• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Günlerin Hafızası: Serdar Acar ile Zaman, Hatırlama ve Resim Üzerine

Serdar Acar.

Serdar Acar.

Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Serdar Acar, sanat pratiğinin 10. yılında açtığı “Günler” sergisiyle zamanı ölçülen bir çizgi olarak değil, hissedilen bir süreklilik olarak ele alıyor. Tayyare Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşan sergi, birbirine benzeyen ama asla aynı olmayan günlerin izini sürerken, hatırlama ve unutma arasında salınan bir bellek alanı kuruyor. Acar’la “Günler” üzerinden zamanı, hafızayı ve resmin sessiz tekrarlarını konuştuk. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı (Bursa Kültür) tarafından düzenlenen “Günler” sergisi, 28 Şubat’a kadar Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilir.

Röportaj: Ümmühan Kazanç

Sevgili Serdar Acar, zamanın izini süren 10. yıl serginiz “Günler”, Tayyare Kültür Merkezi’nde açıldı. “Günler” başlığı hem çok sıradan hem de çok varoluşsal bir çağrışım taşıyor. Bu ismi seçerken nasıl bir zaman duygusunu işaret etmek istediniz?

Günler sizin de bahsettiğiniz üzere hem son derece direkt hem de katmanlı ve derin bir isim oldu. ‘Gün’ aynı ‘şey’ kavramı kadar sonsuz bir evreni çağrıştırıyordu zihnimde ve bu sergide daha doğrusu bugüne kadarki tüm işlerimde beslendiğim kaynak aslında sonsuz şeyler evreni olan günlerdi. Belirli bir gün ya da süreç değil ancak, bazen en sıradan sandığımız günleri de kapsayan bir zaman duygusuyla ele aldım sergideki çalışmaları.

Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik, 160x160 cm.
Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik, 160×160 cm.

Sergide zamanı ölçülen bir akıştan çok hissedilen bir süreklilik olarak ele alıyorsun. Bu yaklaşım resimlerine nasıl yansıyor?

Zamanı duygularımızın ve hafızamızın biçilmiş ömrü gibi görüyorum. Tek bir uzam üzerinde başlayan, sarsan ya da heyecanlandıran, sarıp sarmalayan ve her zaman devam edecek sanırken tükenen duyguların ve düşüncelerin, durumların ‘o anının’ resimlerini yapıyorum.

Fotoğraf çekmek gibi düşünün. Zaman düz bir çizgide tek yönlü akmaya devam ederken ondan kesitler koparıp sunuyorum. Ve işlerdeki sanki benziyormuş gibi ama bir o kadar da farklı hissi de buradan kaynaklanıyor.

Birbirine benzeyen ama asla aynı olmayan günler fikri, senin için kişisel olarak nereden besleniyor?

Ben kendimi bir süzgeç gibi görüyorum… Zaman yani bizim tanımladığımız şekliyle günler akıp geçerken bende kalan şeyler malzememe dönüşüyor ve üretim sürecimde bu malzemelerden yola çıkıyorum.

Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik 180x130 cm.
Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik 180×130 cm.

İşlerinde hatırlama ve unutma arasında gidip gelen bir alan hissediliyor. Resim senin için bir kayıt tutma biçimi mi, yoksa unutmaya izin veren bir alan mı?

Hiçbir şeyi unutmaya müsait bir karakterim yok maalesef. Bu zaten bence karşılıksız bir çaba olabilir ancak. Yaşamak, kabullenmek ama günü gelince hesaplaşıp rafa kaldırmak taraftarıyım. Resim yapmak benim için biraz da bu niteliği taşıyor diyebilirim. Sadece bana özel haliyle tekrar üzerinden geçip, bir kere daha yaşayıp, hesaplaşıp kenara kaldırıyorum.

Günlerin üst üste binmesi, katmanlanması ve iz bırakması fikri, tuval üzerinde nasıl bir görsel dile dönüşüyor?

Bugüne kadar pek çok farklı konu ve başlık öne çıktı çalışmalarımda. Ancak teknik olarak bu seride konunun işlere bir yansıması olmadı. Daha çok sergi düzenlemesinin kendisiyle, günler kavramına ayrıca bir göz kırpmak istedik.

İzleyicinin kendi hayatındaki günlerle bu resimler arasında bir bağ kurmasını önemsiyor musun?

Tabii ki. Resim son derece geleneksel bir ifade aracı aslında. Ve dediğim gibi ben pek çok ihtiyaçtan yola çıkarak resim yapıyorum. Bunlardan biri de ifade ihtiyacı. Ancak çoğu zaman çok mahrem konulardan bahsediyor oluyorum kendi kendime, fakat örtülü bir anlatımla ve resim bittiğinde ondan almam gerekeni almış oluyorum. Duvara asıldıktan sonra da izleyicinin kendi yorumunu ve hikayesini, hesaplaşmasını, arayışını yazması ya da bulması hem bu geleneksel dili interaktif bir hale getirip daha günümüze yaklaştırıyor hem de benim için çok daha anlamlı oluyor. Düşünsenize o ana kadar hiç tanışmadığınız insanlarla, yaptığınız bir kompozisyon üzerinden bazen çok benzer hislere kapılıyorsunuz, bu çok heyecan verici.

Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik, 110x90 cm.
Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik, 110×90 cm.

Tuval üzerine akrilik tekniği senin için ne tür olanaklar sunuyor? Bu seride teknik olarak önceki işlerinden ayrılan noktalar var mı?

Yağlı boyayı her zaman daha tensel bitişli gördüm, daha sıcak, içine almaya daha müsait.

Akrilik kendi doğalında mat bitişli ve daha donuk bir ifade sunuyor, teknik anlamda. Ve ben duygu olarak bazen çok yoğun olabilen işlerimin görünüm ya da tekniğinin daha mesafeli ve donuk olmasını keyifli bir kontrast olarak değerlendiriyorum. Bu benim için keyifli bir olanak malzemenin sunduğu… Önceki çalışmalardan ayrı bir teknik kullanmadım ancak, son beş yıldır sadece tuval üzerine akrilik tekniğiyle ilerliyorum.

Renk kullanımın “sade ama güçlü” olarak tanımlanıyor. Renk senin için duygunun taşıyıcısı mı, yoksa onu nötrleyen bir alan mı?

Ben son beş yıldır renk kullanan bir sanatçıyım. Öncesinde rengin kendi duygusu, hikayesi ve sözünün olması beni korkutuyordu. Ancak bugün kullandığım pastel renkler duygu ve ifadenin taşıyıcısı olarak değerlendirilebilir.

Bu seride resimler arasında kronolojik bir düzen kurmaktan özellikle kaçındığını görüyoruz. Bu kararın arkasında nasıl bir düşünce vardı?

Bu açtığım 7. kişisel sergim. Hepsinde de güzel ilgiyle karşılandım ve bunun için izleyicime her zaman teşekkürlerimi sunarım ancak sergi süreci ya da sanatın kendisi hayattan çok kopuk değil bana kalırsa. Duygularımızdan, hatırladıklarımızdan ve anılarımızdan da. Bazen hepsini aynı anda hatırlayabiliyoruz. Bazen bir kenarda oturup tüm günleri gözden geçirmek isteyebiliyoruz. Ciddi bir sıralama yapmadan belki de. Bu sergide de o yüzden ciddi bir kronolojik sıralama uygulamadık. Bir kişinin oturup hayatını gözden geçirmek istediği kendine ait bir günü, günün bir kesitini yakalamak istedik.

Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik, 120x100 cm.
Serdar Acar, İsimsiz, 2025, tuval üzeri akrilik, 120×100 cm.

“Günler”, sanat pratiğinin 10. yılına denk geliyor. Geriye dönüp baktığında, bugün hâlâ seni diri tutan soru ne?

Bir soru diyemem, sorular, sorunlar, duygular, arzular ve ifade ihtiyacı diyebilirim. Biraz da var olma çabası. Hepimiz en iyi yaptığımıza inandığımız şekilde varlık göstermeye çalışıyoruz hayatta, benim en iyi yaptığım şey bence anın ve duygunun görüntüsünü oluşturmak, o yüzden büyük ihtimalle birkaç 10 yıl kutlarız diye umuyorum 🙂

İlk dönem işlerinle bugünkü üretimin arasında en belirgin kırılma ya da süreklilik sence hangisi?

Erken dönem işlerim yaşımın ve daha özgür hissetmemin de sebebiyle olabilir daha cesur ve oradaki arayış daha heyecanlı, daha tazeymiş. Sık sık açıp bakarım ve nerede olduğumu sorgularım kendi sürecimle alakalı. Şimdi daha emin ama daha kendi halinde, daha sessiz tondan bir arayış, ifade halindeyim diye düşünüyorum. Bence bu doğal bir süreç ama zaman her şeyi dönüştürüyor bir şekilde.

Bu sergiyi bir dönüm noktası mı, yoksa devam eden bir akışın doğal bir parçası mı olarak görüyorsun?

Tamamen devam eden bir akışın, hayatlarımızın herhangi bir günü kadar doğal bir parçası diyebilirim.

Dilek Karaaziz Şener’in sergiye eşlik eden metni “unutmama” fikri etrafında şekilleniyor. Bu okuma senin üretim sürecinle nasıl örtüşüyor?

Sevgili Dilek hocamın yazı diliyle benim görsel dilim çok uyumlu. Beni çok yakından tanıyor ve bazı konularda bana benden daha hakim olabilir. Ben o süreçteki duygu düşüncelerimden bahsedenim genellikle ve çalışmalara bakarız, ne aradığımı kendimce anlatırım ve sonuç hocamın hazırladığı şahane bir metin olarak karşıma çıkar. Bu sergide de kendisiyle çalışmak benim için büyük mutluluk oldu.

Resimlerinin birer bellek mekânı olarak okunması sana ne hissettiriyor?

Bu çok anlamlı. Bellek kavramı sanatta çok klişeleştirilmiş olsa da aslında hepimizin içinde yaşadığımız küçük bize ait ve en güvenli hissettiğimiz limanlar olarak görüyorum belleği. Bazen kendi limanımda ağırlamak bazen de limanlarımızın birleşmesi şahane bir tatmin.

Önümüzdeki dönemde seni meşgul eden yeni bir tema ya da soru var mı? Ben Türkiye’de belli bir inanç ve ideale bağlı kalıp, sadece resim yaparak 10 yıl boyunca var olmanın kutlanması gerektiği düşüncesiyle 2026 yılını özellikle vurgulamak istedim. Bu sene birçok şehirde kişisel sergi açıp, sevgiyle bağlı olduğum ülkemin farklı şehirlerindeki, birbirinden farklı ve şahane insanlarıyla buluşmak istiyorum. Onların deneyimleri ve yorumları da besliyor beni çünkü. Şu anda da bir diğer sergim için hazırlanıyorum, içeriği sürpriz olsun.

Etiketler: bellek kavramıBursa kültür sanatBursa sergileriçağdaş sanatDilek Karaaziz Şenergüncel sanatGünler sergisiresim sanatıSerdar AcarSerdar Acar röportajTayyare Kültür MerkeziTürk ressamlarzaman ve hafıza
Önceki Yazı

Başak Şenova ile Soil & Water: Akdeniz’de Toprak, Su ve Politik Geçişler

Sonraki Yazı

Yonca Saraçoğlu: “Untold Tales”

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”
Röportajlar

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

16/04/2026
İnci-Ali Gökmen ve Onur Gökmen.
Röportajlar

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

16/04/2026
Eda Soylu.
Röportajlar

Spiral Bir Oto Portre: Eda Soylu’nun “Alt/Üst” Okuması

11/04/2026
Elif Su Yıldız, Onlar, 2025, tuval üzerine karışık teknik, 90x135 cm.
Röportajlar

Elif Su Yıldız: Tekrar, Hafıza ve Benliğin İnşası

10/04/2026
Turan Aksoy.
Röportajlar

İçeriye Doğru Bir Yolculuk: Turan Aksoy’un Çok Katmanlı Sanat Pratiği

30/03/2026
Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie.
Röportajlar

Formdan Sapmak, Birlikte Düşünmek: “Form Dışı Sapmalar”

10/04/2026
Sonraki Yazı
Yonca Saraçoğlu

Yonca Saraçoğlu: “Untold Tales”

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

16/04/2026
İnci-Ali Gökmen ve Onur Gökmen.

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

16/04/2026
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas.

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

14/04/2026
Mutlu Aksu, Sen Nasıl İstersen, 2025, Tuval üzerine akrilik, 100x190 cm.

Mutlu Aksu: “Reality Show”

14/04/2026

Sanat Haberleri

Mutlu Aksu: “Reality Show”

“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” Galeri Nev İstanbul’da

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağı Ara Güler Müzesi’nde

“Masada III” Galeri Bu’da

Son Eklenenler

Ali Ekber Kumtepe: “Boşluk, Sessizliğin ve Yokluğun Görünür Hâli”

Toprakaltında Kalan Gerçek: Çernobil’in Türkiye Hikâyesi

Lucien Arkas Öncülüğünde Bir Kentin Sanatla Yeniden Yazılan Hikâyesi

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result