• Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
Ara
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza
  • Ana Sayfa
  • Ayın Solo Sergisi
  • Haberler
  • Mimari ve Tasarım
  • Mekanlar
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
  • Makaleler
  • Youtube
  • Mağaza

Çağın Torunlarına Bir Mektup: Neo-Kapitalist Hafıza Siyasetinin Gençler Üstündeki Olumsuz Egemenliğine Karşı 

Beral Madra

Beral Madra

Facebook 'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp ile GönderLinkedin'de Paylaş

Umberto Eco geride bıraktığı Çağın Torunlarına Bir Mektup günümüzde sınırsız bir iktidara sahip olan Neo-kapitalist hafıza siyasetinin gençler üstündeki olumsuz egemenliğine karşı önemli  bir uyarıdır. Bu mektuptaki “Biz hayata geldiğimizde, yüz binlerce sene önce birçok şey zaten yaşanmıştı. Biz doğmadan önce ne olduğunu öğrenmek önemli çünkü bugün birçok yeni şeyin neden olduğunu anlamaya yarar” sözleri belleksizlik temelindeki bilgi ve bilinç yoksunluğunun sonuçlarına dikkat çekiyor.(1)

Belleksizliğe karşı günümüzde görsel dil, görsel düşünce, görsel yaratıcılık alanındaki üretimlerde bireysel ve toplumsal bellek bağlamında siyasal, tarihsel, geleneksel, sosyolojik ve özgeçmişlere ilişkin içerikler, kavramlar, metaforlar, belgesel malzemeler yer almaktadır. Bu üretimlerin topluma sunulmasının gerekliliği modern ve çağdaş sanat müzelerinin ana işlevi olmuştur; bu açıdan bu kurumlar gerektiği gibi işletilirse toplumsal belleğin zengin imge deposudur. 

Çağdaş sanat alanındaki 45 yıllık mesleğimde gerçekleştirdiğim sergilerde bu özellikleri son derece ilginç biçim ve estetikle yansıtan çok sayıda resim, üç boyutlu yapıt, yerleştirme, fotoğraf ve video sunuldu. Bunların büyük bir bölümü Türkiye’deki kamusal müze ve sanat merkezi altyapısının yetersizliği yüzünden koleksiyoncuların ve sanatçıların atölye ve depolarında bekliyor; ya da ne yazık ki artık mevcut değil. Bu yazıda ve daha sonraki yazılarımda bu yapıtları yeniden gündeme getirerek belleği canlandırmayı amaçlıyorum.

Serhat Kiraz, Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü, Copyright BM Çağdaş Sanat Merkezi.

1988’de Serhat Kiraz bağımsız sanatçı girişimi olan Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergilerinin bağlamında Dolmabahçe Sarayı Resim ve Heykel Müzesindeki Hareket Köşkü’nde (Sarayın depremde sığınak olarak kullanılan binası) kendine ayrılan odada iki duvarı bütün satırları karartılmış günlük gazete sayfalarıyla kapladı ve odayı pencerelere babaannesinin evinde saklı, savaş zamanlarından kalma kara perdelerle örterek kararttı. Perdelerin üstüne de kırmızı boya püskürttü. Odanın ortasına da gazeteleri sıkıştırmak için kullanılan adı işkence olan aletle sıkıştırılmış bir gazete yığınını yerleştirdi. 

Bu 1980 darbesiyle düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığına gönderme yapan görüntülerin karşısına çok daha vahim bir cezalandırmayı gösteren bir elektrikli sandalyede oturan insan figürü içeren bir imge yerleştirdi. Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü başlığını taşıyan bu yapıt, o dönemde gerçekleştirilen en etkin siyasal eleştiri içerirken bugün de anlamını koruyor. 

Patrick ve Anne Poirier, Copyright BM Çağdaş Sanat Merkezi.

1989 2. İstanbul Bienali’nde Fransız sanatçılar Patrick&Anne Poirier’in (ikisi de 1942 doğumlu) Aya İrini’nin ana mekanına yerleştirilen büyük demir çerçeveli triptik Anadolu uygarlıklarının belleğini etkin bir biçimde gündeme getiren, zamanında satın alınsaydı, şimdi toplumun hayranlıkla izleyeceği bir yapıttı. Patrick ve Anne Poirier fotoğrafçılık, çizim, enstalasyon ve anıtsal kamusal heykel gibi çeşitli medyalarda çalışmış olmalarına rağmen, eserleri her zaman hafıza, arkeoloji, harabeler, memento mori, parçalanma, kayıp ve hatırlamayı çevreleyen temalarla ilgilenmiştir. Bunu dile getirirken, “cehaletin veya kültürel belleğin yok edilmesinin her türlü unutulmayı, yanlışlığı ve aşırılığı beraberinde getirdiğine ve elimizdeki tüm mütevazı araçlarla bu genelleşmiş bellek yitimine ve yıkıma karşı koymamız gerektiğine inanıyoruz” diyorlardı. 1989 yazında Aphrodisias’a gittiler; genç bir sanatçı olan Selim Birsel onların asistanlığını üstlendi. Sanatçılar Aphrodisias’taki zengin heykel birikiminden seçtikleri parçaların kâğıt kalıplarını aldılar, triptik’in içine yerleştirdiler ve triptiğin kenarlarına gaz lambaları astılar. Apsis’in altındaki dar geçitte ise 12 adet teneke vitrincik içinde yine bu papier mache heykel parçaları yer alıyordu. Bunlardan dört adedini yok edilmeden önce korumak üzere aldım. Türkiye’de çok önemli arkeolojik araştırmalar değerli arkeologların çabasıyla sürdürülüyor. Öte yandan Neo-kapitalist düzenin olumsuz müdahaleleriyle bu mirasın zarar gördüğüne de tanık oluyoruz. 

Dimitri Alithinos, Copyright BM Çağdaş Sanat Merkezi.
Dimitri Alithinos, Copyright BM Çağdaş Sanat Merkezi.

1991’de Yunan sanatçı Dimitri Alithinos yapıtlarını 1981’den bu yana dünyada dolaşarak seçtiği yerlere saklıyordu; Maçka parkında da 4 metre çapında gümüş kaplama bir demir diski sakladı. Bu yapıtın bir bellek olarak saklanması anlamını taşıyordu. Sanatçı bizi eksik olan bellek enerjisi konusunda bilinçlendiriyordu. Başka bir deyişle Alithinos, saklanmış olanın varlığı yoluyla hakiki olanı vurguluyordu. Alithinos burada soğukkanlı ve iyi düşünülmüş bir stratejiyle, sanat sistemini sorguluyordu. Sanat yapıtının saklanması, görsel sanatı görünmez ve pazarlanamaz kılıyor ama yapıtın tinsel varlığı bir mit üretiyordu. Dev bir disk gümüş kağıtlarla kaplandı ve BM Galeri’de galeri duvarı önüne yerleştirildi. Bu durumuyla yapıt belagat ve nesnellik yansıtıyor, dilsiz ve çorak görünüyor ama sonsuz bir mükemmeliyet simgeliyordu. Minimalizmin eksiltici karakteri izleyicinin algı gücüne ve deneyimine göre yorumlanacaktı. Sanatçı bu yapıtı, her tarafında yüzlerce yıllık kültür ögeleri görünen İstanbul’da bir yere saklamak istiyordu ve İBB’den alınan izinle Maçka Parkı’na gömüldü ve orada duruyor. Biz İstanbul’da çoğu kez hala yer altında saklı olan kültür ögelerini düşünürüz ama çelişkili olarak yer üstündekileri umursamayabiliriz. Görünmeyen kültür kalıntılarının tinsel enerjisi, mitleşmiş varlıklarıyla bilinç altımıza inatla yerleşmiştir.

Ayşe Erkmen, Am Haus (Evde), Copyright BM Çağdaş Sanat Merkezi.

1994’te Rene Block IFA müdürüyken Almanya’da üç kentte (Berlin, Stuttgart, Bonn) Türkiyeli sanatçıların sergisini gerçekleştirmek üzere Sabine Vogel ve beni küratörlüğe davet etti. Birlikte çalıştık ve İskele başlıklı bir sergi gerçekleştirdik. Türkiye’de üretilen çağdaş sanatın Avrupa’daki ilk kapsamlı gösterisi olan sergiden iki yapıt bellek üstüne önemli bir metafor oluşturuyordu. Ayşe Erkmen Berlin’de Kreuzberg’de Heinrichplatz köşesindeki binanın cephesine Am Haus (Evde) başlıklı, Türk diasporasını temsil eden Türk dili ile ilgili bir yerleştirme gerçekleştirdi. Dilbilgisinin ilginç bir yönü geçmişe ait söz dizimindeki miş-li geçmiş ekidir; bu ekin bütün biçimlerinin dizildiği yerleştirme kalıcı olarak Türklerin Almanya’daki varlığının belleğini oluşturuyor. 

Hale Tenger, Nezih Ölüm Gardiyanları, Copyright BM Çağdaş Sanat Merkezi.

İkinci iş ise Hale Tenger’in Bosna Hersek Savaşı üstüne Nezih Ölüm Gardiyanları başlığıyla gerçekleştirdiği anma ve bellek işiydi. Tenger, 1992-1995 Bosna Hersek savaşı sırasında Türkiye’ye göç edenlerin durumunu yansıtan bir araştırmanın sonucunu gösteren fotokopi haber belgelerini suyla doldurduğu 800 kavanozun içine yerleştirdi. Bu kavanozlar Stuttgart sanat merkezinin tiyatro salonunda oturma alanına yerleştirildi. 

Bu yıl Bosna Hersek’te Serebrenica katliamının 30.yılı dolayısıyla anma törenleri yapılacak

Türkiye’nin yerel ve küresel bağlamda siyasal, ekonomik ve kültürel krizlerle boğuştuğu günümüzde de Guy Debord’un şu sözleri durumu açıklıyor: “Tarihin ve hafızanın felce uğramasının, tarihsel zaman temeli üzerinde kurulu olan tarihin terk edilmesinin mevcut toplumsal örgütlenmesi olan gösteri, zamanın yanlış bilinci’dir.(2)

Zamanın yanlış bilicinin temelinde tarihsel geçmişle hakikat temelinde yüzleşememek ve belleği de eğlence ve tüketim kültürünün şatafatında eritmek yatıyor. Bellek içeren sanat üretimi bu şatafatı ters yüz ederek bilinç yolunu aydınlatıyor.

Beral Madra, Haziran 2025

Dipnotlar

1-https://medium.com/standart/umberto-eco-ve-çağın-torunlarına-bir-mektup-1f1a8f63df87

2-Guy Debord, 1967, Society of the Spectacle, 158, The spectacle, as the present social organization of the paralysis of history and memory, of the abandonment of history built on the foundation of historical time, is the false consciousness of time.

Etiketler: Am Haus (Evde)Ayşe ErkmenBeral MadraDimitri Alithinosgörsel dilgörsel düşüncegörsel yaratıcılıkGünlerin Görüntüleri - Bugünün GörüntüsüHale TengerNeo-Kapitalist HafızaNezih Ölüm GardiyanlarıPatrick ve Anne PoirierSerhat KirazSiyasetinin Gençler Üstündeki Olumsuz EtkisiUmberto Eco
Önceki Yazı

Tepta, La Misericordia Kültür Merkezi’nde

Sonraki Yazı

İnsanoğlunun Sebebi ve Kurbanı Olduğu İklim Krizi Sergisi Arkas Sanat Alaçatı’da

Beral Madra

Beral Madra

Beral Madra (1942, İstanbul), Türk sanat eleştirmeni, yazar ve çağdaş sanat küratörü. 1980'li yıllarda çağdaş sanatın yurt içinde ve yurtdışı temsili için gerekli kurumsal altyapıların oluşturulmasında önemli rol oynamış olan Beral Madra, 1987'de 1. İstanbul Bienali'nin ve 1989'da 2. İstanbul Bienali'nin genel koordinatörlüğünü üstlendi. Türkiye'de küratörlüğün tanımlanmasına ve profesyonelleşmesine öncülük eden ilk kuşak küratörlerdendir.

Benzer Haberler

Beral Madra
Köşe Yazıları Arşiv

Satranç ve Sanat

02/04/2026
Beral Madra
Köşe Yazıları Arşiv

Sanat ve Ölüm

02/04/2026
Beral Madra
Köşe Yazıları Arşiv

Sanat-Siyaset-Ekonomi-Arabuluculuk

02/04/2026
Beral Madra
Köşe Yazıları Arşiv

“Sanat, Şiddeti Ortadan Kaldırmalıdır, Yalnız O Yapabilir Bunu.” (Lev Nikolayeviç Tolstoy) 

02/01/2026
Beral Madra
Köşe Yazıları Arşiv

Komşular Birleşin!

18/04/2026
Beral Madra
Köşe Yazıları Arşiv

Sanat Üretmek Bir Ortak Bağımlılık Alanı mı Oluşturuyor?

08/09/2025
Sonraki Yazı
İnsanoğlunun Sebebi ve Kurbanı Olduğu İklim Krizi Sergisi Arkas Sanat Alaçatı’da

İnsanoğlunun Sebebi ve Kurbanı Olduğu İklim Krizi Sergisi Arkas Sanat Alaçatı’da

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • En Son
Tatsuru Arai, Face of Universe

“The Cube”: Dijital Sanatın Yeni Merkezi

22/11/2025
Koramiral Ekmel Totrakan, karada, denizaltında paşalar gibi resim yapıyor

Koramiral Ekmel Totrakan, Karada, Denizaltında Paşalar gibi Resim Yapıyor

14/12/2025
Küratörler Eda Berkmen ve Selen Ansen, Folia Sergisi, Abdülmecid Efendi Köşkü, 21 Eylül 2025 - 1 Mart 2026.

Ömer Koç’un “Büyülü Bahçesi” Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Sergileniyor

20/09/2025
Ambivalans, 2023, tuval üzerine yağlıboya, 60x90 cm.

Mavi Melike Çatkın

15/03/2026
Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

Sanatçı Kadınlar Derneği’nden “Mutant” Projesi

4
Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı: İğne Oyaları

3
Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

Ressam Reşat Ceylan’ın Görünmeyeni Görünür Kılan Gizemli Portreleri

2
Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

Burçin Erdi: “İnsan Ruhu İçin Bir Gen Yok”

1
Gizem Kâhya İyem & Osman Nuri İyem, EVİN, 2026, Fotoğraf: Tolga İldun.

Gizem Kâhya İyem ile “Uzun Soluklu Bir Yolculuk: EVİN’in 30 Yılı”

21/04/2026
Edirne Bienali 2026: “Köprüler” Temasıyla Kurulan Çok Katmanlı Bir Sanat Alanı

Edirne Bienali 2026: “Köprüler” Temasıyla Kurulan Çok Katmanlı Bir Sanat Alanı

20/04/2026
Onur Erler’den “İç Kimse”: Dijital Benliğin Sessiz Arkeolojisi

Onur Erler’den “İç Kimse”: Dijital Benliğin Sessiz Arkeolojisi

20/04/2026
Mithat Şen’den “Yeryüzü Gökyüzü”: Selvinin Dikey Hafızası

Mithat Şen’den “Yeryüzü Gökyüzü”: Selvinin Dikey Hafızası

20/04/2026

Sanat Haberleri

Edirne Bienali 2026: “Köprüler” Temasıyla Kurulan Çok Katmanlı Bir Sanat Alanı

Onur Erler’den “İç Kimse”: Dijital Benliğin Sessiz Arkeolojisi

Mithat Şen’den “Yeryüzü Gökyüzü”: Selvinin Dikey Hafızası

Serkan Demir: “Gezegeni Sevgi Dolu Sanıyorduk”

Son Eklenenler

Gizem Kâhya İyem ile “Uzun Soluklu Bir Yolculuk: EVİN’in 30 Yılı”

Edirne Bienali 2026: “Köprüler” Temasıyla Kurulan Çok Katmanlı Bir Sanat Alanı

Onur Erler’den “İç Kimse”: Dijital Benliğin Sessiz Arkeolojisi

E-posta Bülteni

Haber bültenimize katılın, yeni içeriklerimiz e-postanıza gelsin.

* indicates required
/* real people should not fill this in and expect good things - do not remove this or risk form bot signups */

Intuit Mailchimp

  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Sanat Haberleri
  • Hesabım
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Gizlilik ve Çerez Politikası

© 2025 ArtColumn, Tüm hakları Saklıdır.

info@artcolumn.com.tr

Bültenimize Abone Olun

Yeni içeriklerimiz yayınlandığında ilk siz haberdar olun.

    No Result
    View All Result