorsunuz?
Bu konuda 20 yılı aşkındır tanıdığım ve yakın dostum olan
Haldun Dostoğlu’na güveniyorum. Kimi zaman kişisel olarak karar verdiğim gibi,
kimi zaman da kendisinden destek istiyorum.
Türkiye’de her geçen gün genç ve yetenekli sanatçıları tanıyoruz. Siz genç yetenekleri nasıl takip
ediyorsunuz? Desteklediğiniz sanatçılar var mı?
Doğrusunu isterseniz gençlerin sayısı o kadar hızlı artmaktaki
takip etmekte zorlanıyorum. Mekanımızın açılmasıyla birlikte genç kuşağı daha
yakından ve dikkatle takip edeceğim.
NOT: Röportaj ilk olarak Artam Global Art & Design
Dergisinin 14. Sayısında yayınlanmıştır.






















