Instagram Facebook-f Youtube
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza
Ara
Ara
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Sanat Haberleri
  • Mimari ve Tasarım
  • Röportajlar
  • Makaleler
  • Köşe Yazıları
  • Sanatla Tasarlanan Mekanlar
  • Ayın Solo Sergisi
  • Youtube
  • Müzayedeler
  • Mağaza

İpek Duben: Kimlik, Cinsiyet, Göç ve Kültürel Ön Yargılar

İpek Duben: Kimlik, Cinsiyet, Göç ve Kültürel Ön Yargılar
Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

İlk kişisel sergisini 1979 yılında İstanbul’da açan İpek Duben, son 15 yıldır sanatçı kitapları ve yerleştirmeler üzerine yoğunlaştı. 1991-2001 yıllarında New York’ta yaşayan sanatçı bu dönemde başladığı ve izleyen yıllarda yoğunlaşarak sürdürdüğü sanatçı kitapları ve yerleştirmelerinde kimlik, cinsiyet, göç, kültürel önyargılar gibi konuları eleştirel bir perspektifle işliyor.

ÜMMÜHAN KAZANÇ

1990’ların başına kadar yalnız resim ve desen çalışmaları yapıyordunuz. 1991’den sonra farklı malzemeler kullanarak sanatçı kitapları, multimedya yerleştirmeler, üç boyutlu işler ve video filmleri yapmaya başladınız. Sanatın bu alanına geçiş nedenleriniz nelerdir? Tekrar resme dönmeyi düşünüyor musunuz?

Geçişler çok doğal oldu. 1991’den sonra bir süre tuval üzerine çalışmaya devam ettim fakat tuvale ek olarak ahşap parçalar da kullanmaya başladım. 1991’de Maçka Sanat’ta açtığım serginin üslup ve içerik olarak bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. 1981-82 yıllarından ‘Şerife’ dizisi sonrasında, tüm 80’li yıllar boyunca, New York’taki sanat eğitimimin etkisinde dışa-vurumcu soyut figürasyon türü çalışmalar yapıyordum. 1987’de Maçka Sanat’ta açtığım sergi anonim yüzler, portrelerdi, Giacometti ve Cézanne çizgisindeydiler. Değişim 1991’de oldu; kendi kimliğimi sorguladığım, minyatür ve soyut dışavurumcu üslupları yan yana getirdiğim işlerdi bunlar. Bu değişim çok önemliydi çünkü bütünüyle özgün bir çıkış noktasından yeni bir dil oluşturmaya başlamıştım. Minyatür geleneğinin modern soyut ile birleşimi bir tür post-modernist yaklaşımdı ayrıca. Bu sonuç kendiliğinden oluştu yani yaşamımda izlediğim ve hissettiğim doğulu ve batılı olma arasındaki karşıtlıkları bir senteze ulaştırabilir miyim meselesi kendi resim dilini oluşturdu. Aynı zamanda kendi kimliğim üzerinden yaptığım bu resimler bir tür otobiyografiydiler. Bu resimler bana bir nevi defter formatına girdiğini fark ettirdi. Minyatür ile el yazmalarına doğru gittiğimi fark ettim. Daha sonra 1992’de, New York’ta ürettiğim işlerde tuval ve ahşabı birlikte kullanarak açık ve net olarak kitap/defter sayfaları formatını kullanmaya başladım. Ahşap bölümleri el yazmalarında gördüğümüz süslemeler ile bezemeye başladım. Kimi işlerde de ahşap bölümler kitabın sırtını oluşturuyordu. Bunları izleyen ve 1994’te sonlandırdığım projem ‘Manuscript 1994’ açık bir şekilde ortaçağ el yazmalarına ‘manuscript’lere gönderide bulunuyordu. ‘Manuscript 1994’ yapısal olarak sanatçı kitabı formatını aldı ve bütünüyle kendi otobiyografimin görsel metnini içerdi. Bu işin bir parçası da kendi yazdığım bir şiirdir yani görsel metnin yazınsal metne dönüşmüş hali. ‘Manuscript 1994’ yaptığım ilk sanatçı kitabıdır, sergileniş biçimi de yerleştirme formatıdır. 1994’ten beri sanatçı kitapları ile yerleştirmeler yapmaya devam ettim ve her türlü malzemeden yararlandım. Metal, ahşap, bez, fotoğraf, video olsun malzemeyi seçerken amacım meselemi en doğru ve etkin şekilde anlatabilmekti. Resme dönmek diye bir şeyi düşünmüyorum, resmi bırakmak diye de bir şey de düşünmemiştim. Söylemek istediğim şeye uygun dil, malzeme, format neyse onu kullanıyorum.

Son 15 yıllık çalışmalarınızdan sanatçı kitapları ve yerleştirmeler üzerine yoğunlaşan “İpek Duben: Bir Seçki 1994-2009”adlı serginiz Akbank Sanat’ta yer aldı. Büyük ilgi gören bu serginiz ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Sanatçı kitaplarını oluşturma fikri nasıl doğdu?

Anlattığım gibi ilk sanatçı kitabım ‘Manuscript 1994’, ama ondan önce 1991’de sergilediğim ‘İzler’ ve onu izleyen ‘Kayıt’ dizileri beni bu formata getirmişti. ‘Manuscript 1994’ kendi kimliğimi konu edindiğim son işim. Ondan sonra 1998’de başladığım ve 2001’de sonlandırdığım ‘LoveBook/AşkKitabı’ var. 1998’de New York eyaletinde ağırlıklı olarak metal çalışan bir atölyede resident artist olarak çalışırken arşivimde bulunan aile içi şiddet ve namus cinayetleri konusunu çelik plakalara işleyerek çelik bir kitap yapmaya başladım. ‘LoveBook’un bir de kaide işlevi gören çelik masası var. Kitap yerleştirme olarak sergilenmediği zaman bir heykel-kitap oluyor. Yerleştirmede mekân sorgulama ve itiraf odasına dönüşüyor. Bu dönüşümü ışığın niteliği ve düzeni ile elde ediyorum. Buna bir ışık enstalasyonu da diyebiliriz. LoveBook’u LoveGame projesi izledi. Bu projeler aslında ikiz enstalasyondur. LoveGame yerleştirmesi aşk ve namus adına yapılan cinayetlerin bir rulet oyununa dönüştürüldüğü, renkli ışıklar ve aynalarla donanmış, geri planda İngilizce ve Türkçe aşk şarkılarının duyulduğu ve seyirciyi cinayete ortak olacağı bir oyuna davet eden kumarhane ortamı. Sergideki beş yerleştirmeden biri de 2003 tarihli kartpostallar ile 2004 tarihli videoydu. Her iki iş ‘What is a Turk?’ projesinin parçaları. 1896-1997 arasındaki yüzyıl içinde Türkiye’yi ziyaret eden çeşitli mesleklerden batılıların Türkler hakkındaki ön yargıları ve kalıpçı görüşlerine karşı eleştiri getiriyor ve gözlemlerini de sergiliyor. Kartpostallarda kullandığım aynı döneme ait portreler ve Türkiye’den insan manzaraları tabi önyargılarla gerçeği karşılaştırmak amaçlı. Video, tarihi günümüze taşıyarak İstanbul’da çeşitli süreler yaşamış ve yaşamakta olan yabancıların kendi deneyimlerine dayanarak kartpostallarda alıntılanan görüşleri tartışmalarını sağlıyor. Bu projenin devamı olarak Türklerin yabancılara, ‘öteki’ne karşı besledikleri önyargıları incelemek istedim. Sergideki son iş ‘Elveda Yurdum/Farewell My Homeland’ adlı sanatçı kitabının iki video ile birlikte kurulan yerleştirmesi. Bu işimde yine yirminci yüzyıl boyunca dünyanın her tarafında yurtlarından zorla göç etmeye maruz bırakılan insanların yabancı coğrafyalara geçerken sınırlarda ve kamplardaki görüntüleri ve ifade ettikleri duyguları, travmaları söz konusu. Serginin büyük ilgi görmesi gezenlerin ifadelerine göre kendi yaşamlarında buldukları ya da şahit oldukları birçok mesele ile -aile fertlerine ve çocuklara uygulanan şiddet, namus cinayetleri, ırkçılık, etnik savaşlar gibi- vicdanlarını rahatsız eden olaylarla, sergi mekânında karşı karşıya gelmeleri, yüzleşmeye ve düşünmeye mecbur kılınmaları. Sergiyi tipik sergi izleyicisi olmayan birçok kadın, erkek, her yaştan insan izledi ve çok etkilendiklerini dile getirdiler. Sanatçı olarak işlerimin galeriyi aşarak daha geniş bir algılama ortamına ulaşmış olmasından mutlu oldum.

“Geçiş”, “Elveda Yurdum”, “What is a Turk?”, “Seni Hep Seveceğim”, “Batıdan Haberler”, “Artemis” ve “Manuscript 1994” diğer yerleştirme çalışmalarınız. Siyaset bilimi ve sosyoloji alanlarında aldığınız eğitimin etkilerini bu çalışmalara nasıl yansıyor?

Yukarıda anlattığım bu projeler sosyal ve siyasi konuları içeriyor. Belgesel bilgiyi sanata dönüştürürken sosyal bilimlerden edindiğim disiplin ve gözlemleme yöntemlerinin arka bilincimde olması çok önemli. Demagoji yapmadan gerçeği dengeli bir şekilde yansıtmak ve sanat olarak seyirciye yaşatmak, hissettirmek önemli. Ama klasik anlamda sanatın ne olduğunu da bilmek gerekiyor. Yalnız bilgi aktaran kavramsal sanat insana kitap okumayı tercih ettirebiliyor.

Chicago Üniversitesi’nden siyasal bilim dalında master, New York Studio School’dan sanat dalında lisans, Mimar Sinan Üniversitesi’nden sanat tarihi dalında doktora dereceleriniz bulunuyor. Yoğun sanat çalışmalarınız yanı sıra sanat ve eleştiri üzerine yayınlarınız da bulunuyor. Bu yayınlarınızla Türk sanatına başka bir açıdan destek veriyorsunuz.

Uzun yıllar Türk sanatı dışarıya açılmalı diye uğraş verildi. 90’lı yıllarda bu alanda büyük patlama oldu. Bugün Türk sanatçıları dünyanın önemli sanat merkezlerinde yer alabiliyor. Bunu belli kurum ve kuruluşlar da destekliyorlar. Eksik olan içinde bulunduğumuz günün geçmiş ve gelecek ile bağlantılarının düzeyli bir şekilde yazıya dökülmesi, yani hafızamızı tazelemek ve zenginleştirmek durumundayız. Genç kuşakları ve sanatı destekleyenleri sanata karşı daha duyarlı yapmak için bilgilendirmemiz gerekiyor.

Bugüne kadar birçok ödül ve burs kazandınız. İstanbul Modern; Museum Voor Volkenkunde, Rotterdam; İstanbul Büyükşehir Müzesi, İstanbul; Türk-İngiliz Kültür Derneği-ITBA koleksiyonlarında Amerika, Japonya, Fransa, Türkiye, İngiltere’deki özel koleksiyonlarda eserleriniz bulunuyor. Bu başarılarınızın ardından gelecek ile ilgili planlarınız nelerdir?

Olayları izleyerek çalışmaya devam edeceğim.


Yazı ARTAM Global Art Dergisi’nin, Nisan-Mayıs 2010 (sayfa 58-61) sayısında yayınlanmıştır.

Ümmühan Kazanç

Önceki Yazı

Tony Cragg ve Heykelleri

Sonraki Yazı

Ahmet Elhan : “Asıl Gerçek, Gerçeğin Ne Olup Olmadığı Sorusudur.”

Art Column

Art Column

2013 yılında bir Google Blog ile kurulan Art Column – Sanat Sütunu, 2024 yılında tüm yayın kanallarını bir çatı altında topladığı web sitesi üzerinden dijital sanat yayıncılığı yapmaya devam ediyor. Yazılar, makaleler, röportajlar, reels videolarının yanı sıra sanat galerilerinin, müzelerin ve sanat kurumlarının sergi ve etkinlik haberlerine tüm kanallarında yer veriyor.

Benzer Haberler

Reyhan Sezgin, Sezgin Marble.
Röportajlar

Taşın Hafızasını Okumak: Reyhan Sezgin ile Anadolu’nun Sessiz Tanıkları

22/01/2026
Bitmeyen Karnaval: Çağrı Dizdar ile “ARAF” Üzerine
Röportajlar

Bitmeyen Karnaval: Çağrı Dizdar ile “ARAF” Üzerine

12/01/2026
Cem Sağbil ile Paris’te Kamusal Alanda Heykel, Sorumluluk ve Zamansızlık Üzerine
Röportajlar

Cem Sağbil ile Paris’te Kamusal Alanda Heykel, Sorumluluk ve Zamansızlık Üzerine

08/01/2026
Küratör Çelenk Bafra.
Röportajlar

Yukarı Bakarken Bastığımız Yeri Hatırlamak: Çelenk Bafra ile 7. Mardin Bienali Üzerine

04/01/2026
Meltem Sırtıkara.
Röportajlar

Sanatçının Varoluş Süreci: Meltem Sırtıkara ile ‘Merdiven Bir Dairedir’ Üzerine

03/12/2025
Hazer Özil, Fotoğraf: Barış Acarlı.
Röportajlar

Hazer Özil: “Dirimart’ın hikâyesi, bir bakıma İstanbul’un çağdaş sanat serüveninin de hikâyesiyle paralel ilerledi.”

02/12/2025
Sonraki Yazı
Ahmet Elhan : “Asıl Gerçek, Gerçeğin Ne Olup Olmadığı Sorusudur.”

Ahmet Elhan : "Asıl Gerçek, Gerçeğin Ne Olup Olmadığı Sorusudur."

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025

Mavi Melike Çatkın

12/01/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Reyhan Sezgin, Sezgin Marble.

Taşın Hafızasını Okumak: Reyhan Sezgin ile Anadolu’nun Sessiz Tanıkları

22/01/2026
Semiha Berksoy Sergisi İstanbul Modern’de: Tüm Renklerin Aryası

Semiha Berksoy Sergisi İstanbul Modern’de: Tüm Renklerin Aryası

22/01/2026
Hilal Can.

“Islık Çalan Hafıza” Sergisi Yapı Kredi Müzesi’nde

22/01/2026
Haldun Dormen Hayatını Kaybetti: Türk Tiyatrosu Yasta

Haldun Dormen Hayatını Kaybetti: Türk Tiyatrosu Yasta

21/01/2026

Sanat Haberleri

Semiha Berksoy Sergisi İstanbul Modern’de: Tüm Renklerin Aryası

“Islık Çalan Hafıza” Sergisi Yapı Kredi Müzesi’nde

Haldun Dormen Hayatını Kaybetti: Türk Tiyatrosu Yasta

Claire Arkas’ın 14. Kişisel Sergisi “Işığın Aralığı”

Son Eklenenler

Taşın Hafızasını Okumak: Reyhan Sezgin ile Anadolu’nun Sessiz Tanıkları

Semiha Berksoy Sergisi İstanbul Modern’de: Tüm Renklerin Aryası

“Islık Çalan Hafıza” Sergisi Yapı Kredi Müzesi’nde

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things – do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

No Result
View All Result